İşin aslı: Medine’ye Varış

0

İşin aslı konusunda Hz. Peygamber’in Medine’ye olan yolculuğunda kalmıştık ve biraz da olsa kum ve mucize konusuna girmiştik. Aslında sizlere Sevr Mağarası’ndan da bahsetmek istemiştim ama bunun çok da mantıklı olmadığına kanaat getirdim. Bunun sebebi de Müslümanların içinde bulundukları durum.

Neden mi? 

Dine dair olanların akla ters bir şekilde uygulanması ve sonrasında da çok daha efdal Müslümanmış gibi gösterilmeye çalışılması… 

İnsan varlığını acze düşüren mucizelerin Hz. Peygamber tarafından yapılması, Yaratıcı Varlık olan Rabb’in nedensellik kurallarına ara vermesiyle gerçekleşmektedir. Müslümanların inandığı gibi, ‘Biz Müslümanız, bize bir şey olmaz’ düşüncesinin mucize ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. 

Şu an aktüel olan virüs salgınından korunmak için Bangladeş’te yüzlerce Müslümanın bir araya gelerek ‘toplu dua’ yapmaları da tuzu biberi oldu aslında. Demek ki, Türkiye’de de Bangladeş’te de durum farklı değil. 

Konumuza dönelim. 

Hz. Peygamber, Mekke’den ayrılıp Medine’ye yola çıkınca Mekkeliler bunu engellemeye çalışsalar da, engel olamadılar ve Hz. Peygamber yanında Ebu Bekir ile uzun bir yolculuktan sonra Kuba’ya vardı. 

Kaynaklarda tarih olarak çok çeşitli bilgiler mevcuttur. Hepsini derlediğimizde tarihsel olarak şuna varıyoruz: 

Reklam

9 Eylül 622: Mekke’den ayrılış, 

10-11-12 Eylül, yani üç gün, mağarada kalması, 

13 Eylül 622: tekrar yola çıkış, 

20 Eylül 622: Kuba’ya varış, 

24 Eylül 622: Medine’ye ulaşma. 

Hz. Peygamber Kuba’da Medine’nin iki önemli kabilesinden biri olan Evs kabilesinin kolu olan Amr B. Avfoğulları’nda misafir oldu. Verimli arazileri olan ve hurma bahçeleriyle ünlenen Kuba isimli yerleşim yerinde bir de mescid inşa edildi. Bu mescidin özelliği, planını Hz. Peygamber’in çizmesi ve inşasında da bizzat çalışmasıdır. 

Hz. Peygamber, Kuba’dan yola çıkıp Medine’ye doğru ilerlerken; Medineliler de dört gözle kendilerini bekliyorlardı. Sıkıntı ve eziyetle geçen günlerden sonra Medine’ye hicret etmişler ve sonrasında da etrafında toplandıkları önemli şahsiyet de kendilerinin yanına gelmek için yola çıkmıştı. 

Bu bekleyiş hem heyecanlı, hem tehlikeli ve hem de mutluluk vericiyidi. 

Reklam

Mekkelilerin Hz. Peygamber’i öldürmek istediklerini bilen Müslümanlar, ona bir şey olmaması için dua ediyorlar ve aynı zamanda da yolculuk esnasında suikaste uğraması endişesini yaşıyorlardı. 

Günlerce süren bekleyiş yüzünden, insanların gözü yollarda kalmıştı. 

Ta ki, üç katlı bir evin damına çıkan Yahudi bir kızın,  Medine’ye doğru gelen bir kafile görüp bağırmasına kadar. 

Hz. Peygamber’in gelişini müjdeleyen Yahudi bir kız çocuğuydu. Hayat ne kadar ilginç ki, Müslümanlar bugün Yahudilere karşı düşmanlık besleseler de, o zaman Yahudi kökenli bir kız bile Hz. Peygamber’in yolunu gözlemek için bir evin damına çıkıp beklemişti. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here