Veysi Dündar’dan Haftanın Portresi: Halit ve Ümit Kıvanç: MC’ye, Eski Türkiye’ye ve Bugüne Dair Göndermeler…

0

Canan Kaftancıoğlu’nun İstanbul CHP il başkanı olarak özellikle MHP destekli AKP ideolojik aparatı ya da propaganda makinasından neden bu kadar ağır bir mukabele gördüğü üzerine düşündüm.
Propaganda makinesinin trol dişleri yetmeyince Ahmet Hakan gibi kredi limitinin son kuruşunu dahi kullanmaya çalışan orta yol kaptanları da mobilize edildi.

Canan Hanımın neden bu kadar nefrete mahzar olduğunu anlamaya çalıştığımda vardığım netice aslında 12 Eylül’de yarım kalmış bir hesabın açıldığı idi. 12 Eylül öncesinin çatışma ortamından akılda kalan MC (Milliyetçi Cephe) söyleminden neredeyse kopyala-yapıştır yapan MHP ile, sıkıştıkça “bunlar komünist” argümanına sığınan AKP başkanına varan çizgide gördüğümüz “MC feat” karşısında Canan hanımı bulunca kırmızıyı gören boğaya dönüşüyor.

“Kaftancıoğlu” soyadı belli ki bazı bünyelerde geçmiş kavgaların anılarını canlandırıyor. MC döneminin kurbanlarından Ümit Kaftancıoğlu’nun yitip gitmesine rağmen esinlediği nefret duygusu hala ortadan kalkmamış.

Türk sağı yazık ki soğuk savaşın bir mahsulü gibi davrandığı yılların etkisinden çıkamamış. Bunun tam da böyle olduğu kavgacı hal ve söylemlerdeki o baskın var-yok ikiliğinde gizli değil mi?

Soğuk savaşın izlerinin bu kadar canlı biçimde karşımızda canlanması mutad portre gününü bir baba oğula ithaf etmeye sevk ettti beni. Soğuk savaşın solcu çocuğu ve onun ılımlı babası: Halit ve Ümit Kıvanç.

Eski Türkiye diye bilinen varsa temsil ve ilzam eden bir kimlikten söz edecek olursak o Halit abi Halit Kıvanç’tır. Meslekten emekli olmak için dahi 90’lı yaşlarına merhaba demeyi bekleyen Halit Kıvanç’a Allah’tan hayırlı ve uzun ömür diliyoruz.

Oğlu Ümit Kıvanç soğuk savaş yıllarını eski Türkiye’yi babasının en azından dışarıya konforlu ve parlak gelen magazinli tvli dünyasına soğuk bakarak geçirmiştir. Hatta bunun da ötesine geçmiş iflah olmaz bir sol kanat oyuncusu olarak hayata babasının zaviyesinden bakmayı red etmiştir.

Baba oğul toplamda 160 yılı bulan bir yaşam deneyimi ile Türkiye’nin yakın tarihine damga vurdular. Halit Kıvanç çok başarılı, Ümit Kıvanç başarısız oldu diyebilir miyiz? Nasıl ki dünya tarihinin gördüğü başarılı devrimlerin izi kalmamışken, başarısızların izi silinmedi ise, Halit Kıvanç’ın ülke gündemini sarstığı yıllar yazık ki kalıcı bir ortak paydayı pekiştirmedi. Ümit Kıvanç’ın babasının dünyasını da karşısına alan muhalif duruşu ise hala çok başarılı durmuyor. Ama son söz de söylenmedi daha.

Halit Kıvanç’ın temsil ettiği eski TRT tarzı orta yolculuk TRT’nin AKP eliyle geldiği güncel hal göz önüne alındığında iflas etmiş görünüyor. Üstadın deyimiyle en yoğun eleştirmeni olan Ümit Kıvanç’ın hayal ettiği dünya da kurulmadı. Yine de eleştirilerin haklı olduğu görülüyor. Mesele haklı ya da haksız olmak da değil aslında kubbede hoş sada bırakmak.

Halit Kıvanç ve oğlu Ümit Kıvanç’ın bu ülke kuşaklarına bıraktığı miraslar için her ikisine de teşekkür etmeliyiz.

Yazının başına dönecek olur isek AKP-MHP birlikteliğinin Halit Kıvanç’ın popüler, Ümit Kıvanç’ın keskin olduğu yılların anakronik bir yeniden temsiline kendini adadığını ifade edebiliriz.

Halit Kıvanç’ın 2017’den kalan son röportajından bu yana geçen iki yılda doğanın yasalarından olumsuz etkilendiğine kuşku duymuyorum. Yine de insanların fiziki varlıkları bedenleri ile sınırlı olsa da manevi dünyamıza katkıları beden sınırlarının çok ötesindedir.

Ümit Kıvanç babasının oğlu olarak belki farklı bir rota çizmiştir. AKP iktidarının giderek MC’leştiği son yıllarda muhalif dünya görüşünden neşet eden fikirleri ile ortak direnişin önemli bir referans kişisi olarak doğru yerini muhafaza etmiştir.

12 Eylül’ün karanlığından çıkışta “Bekle Dedim Gölgeye” hikayesinin ve onun filme çekilmiş halinin katkısı unutulmaz. Ümit Kıvanç’ın askeri darbenin gazabından kurtarmaya çalıştıklarının AKP/MHP iktidarının elinde bir kez daha ezildiğini görerek içinin acıdığına eminim. Bunun kaygısıyla hiç geri adım atmadan meramını anlatan Ümit Kıvanç ve artık meramını anlatamasa da hiç unutulmayacak Halit Kıvanç baba ve oğulun birbirini tanımlayan hali olarak kollektif hafızamızın en doğru yerini aldılar.

Bugünkü yazımda anlatmaya çalıştığım ortak aklı bir ailenin iki ferdinde biriktirmiş olmanın iç rahatlığı ile tarihe kendilerini emanet edecekler.
Kıvanç ailesinin en az bilinen ama en önemli ferdi bu yazıya girmedi.
Bülbin Kıvanç mutlaka ikisine de hep “haklısınız” dedi.
Toplumumuzun ortak akla anneye ihtiyacı hiç olmadığı kadar çok.
En az Ümit Kıvanç’ın Bülbin hanıma duyduğu ihtiyaç kadar çok.

CEVAP VER