Veysi Dündar yazdı: Başvekil’in Son 24 Saatine Dair

0

17 Eylül 1961’in yıl dönümündeyiz. Sn. Erdoğan’ın sözleri ile; “Menderes ve arkadaşlarını darbe mahkemelerinde yargılayanlar, milletimin vicdanında mahkûm oldu.”

Bu söze katılmamak mümkün mü? Öte yandan Erdoğan’ın birlikte ittifaka durduğu MHP (bazen Mehape de oluyordu eski zamanlarda) ebedi lideri Alparslan Türkeş 27 Mayıs darbesini Türkiye’ye duyuran isimdi.

15 Temmuz günü yanılıp da birliğine giden askerler hapiste 2. yılı doldurdu. Ancak 27 Mayıs darbesinin sözcülüğünü görevi gereği yapmış Alparslan Türkeş’in banisi olduğu MHP Cumhur İttifakının paydaşı.

Tarih bazen çok yakın, bazen çok uzak.

27 Mayıs darbesini eleştirmek kolay, çelişkileri açıklamak zor.

Aslında yanıt son derece basit: Tarih tarihçilerin işidir.

Onlardan bugünün siyasetine hasat yapmak son derece tehlikeli sularda yüzmektir.

Benim sinema maceramda içime ukde bırakan proje Menderes’i resmetme gayretim olan “Başvekil’in Son 24 Saati” idi. Fragmanda Menderes’i ben canlandırmıştım.

Rahmetli Aydın Menderes ile de üzerinde tezekkür ettiğim projeyi hayata geçirmiş, ama kaynak yetersizliğinden maalesef tamamlayamamıştım.

Projenin fragmanını bu vesile ile paylaşıp en azından konuya dair gönlümüzün kırıklığını dosta düşmana anlatayım istedim.

27 Mayıs’ın bayram olarak kutlanıldığı günler geride kaldı. Hürriyet ve Anayasa bayramı idi. 27 Mayıs Anayasası özgürlükçü içeriğine karşın üzerindeki idam gölgesinden kurtulamadı. Darbeyi yapan askerler 10 yıl içinde anayasa için bol elbise demeye başladılar. 12 Mart’ta budayıp 12 Eylül’de kökten kestiler, 27 Mayıs anayasasını. Hala elimizdeki yegan evrak 12 Eylül’ün anayasa kitabı. Hani fırlatılınca kriz çıkaran cinsten.

Tevafuka bakın bir zamanlar krizleri dış güçler çıkarmıyormuş, anayasa kitabının fırlatılmasından kriz çıkıyormuş.

Dün devreye giren bir düzenleme 1.1.2023’e kadar şirket bilançolarında kur zararının yansımamasını dikte etti. Muhasebenin temel ilkelerini yerinden oynatacak bu düzenlemeyi duyururken tek merkezde yazıldığı belli olan bir ifade yer alıyor: “Dolar merkezli ekonomik saldırı operasyonuna karşı, Türk Lirası’nı ve reel sektörü korumak için…” diye devam ediyor açıklama.

Elbetteki kur artışının sonuçlarını yönetmek elzem ama bunu kanunlarla yapıp işin özünü aynı bırakmak, halının altını bir daha kimsenin halıda gezemeyeceği kadar da doldurmak manasına geliyor.

Menderes elbetteki 1961’de asılmasa 50 yıl daha ömrü olmazdı. Onu asanların değil, onun anıt mezarı var. Lakin Menderes’in devlet geleneği dahilinde sorumlulukları üstlenme, yönetme ve yerli yerinde tahlil etme konusunda mevcut siyasetçilere vereceği çok ders olduğu kanısındayım.

Siyasetçiler hatalarını sandıkta kaybederek ödemeliler.

27 Mayıs’ın acısı ve anısı aradan geçen onca yıla rağmen taze. Ülkemiz yaşanan onca acıya rağmen hala tam bir istikrara kavuşamadı. Hele ki içinde olduğumuz ekonomik krizin daha başında olduğumuzu bilmek, bizi geleceğe dönük konularda daha da karamsar yapıyor.
Siyasi iktidarın geçmiş hataları iyi etüd etmesi gerekiyor. Hele ki yazının girişinde belirttiğim üzere geçmiş ve bugün arasındaki köprüleri kurarken çok daha fazla hassasiyet gerekiyor.

Ben bir gün; “Başvekil’in Son 24 Saati”ni çekmeyi başarmak istiyorum. Bu sadece halk iradesini temsil eden bir siyaset adamına olan saygının ifadesi olmayacak. Bu aynı zamanda Türkiye’nin 1960’da yaşananları, bunun taraflarını, bugüne olan bağlarını anlatmak için de fırsat olacak.

Bunu yapabilirsek bir daha darbelerin olmayacağına inanç duyabiliriz.

CEVAP VER