Veysi Dündar’dan Haftanın Portresi: Muhalif Seçmen

1

Nagehan Alçı bize sonsuza kadar AKP iktidarı öneriyor.
Nagehan Alçı’nın yazdıklarını okuduğumda haftanın portresi için seçime sadece 1 gün kala en uygun kişinin iktidar ittifakına oy vermeyen seçmen olduğuna karar verdim.

Özetlersek Nagehan Alçı’ya göre seçimlerde iki şık olması gerekiyor. Ya AKP’ye oy vereceğiz ya da AKP’ye oy vereceğiz.

Meraklısı yazıyı okusun.
Nagehan Alçı, varlığının devamını garantiye alacak şekilde tüm seçimleri her zaman kazanan bir AKP tasavvur ediyor.

Madem Nagehan Alçı için seçimden anlaşılan insanların oy attığı ama sonuçta AKP’nin kazandığı bir faaliyet, ben de bunun tam da karşısına bunu reddeden seçmenin portresini yerleştireyim istedim.

Her şeyden önce Nagehan Alçı’nın temsil ettiği tüm kavramların zıddını hayal etmemiz gerekiyor. Bunun en başında bir değerler sistemine sahip olmamız geliyor. Ne diyor Nagehan Hanım? “Ben önce şöyle düşünmüştüm ama yanlışmış” diyor. Biz buna değerlerine sahip olmamak, ak dediğine kara demek diyoruz.
Öyleyse bu seçmenin birinci özelliği, değerler sistemine sahip olması.

Değerler sisteminiz varsa N. Alçı gibi düşünmez, dolayısı ile geçmişte savunduğunuz doğruları yani kendinizi reddetmezsiniz.

Sonra ne diyor N. Alçı? Siyasi partilerin liderleri kavga ediyormuş. Oysa tüm seçim döneminde kavga eden sadece iki lider vardı. Neredeyse gölgeleri ile bile kavga ettiler. Bir hafta önce kara dediklerine 1 hafta sonra ak dediler. Kendilerinden olmayan seçmeni en hafifinden pasta kaymağına tabi obez olarak itham ettiler. O zaman hemen ikinci özelliği şu imiş bu seçmenin: kavgacı lider istemiyormuş. N. Alçı farkında olmasa da işin doğrusu bu.

Portremize konu seçmenin finansal yıkım ve sosyal çöküş istemediğine kuşku yok. Ancak N. Alçı bunu olası bir erken seçimin sonucu olarak öngörüyor. Siyasal iktidarın mükemmel, halk iradesinin ise çöküş ve yıkım gerekçesi olduğunu iddia edenlerin portremize konu seçmenler olmadığına eminim. Erken seçimin sadece muhalefet güçlü çıkarsa gündeme geleceğini öngörme ferasetinden yoksun olanların da N. Alçı da dahil olmak üzere bahsettiğimiz seçmen sınıfına girmeyeceği kanısındayım.

Portremize konu seçmen ömründe hiçbir zaman “serbest piyasa reformları“ gibi acaip bir ifadeyi bir arada kullanmamıştır. N. Alçı’nın kastettiği ancak tariften yoksun olduğu “yapısal reformları” Mehmet Şimşek’ten beklemiştir o seçmen. Ama o da tası tarağı toplayıp çoktan İngiltere’ye göçtü.

Seçmenimizin hiçbir zaman itibar etmeyeceği bir kavram da Hukukun Üstünlüğünün seçimi iktidar partisi kazanmazsa sağlanmayacağı iddiasına itibar etmektir.

Herşeyden önce iktidarı tahkir eden bu iddianın müellifi belli ki bilmediğimiz bazı bilgilere sahiptir. Ama portresini çizdiğimiz seçmen için hukukun üstünlüğü partilerden, seçimlerden münezzehdir. N. Alçı’nın kabullenmekte tereddüt etmediği durum seçmenimiz için kabul edilemez olandır.

Akparti’nin seçimi kaybettiği için temayüz eden bir “ceberut devletin” bir yerlerden neşet ederek önce özgürlüklerin vanasını tatile giden emekli teyze gibi kıstığına inanan N. Alçı’dan başka kim olabilir?
Ayrıca az oy aldığı için panikleyerek ekonomiyi batıran bir iktidarın bunu yapmaya hakkı olmadığını söylemek gerekecektir.
N. Alçı’nın buna niyeti olmadığına göre, bunu portremize konu seçmen yapacaktır.
Portremizde yer alan seçmen seçimlerde fazla oy aldığı için cezalandırılacağına inansa da oyunu vermekten çekinmez.
Literatürde buna cesaret de deniyor.
Yazımıza konu seçmenin bir özelliği de cesur olması.

İnsanları eşi ile değerlendirmek yakışık almaz. Her ne kadar KHK kapsamındaki cezalandırmalarda bunların emsalini görmüş olsak da. Lakin N. Alçı için eşine nazaran entelektüel birikiminin takdire şayan olduğunu ifade etmek gerek. Kaleme aldığı yazı üzerinden bana seçim öncesi tafsilatlı bir muhalif seçmen portresi çizme fırsatı verdi.
Eşinin futbol üzerine söylediklerinin neticesi belleklerde.

Yarın bu ülkeye kıymet veren herkes oyunu kullanacak. Herkesin oyu kıymetli.
Nagehan Alçı yazdığı yazıya istinaden oyunu belli ki AKP’ye atacak.
Ben AKP’ye oy atacakların hepsinin onun gibi düşünmediğine inanıyorum.
Ancak emin olduğum şu ki, bu ülkede muhalefete oy verecek bir Allah’ın kulu bile yazısında tasvir edilen gerekçelerin bir tanesine itibar etmeyecek.

Seçimleri ve tarihi geriye doğru analiz edip, kendisini hep haklı görmek isteyen bu “tarz-ı siyaset” yazık ki bu ülkede yaptığı başka yanlışların da hiçbir zaman muhasebesine tabi olmadı, faturasını ödemedi.

Hiçbir zaman ödememek için de bu gördüğümüz türde yazılarla gündeme geliyor. Korkak bir endişe ile güçten yana tavır gösteren Alçı ve benzerlerinin bize sundukları seçeneksiz siyasetin gerekçeleri de en az önerilen siyaset kadar yavan.
Verilen her oy kıymetli.
Kıymetsiz olan, aklı, yüreği, vicdanı ve onuru kiralık vermek.
Bunu yapmayan herkesin en doğru kararı vereceğine inancım sonsuz.

1 YORUM

  1. N.Alçı 7 haziran seçiminde oyu düşen iktidarda ajitasyon ve panik hali hasıl oldu, bu panik haliyle heyecan yaptı ve ekonomide yanlış kararlar alarak bugünki krizin temelini attı, yine bu panik ve ajitasyon halinin etkisiyle özgürlükleri kıstı diyor, 31 martta da oyu düşerse zaten oldukça kısılmış özgürlükler daha da ajite olan iktidar tarafından daha da kısılacaktır, hatasını anlayıp düzeltmesini beklerken daha kötü olucaksınız diyor, ben böyle anladım, çok hızlı alelacele okudum ama anladığım bu. Bu gerekçeyle oy vericek seçmen varmıdır bilmiyorum.
    8 nisanı Berat Albayrak açıklıycakmış, demekki kabinede kalmaya devam edicek ve bu da ekonomi kendini iyice bırakacak demek. Kararsızların takıldığı nokta beka, kurdistan, YPG, Suriye, Ekonomi ve Ülkenin imajı. AK partinin oyu düşerse ekonomi nasıl etkilenir acaba, çoğu ekonomist kriz derinleşir diyor, siyasi belirsizlik ihtimali artar ve buda piyasaları olumsuz etkiler ve neticede daha büyük bir ekonomik kaos oluşabilir ama diğer taraftan da bugünki yaşadığımız ekonomik sıkıntının tek müsessibi iktidardır. Zaten durum kritik ise, fenerbahçenin borcuyla devletimiz neden uğraşır ki, 700 milyon dolar kredi demirören grubuna verilirken tahsil edilememe gibi bir ihtimal göz önüne alınmışmıdır? Bence devletimizin kendisi tasarruftan bahsederken kendisi aksine savurganlık yapıyor..
    Hiçbir muhalif liderin erken seçim talebi yok imiş; eğer bir genel seçim olduğunda kazanacaklarına dair bir inanç oluşsun o vakit görmek lazım onları, erken seçim istiyorlarmı istemiyorlar mı?
    Hasılı AK parti zayıflasa ekonomik sıkıntı derinleşecek, güçlense maliye ve ekonomi bakanı damat Berat Albayrak sıkıntı yine büyüyecek.. Acaba hangisinde sıkıntı daha az büyür dersiniz. Hayırlısı olsun inşallah.

CEVAP VER