Veysi Dündar yazar Oral Çalışlar’la konuştu: “Türkiye’nin gelişmişlik düzeyi…”

0

Oral Çalışlar siyasi hayatı yakından izleyen yazarlardan. Şimdilerde Posta gazetesinde yazıyor.

Kimdir?

Mersin / Tarsus doğumludur. Liseyi Tarsus Amerikan Koleji ve Tarsus Lisesi’nde tamamladı. Ortadoğu Teknik üniversitesi, İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okudu. SBF Sosyalist Fikir Kulubü Başkanlığı, Ankara Üniversitesi Öğrenci Birliği Genel Sekreterliği ve Dev-Genç Merkez Yürütme Kurulu üyeliği yaptı. Türk Solu ve Aydınlık dergilerinde yazılar yazdı. Bir ara günlük Aydınlık gazetesinin genel yayın yönetmenliğini de yaptı.

Cumhuriyet ve Radikal gazetelerinden sonra Posta gazetesine yazar oldu.

Yazarımız Veysi Dündar son siyasi olaylar üzerine kendisiyle görüştü.

Veysi Dündar (VD): CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İstanbul’da Yerel Yönetimler ve Adalet Sempozyumu’nda, “Bu ülkede adalet yok” dedi ve Türkiye’nin OHAL sürecine girerken, kendini Birleşmiş Milletler’e ihbar ettiğini söyledi.  Bu yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?  

 

 

 

Oral Çalışlar (OÇ): OHAL 15 Temmuz’un ardından kısa süreliğine ilan edilmişti. Şimdi kalıcılaştığını görüyoruz. Normal bir demokratik rejimde olmayacak gelişmeler yaşıyoruz. Muhalefet ise, hala milliyetçilikle ve otoriterlikle arasına sınır çekemiyor. Örneğin Kürt meselesinde hala milliyetçi bir yerden bakıyor.

 

 

 

Otoriterleşme eğilimi darbe girişimi sonucu

VD: Türkiye’de bir şeyin dışında her şey konuşuluyor; KHK mağdurları ve içerde bulunan gazetecilerin durumu… AYM’nin verdiği kararlar bile uygulanmıyor. Hukukun bu duruma gelmesi bizi her anlamda etkiliyor. Sermaye dışarı kaçmaya çalışıyor, yatırım yapılmıyor, ekonomi her geçen gün kötüye gidiyor. Bu durumun sürdürülebilirliği var mı? 

OÇ: 15 Temmuz darbe girişiminden sonra iktidarın kimyası bozuldu ve otoriterleşme eğilimi güç kazandı. Ekonomi de bu durumdan olumsuz yönde etkileniyor. Türkiye’nin gelişmişlik düzeyi, bir otoriteleşmeye izin vermeyecek olgunluktadır.   

VD: Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda, konuşmasının tamamını, Afrin Harekatına ayırdı. Hedefinde yine Amerika Birleşik Devletleri vardı. Trump ile yaptığı telefon görüşmesine değindi. “Harekat kısa sürsün” açıklamalarına “Eğer biz sahip olduğumuz gücü kullansak bu operasyon birkaç günlük iştir. Ama biz sivillerin güvenliğini de hesaba katıyoruz” dedi…  Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?   

OÇ: Afrin operasyonu, maalesef çözemediğimiz Kürt sorununun bir uzantısı. Çözüm sürecindeki hedef, PKK’nın silahlarını bırakması ve Türkiye’yi terk etmesiydi.  Sorun yeniden silahlara havale edildi. Afrin operasyonu bitince ne olacak? Çözülemeyen Kürt sorunu durdukça yeni kargaşalık üretmeye devam edecek. 

VD: Makalenizde “Türkiye, bölgedeki çok karmaşık dengeler içinde, kendi güvenliğini, geleceğini sağlama almak istiyor. ABD ve Rusya gibi iki süper devletin yüklendiği bir coğrafyada siyaset yapmak, yol açmak, kolay değil. Bu bir gerçek” diyorsunuz…  Bu dengeler, taşlar yerine oturacak mı?   

OÇ: İki süper devleti cesaretlendiren, hareket kabiliyetlerini artıran, bölgedeki otoriter rejimler ve değişik mezhepler ve etnik topluluklar arasında bitmeyen savaşlar ve kavgalardır. Demokrasi bu coğrafyanın temel meselesidir. Farklılıkların bir arada yaşayabileceği yeni bir zihniyet iklimi oluşmadıkça daha çok kargaşa yaşamaya devam ederiz.

“Umudu yitirmemeliyiz”

VD: Geleceğe ilişkin kaygılarımızı, umutlarımızı, eleştirilerimizi ifade edebildiğimiz ortamları korumak ve daha özenli olmak zorundayız. Bu hassasiyeti hepimiz göstermeliyiz.  Siyasiler, kanaat önderleri, yazılı, sesli ve görüntülü basın…  

Bu çerçeveden baktığımızda, birlikteliği sağlamakta ne kadar sıkıntı yaşadığımız aşikâr. Toplum olarak psikolojimiz bozuldu esasında.  Meseleleri bu açıdan ele aldığımızda gelecekten umutlu musunuz?  

Siyasetçilerin gerginliği sokağa yansıyor belki bir noktaya kadar anlamak gerek… Ancak, konuşmaya ve tartışmaya ihtiyaç var. Makul, anlaşılabilir bir konuşma zeminini oluşturmalı ve korumaya çalışmalıyız.  Bunu başarabilecek miyiz? 

 OÇ: Umudu yitirmemeliyiz. Bu ülke çok zorluklar sıkıntılar yaşadı. Ancak, toplumsal sağduyu sonunda kendini kabul ettirdi.  Halka güvenmek gerek, kimler geldi kimler geçti. Bunlar da geçer…

Seçimlerle ilgili beklenti
VD: Böyle zamanlarda, toplumsal duyarlılığın dikkate alınması gerekir. Silahların konuştuğu, gencecik çocukların tabutlarının geldiği bir fırtınanın ortasındayız. Lafı tartarak söylersiniz. İtirazınız varsa bile, sözünüzü seçerek konuşursunuz. Gelin görün ki bu hassasiyet yok ve gerildikçe geriliyor.  İtidalli olmak gerekiyor. 

Muhtemel 2018 ya da 2019 seçimleri için öngörünüz nedir? Partilerin muhtemel ittifakları ya da platform oluşturmaları üzerine ne dillendirilebilir?   

 OÇ: Beklenin aksine sürprizler olabilir. Muhalefet doğru tercihler yaparsa, başarı kazanabilir. Unutmayalım iktidarla muhalefet arasında bir kaç puanlık fark var. Bu değişemez mi? Değişebilir.

2019 yeni bir Türkiye’nin doğuşu olabilir.

CEVAP VER