Veysi Dündar’dan Haftanın Portresi: Fehmi Koru

0

Saf gazeteciliğe övgü

Ocak Medya’da yazmaya başlamadan önce ömrümde hiçbir yerde düzenli yazı yazma deneyimim olmadı. Haber müdürü olarak yazılı metinlerle bolca içli dışlı oldum. Lakin hiçbir zaman oturayım, hem de Allah’ın her günü izin nedir bilmeden yazayım demedim.

Bugünün çağında “yazarımız seyahattedir, o yüzden yazılarına ara vermiştir” bahanesine itibar etmenin gülünçlüğünü de ifşa etme kaygısıyla eğer bir gün yazıyorsam her gün yazarım diyerek haftada 7 gün yazmaktan imtina etmedim. Üstüne 2 başlık daha ekledim. Bunlardan biri cumartesileri portre ki bugün de bunlardan birini okumaktasınız.

Portre benim için sadece bir kişinin üzerini kalın fosforlu kalemle çizmek. Bakın bu günler geçiyor ama bu kişi izini bırakıyor demek. İz bırakmak özgünlük demektir. Yazık ki iktidar cenahı adını ve aklını genel olarak tabi ettiği için bu portrelerden nasiplenmiyor.

Sonra Pazar günleri eski usul gazeteciliğe selam çakan formatta bir ocakbaşı yapmaya başladım. Geçtiğimiz hafta olanları, daha da ziyade en çarpıcı ve hatırlanması gerekenleri sıraladım. İçine biraz kültürel magazin de ekledim.
Bir de röportajlar var ki bu da geçmişin gazeteciliğinin olmazsa olmazıdır.

Bütün bunlar için motivasyonu bana bir kişi sağladı: Ocak Medya sitesinin kurucusu Fehmi Koru. Ben kendisine Fehmi Abi derim. Tanışıklığımız yoktu. Sitesini açtığı zaman gerçekten çok sevdiğim birinin önerisi ile yazı yazma dileğimi ilettim. O da bana güvendi ve Ocak Medya yazı kadrosunda yer verdi.

Fehmi Koru’nun Türkiye siyasetine damga vuran süreçlerin içinden geçerek geldiği noktada kesiştiğimiz zaman dilimi ülkede tarihin neredeyse resetlendiği bir zamandı.

İktidarın resetlediği zamanda kesiştiğim Fehmi Koru bu geçmiş zamanın muhasebesini çoktan yapmıştı.

İktidarın; kendisinin de dahil olduğu bu geçmişin sonuçları ile yüzleşirken ama sadece bu yüzleşme ile de sınırlı olmayan icraat bilançosuna dair yeni bir faza geçtiği dönemdi.

Ben buna “Waldo Sen Neden Burada Değilsin” dönemi diyorum. Siyasetin alfabesi olan güçler ayrılığı ilkesi ile vedalaşan iktidarın 4. kuvvet olan basını ise kafakola aldığı günler bunlar.

Fehmi Koru’yu eleştireceğiniz hususlar olabilir. Bu sizin kişisel tercihinize ve duruş noktanıza göredir. Ancak basının Türkiye’de çarpmanın yutan elemanı sıfırla çarpıldığı günlerde basın adına etik dersi vermesine itiraz edemezsiniz.
Etmemelisiniz.

Fehmi Koru “pure” gazetecidir. Bu onun geçmişten günümüze taşıdığı bir haslettir. “Pure” olmak, nesnellik, edep ve tutarlılık demektir. Gazetecilik saf halinde sadece budur. Taraflı olmak gazeteciliğe engel değildir. Ama tahrifat ile yazmak, gerçekleri örtmek engeldir.

Fehmi Koru’yu geçmişte veya şimdi tarafı için eleştirebilirsiniz ama o bir gazeteci olarak ilkelerden feragat etmediği için onu gazetecilik zaviyesinden eleştiremezsiniz.

Ben neredeyse 2 yılı bulan yazı serüvenimde Ocak Medya’da kimine göre taraflı yazılar yazdım, bundan daha doğal bir şey olamaz. Ama bana şu gerçeği kapattın, şunu örtbas ettin, şurada hakarete yöneldin, burada edep sınırını aştın demeye tevessül edemez kimse. Bu vasatı ben Ocak Medya’daki çizgiye borçluyum.

Saf gazetecilik tam da bu idi zaten. Havuz denen gazetelerin taraflı olması değildi sorun. Sorun gerçeği bükmek, bükerken kırılana kadar zorlamaktaydı. Edebi aşan, hakareti sıradanlaştıran üsluptu. Gerçeğin bükülmesi mümkündür ama gerçeği kırıp, kırdığınız parçanın ucunu sivriltip kimseye batırmaya hakkınız yoktur.

Şükür ki, Türkiye’de doğmuşum. Şükür ki, Türkiye’de bu günlere doğmuşum. İşin zorluğunun farkındayım. Yine de doğruları bana göre ifade için elimde şans var. Ve bunu yapabiliyorum.

Dün akşam 20 insanla beraber iftar ederken Fehmi Abi’nin kurduğu zeminden de güç almanın huzurunu yaşadım. Türkiye’de ana kaygısı doğruları aktarmak ve hakaretten ari olmak olan insanların bu zeminde düzgün bir taban bulacağına inancım tamdı.

İftarımızın ana fikrini günlük yazıda açıkladım. Ama zaten herkesin bildiği tanıdığı Fehmi Koru’nun gazetecilik sezgileri ile yaptığı işe bir selam durmak adına bugünkü fosforlu kalemle işaret faslında ona yer verdim.

Onu size anlatacak değilim, ama gazeteciliğin gereklerini onun gibi her daim anlatmaya niyetliyim. Umarım buna aklım, bilgim ve kabiliyetim her daim yeter.

CEVAP VER