Veysi Dündar’dan Haftanın Portresi: Muhalif Seçmen II

0

Athena Gökhan’ı portre yaptığımda daha seçimler olmamıştı.

Ekrem imamoğlu’nun “korkma bağır, hızırı çağır, hızır sensin” mealindeki muhteşem tiradına mukabele eden sanatçılardan çok daha önce Gökhan sözü ve sazı almıştı. Benim kendisini fosforlu kalemle işaretlemem boşa değilmiş. Ekrem İmamoğlu haklı bir çağrı ile, sadece Gökhan’ı değil tüm sanatçıları, haksız, hukuksuz, kanunsuz YSK kararına karşı saf tutmaya davet etti.

Bu davete neredeyse Türkiye’deki yetenekli sanatçıların tamamı icabet etti. Elbette ki gücün yanında konuşlanmayı tercih edenler de vardı. Bunların bir kısmı iktidardan doğrudan nemalananlardı. Sessiz kalanlar da oldu ama orantılasak 70’e 30 gibi bir tablo vardı.

Bu tabloyu bir yerden hatırlamak lazım. Bu seçimlerin illerin GSMH paylarına bakılarak yapılan ağırlıklandırmasında çıkan netice ile aynı. Seçimin GSMH bazlı olarak kazananını hesapladığınızda Millet İttifakı %70’lik bir paya sahip oluyor. Kişi bazında %50’yi aşan AKP bloku, bu kişilerin ekonomiye katkıları bazında %30’da kalıyor.

Eşit oy ilkesi tüm oyları tabii ki 1 sayıyor. Burası bir eski Yunan şehir devleti de değil ki, sadece vatandaşlar oy kullansın. Hoş vatandaş ayrımını da AKP lideri yaptı. “Benim vatandaşım seçim iptal olsun, diyor” dedi. Tayyip Erdoğan’a inanmak için nedeni olanlar zaten bunun gereğini yapıyor.
Sanatçıların ağır bir çoğunlukla halkın üretime katkı veren kesiminin oy verdiği adayın yanında yer almasına neden şaşmamamız gerektiğini dün yazmıştım.
Muhalif seçmenin AKP’ye oy vermediğini ama tek özelliğinin de bu olmadığını söylemek zorundayım.
Bugünkü yazımda anlatmaya çalıştığım üzere, AKP’nin sosyal mühendislik projesinin yoksun olduğu tabanların en başında sanat üretimi geliyor. Sanatı geçmişin değerlerinde takılmış biçimde algılamaktan hiçbir zaman kurtulamadı. Bunun simgesel olarak Orhan Gencebay/Hülya Koçyiğit/Mazhar Alanson gibi örnekleri aslında AKP’nin bu geçmişe takılı ruh halini de yansıtmaktadır. Bu kabil kişilerin duruşlarına dair şu yazıyı kaleme almıştım.

Türkiye’de kitap okuma istatistiklerinin dahi AKP’nin nereleri kazanamadığını göstermeye kafi olduğunu biliyoruz. Sinema, tiyatro ve plastik sanatların da müziğin de AKP’nin sosyal mühendislik süreçleri ile kan uyuşması göstermediği açık bir gerçek. Muhalif seçmen ile sanatçıların aynı cepheye düşmesi sanatçıların hedef kitlelerini çok iyi tanımalarından kaynaklanıyor. Muhalif seçmenin tükettiği sanat ürünleri tam da Ekrem İmamoğlu’na destek veren sanatçıların ürettikleri.

Dünkü yazımda bahsettiğim 4 önemli sanatçının sanat camiası için ifade ettiği maddi değer, İstanbul’un Türkiye için ifade ettiği ile mukayese edilmeli. İzmir Ankara Adana Hatay Eskişehir Aydın Mersin Antalya’nın yanısıra muhalefetin kaybetmiş göründüğü ama merkezlerini silip süpürdüğü Manisa, Bursa, Balıkesir, Samsun, Denizli bu bakış açısıyla düşünüldüğünde iktidarın ülkenin üreten kesimi ile nasıl ters düştüğünün dolaysız bir görüntüsü.

Muhalif seçmen AKP’ye Nagehan Alçı’nın tüm uyarılarına rağmen oy vermedi. Bundan sonra da vermeyecek.
AKP kaybettiği seçimi tekrarlatırken kendine muhalif duruş gösteren seçmenden bir daha oy almamayı da garantiledi. Bunun için sanatçıların duruş göstermesine gerek yoktu ama bu duruşa gösterilen kaba tepki tabuta son çiviyi çaktı.
Muhalif seçmen seçimlerde çıkış ararken ona kapıları kapatan AKP blokunun cüretkar biçimde ülke eğlence camiasının neredeyse tamamıyla “papaz” olması işleri onlar için daha da karmaşık hale soktu.

31 Mart’tan 1 gün önce muhalif seçmenin ilk portresini yazdığımda sözü şu şekilde bağlamıştım :
“Korkak bir endişe ile güçten yana tavır gösterenlerin (Nagehan Alçı vs) bize sundukları seçeneksiz siyasetin gerekçeleri de en az önerilen siyaset kadar yavan.
Verilen her oy kıymetli.
Kıymetsiz olan, aklı, yüreği, vicdanı ve onuru kiralık vermek.
Bunu yapmayan herkesin en doğru kararı vereceğine inancım sonsuz.”

Türk sanat dünyasının istisnasız tüm en iyileri ve toplamının da neredeyse tamamı, aklını, yüreğini, vicdanını kiraya vermeyen, emeği ile ayakta durmaya çalışan muhalif seçmene koşulsuz destek verdi. Kişisel varlıkları en az kazananında dolar bazında 100 binlerle çok kazananlarda 100 milyonlarla ifade olan bu insanların yanında durdukları ile kesişim kümeleri karşısında durduklarının çok üzerinde.

Muhalif seçmen kazandığının ve alınterinin kıymetini fazlasıyla biliyor.
Kendisini sessiz çoğunluğun sesi olarak lanse eden iktidarın sesi çok çıkanların en önünde giden sanatçılarla da üreten kitlelerle de başının hoş olmaması gayet normal.
O vakit kimse kimseye kızmayacak, ektiğinden farklısını biçmeye kimse niyetlemeyecek.
Arpa ektiği taşlı tarladan organik siyez buğdayı hasat etmeyi kimse beklemesin.

CEVAP VER