Veysi Dündar’ın Haftasonu Ocakbaşı (5 – 11 Kasım 2018)

0

HAFTANIN OCAK DEVİRENİ

Kerameti kendinden menkul ahir zaman akademisyeni, kadrolu sanatçı gibi havuzun kenar kanallarında arz-ı endam ediyor. Türkçe ezan gibi sade suya tirit de olsa makul bir entellektüelle yapmaması gereken tartışmayı Öztürk Yılmaz ile yapma şansını dahi kullanamadı. Ekberin manasını bildiğini ama heyecandan şaşırdığını ifade etti. Ocak devrildi bir kere. Bir de neyin heyecanı? Televizyona çıktığı zamanlarda kıraat etse çoktan Nobel alırdı. Neyse onun bedeni, onun seçimi, onun saçı. Bize laf düşmez. Ama düşen ocak ağır ocak. Bizden hatırlatması.

HAFTANIN CILIZ OCAĞI

Selman Öğüt Ocağı devirdi, Öztürk Yılmaz da idare lambası gibi kendine bile ışık veremedi. Diplomat olacaksın, mevzu açacaksın, sonra iki lafın belini kıramadan kalacaksın. CHP’nin temsil için ekrana layık gördüğü diplomat CV’sinden bu kadar sınırlı bir ışığın çıkması hiç de umut verici değil. Bu kadar cılız kapasiteli ocaktan ne beklenir ?

Not: Selman Öğüt ile Özturk Yılmaz kavgasını gördüğümde Ocakbaşı malzemesi olduğunu sezmiş idim. Ayrıca dünkü portreye de mukayese maksatlı dahil ettim. Öztürk Yılmaz, Selman Öğüt’e bile yanıt veremez hali ile, bir de kendi parti başkanı ile itişmeye girdi. Sn. Öztürk’ü hariciyeye münasip bulanların belli ki boş anına gelmiş. Diplomasi bu kadar mı ayak altına alınır. Elhak !

HAFTANIN KAFASI KARIŞIK OCAĞI

Sn. Bahçeli Türkiye’nin sosyal ve siyasal bunalımın eşiğinde olduğu başlıklı diskurunda sanki iktidarla ittifak kuran kendileri değilmiş gibi tecahüli arif sanatı ile bir kez daha ortaya karışık bir tablo ile yarım aklımızı alıp götürdü. İktisat 1. sınıf öğrencisinin bile olamayacağı naiflikte bir ekonomi analizi içeren ve kerameti kendinde suçu “gavur”da gören bu enteresan yazı; “şair bize burada ne anlatmak, ne ifade etmek istemektedir?” tadında bir bakış açısı kazandırdı. Bahçeli’ye birisi yaklaşık 3 küsur yıldır hep destek tam destek dedikleri partinin 16 yıldır ülkeyi yönettiğini hatırlatsa iyi olacak.

HAFTANIN MİTOLOJİYLE DERTLİ OCAĞI

Sn. Bahçeli kafasının karıştığı malum yazısında fırsatı kaçırmamış mevcut ekonomik ve siyasi meseleleri bir şekilde Roma-Bizans’a bağlamıştı. Bu defa ona malzemeyi veren Uganda büyükelçimiz idi. Bu ortamda bizi şaşırtan Dilipak oldu. Neredeyse satırına itiraz edilemeyecek bir yazı ile işin aslını anlattı. Biz doğrudan yanayız. Dilipak ne diyorsa mevzu odur. Hadi 10 Kasım vesilesi ile bir katkı da Mustafa Kemal’den olsun. “Kurtuluş Savaşı Hektor’un intikamıdır” dediği rivayet olunur. Bizce de öyledir. Anadolu kadimliğiyle barışık kalacaktır. Bahçeli ne derse desin, bu ülkeyi her tür bunalımdan kurtaracaktır.

HAFTANIN OTONOM OCAĞI

Ahmet Hakan’ı geçen hafta enine boyuna yazdık. Kendi gazetesinde Faruk Bildirici de yazdı. Nefret dili söylemini bir güzel kendisine tebliğ etti. A. Hakan’ın tebellüğ etmeye niyeti yok. Lakin çember daralıyor. 5 milyon takipçili twitter hesabı 500 yorum bile üretmiyor. Hakan’ın 10 soruda 7 soruda 5 soruda 3 soruda formatı ilkokul 4 hayatbilgisi kitapları ile mukayese ediliyor. Kendi kendine yanıp sönen bir ocak olarak Ahmet Hakan yanardöner bir figür olarak varlığını sürdürmeye gayret ediyor.

HAFTANIN KAPANAN OCAĞI

Vergilerimizle yayın yapan TRT, öngörüleri tutmama konusunda öne çıkan İlnur Çevik ve Yiğit Bulut’un görevlerine son verdi. Bu profilleri danışman olarak istihdamda sorun yok. Tek yapacağınız ne derlerse tersini yapmak. Bu akılcı strateji danışmanlık gereğini açıklıyor. Buna mukabil devlet televizyonunda konuşturmak sıkıntı. Bilen var bilmeyen var. Mazallah çoluk çocuk itibar eder. Dizi seyrederken gözü kayar. Yanlış yollara sapar. Gayet hayırlı olmuş. Tebrik ederiz.

HAFTANIN TERS OCAĞI

Cezaevi ile övünmek herhalde akla gelmeyecek bir mebzulluktur. Cezaevi ile övünen Sri Lanka ya da Madagaskar hükümeti olsa vay be dersiniz. Bu nasıl bir medeniyet fakirliği. Ama bunu yapan mevcut iktidarın temsilcisi olunca şaşırmıyoruz. Harikasınız diyoruz. Ama soruyoruz da: Bina yapmışsınız da, bacasını niye temele koydunuz? Soba yandıkça evin içi duman dolsun diye mi?

HAFTANIN EN SAĞLAM OCAĞI

Ocak Medya’da Sn. Fehmi Koru’nun kimi yazılarına yapılan yorumlar değme makaleye taş çıkarır nitelikte. Ocak Medya özellikle Sn. Koru’nun yazılarında topladığı geniş katılım ve tartışma ortamı ile gittikçe daralan basın dünyasında vaha işlevini kendi çapında görüyor. Buna dikkat çeken blog tadındaki yorumların biraz da rol çalar halini tespit eden yorumlar da var. Bütün bu tablodan çıkacak ders ise; bir internet haber sitesinde bile görülen çok sesliliğe her alanda ihtiyaç duyulma gerçeği.

HAFTANIN DERT OCAĞI

Rahip evine döndü. Ajan değilmiş. Olan Cemal Enginyurt’a ve Iphone kıran yiğitlere oldu. Emeklilikte Yaşa Takılanlara önce destek twiti atıp sonra silen Enginyurt, bence ilahi adaletle karşı karşıya geldi. Iphone fiyatları 4 kat arttı. 15 bine Iphone satılıyor deniyor. Araba fiyatına. Arabalar da 300 bin olmuş. Ev fiyatına. Evlere biner, telefonlarla gezer, arabalarda uyuruz. Vatandaşı olmasak eğlenceli memleket.

HAFTANIN OCAĞI SÖNEN

Haftanın son iş günü hayata veda eden Çetin Çeki eski Türkiyenin tek kanallı hayatının unutulmaz sunucuları arasında idi. Sadece tek kanallı idi ama bugünün sözde çok kanalından daha çeşitli ve çok sesli günler idi. Bu günlerin renkle dolu kanallarında bulunmayan inandırıcı doku ile mücehhez günlerin anısı hiç unutulmayacak.

OCAKTA HAFTANIN KİTABI

Kadri Gürsel’in, “Ben de Sizin İçin Üzgünüm” kitabı bize Türkiye’de basının nasıl ve neden Dünyada en güvenilmezlik sırasındaki sağlam yerine ulaştığını açıklıyor. Erdoğan Demirören’in hiç kitap okumadan Milliyet gazetesini alabilme cüretini bu sayede öğrendik. Abdi İpekçi gibi bir gazetecinin yıllarca içinde yer aldığı Milliyet’i havuza emanet eden bu cüreti ifşa eden Kadri Gürsel’i ne kadar takdir etsek az.

OCAKTA HAFTANIN FİLMİ

KHK ile doktorlara doktorluk yapamazsın dendi. Che Guevara da bir doktordu. Onun Arjantin’i baştan aşağı gezip Latin Amerikanin kesik damarlarına vakıf olduğu dönemi anlatan Motosiklet Günlükleri bu haftanın filmi olmayı hak ediyor. 1950ler geçeli çok oldu ama Hipokratin modası hiç geçmez. Doktor siz ona doktor deyip demediğinize göre değil hipokrata verdiği sözle mesuldur.

OCAKTA HAFTANIN BEYOĞLU MEKANI

Lades Sn. Vedat Milor onaylı olmasa idi de, benim için özeldi. Sabah envai çeşit menemen ve yumurta ile başlayan gün öğlen ne güzel tencere yemekleri ile devam eder. Gece geç saate kadar karın doyurmak herkese ve her keseye Lades ile kolay gelir. Karşılıklı iki dükkan birbiriyle paslaşıp günün uyanık geçen saatlerinde yeme içmeyi kolay eder. Sadri Alışık sokağında ve benim de aile ticarethaneme komşu Lades için Beyoğlu’nun esnaf lokantalarının prensesi demek doğru tanım olsa gerek.

OCAKTA HAFTANIN İSTANBUL KÖŞESİ

Pastırma yazı uzuyor. Yine de yaprakların kızıl sarı dökülürken şehri en güzel süslediği aydayız. Gri olsa da gök bulutlar mavi ve beyazı çizecektir. Denizi ve renk cümbüşünü en güzel boğazın Anadolu yakasında görmek mümkün. Herkesin semti kendine ama ben Anadolu Hisarını tavsiye ediyorum. Anlatmak değil ama yaşamak mümkün.

OCAKTA HAFTANIN BESTECİSİ

Doktorları diri diri mezara gömen KHK doktorlara ne yerseniz yeyin diyor. Ben de Can Bonomo’nun “ne yazarsan yaz Doktor” diyen şarkısını seçtim. Belki de Hikaye Bitmemiştir kim bilir.

 

CEVAP VER