11-12 Eylül İçin; Artık Yeni Şeyler Söyleyin….

0

2001 yılının 11 Eylül’ünde nerede olduğunuzu hiçbir zaman unutmayacaksınız. 11 Eylül öyle büyük bir olaydı ki öğlen yediğiniz yemeği hatırlamazsınız ama o acaip günü dün gibi aklınıza nakşetmiş olmalısınız.

Amerika’nın Sovyetleri yok etmek için 1980’lerin başında attığı Bumerang tam 11 sene sonra dönüp dolaşıp onu tam kalbinden vurdu. ABD’nin 2. sınıf aktör başkanı Reagan 1980’de iktidarı aldığında kafasında o zamanın en büyük derdi olan Komünizm tehdidini sonsuza kadar yok etmek vardı.

Dünya tarihinin 100 yıl savaşlarının yaşandıktan sonra görüp göreceği en uzun çatışmasının başlamasından bu yana 33 yıl geçmişti.
Bu savaş tarafların değil taraftarların çatıştığı savaştı.
Taraflar sadece güç toplamakla zaman geçiriyordu. Hiçbir zaman birbirleri ile çatışmıyorlardı.
Birbirlerinden nefret ediyor ve birbirlerini yok edecek silahları kuşanıyorlardı.
Ama bu silahlar sadece vitrin süsü idi.
Çünkü silahlar kullanılmayacak kadar tehlikeli idi.

Soğuk savaş ABD ve SSCB’nin (Rusya’nın o dönemki adı) faşizmi birlikte tepeledikten sonra aralarındaki sorunu çözmelerine imkan olmadığını anladıkları anda başlamıştı.

Sözde sosyalist özde ise bir diktatörlük olan SSCB’nin kapitalist dünya ile arasındaki çelişkinin hiçbir zaman sona ermeyeceği savaştan hemen sonra anlaşılmıştı. 

SSCB’nin belki de sosyalizmin hayata geçebileceği en son coğrafya olan Rus steplerindeki denemenin sonuçları ile yüzleşmede baskıcı bir diktatörlüğe dönüşmesi tarihin zorunluluk hali olmuştu.
Bu zorunluluk kapitalizmin hem kendi içinde hem gezegende yol açtığı hasarlara karşı vicdanlılar için bir sığınaktı.
Emperyalizmin karşısında hele ki teorik olarak da kusursuz olan sosyalizm vizyonu dünya için hiç de fena bir seçenek değildi aslında.

Kapitalizmin ve onun takım kaptanı ABD’nin ise SSCB’ye ve sosyalizme pabuç bırakmaya niyeti yoktu. Sovyetlere karşı çevreleme politikası başlamıştı. Kore ve ardından Vietnam’da sıcak çatışmaya da dahil olan ABD her iki çatışmadan (özellikle ikincisinden) da kayıpla ayrıldıktan sonra özgüven kaybına uğramıştı.

Reagan 1980’de iktidara geldiğinde tam da bu özgüvensiz halden sıkılmış bir halka ilaç gibi gelen bir karakterdi. 2. sınıf bir aktör olarak çokça savaş ve vahşi batı filminde Amerikan ruhunun özüne vakıftı.
Reagan SSCB’yi yenmede çok daha etkili bir yol keşfetmişti. Bu yolda ABD’nin yaşadığı Vietnam deneyiminin neredeyse karbon kopyasını ezeli rakibine ihraç etmenin iyi bir başlangıç olacağına kanaat getirmişti.

Reklam

Müslüman ama SSCB’ye yakın Afganistan’ın SSCB için bir bataklığa dönmesi fazla uzun sürmemişti. Bu hikayeyi aslında yarın idrak edeceğimiz 12 Eylül’ü de anarak geçen seneki yazımda detayla anlatmıştım.

Bugün 11 Eylül 2001’de doğan çocuklar 18 yaşını dolduruyor. Yeşil kuşak ile SSCB’yi yıkma projesi için yolladığı bumerangın yıktığı iki kulenin Newyork’un göbeğinde açtığı yara artık kanamıyor.

Peki 11 Eylül 2001’den 11 Eylül 2019’a uzanan 18 yılın Türkiye için anlamı ne? 

Türkiye tüm enerjisini soğuk savaşı ‘ABD kazansın, komünizm yıkılsın’ diyerek harcamıştır. Bakmayın hamasetli askerlerin, ultra milliyetçi siyasetçilerin esip gürlemesine; ABD’nin yanında saf tutma yarışıdır Türk siyasetin 1950’lerden 1990’ların başına kadar hikayesi
Komünizmle Mücadele Dernekleri pek çok günümüz siyasetçisinin, siyaset tacirinin sözde cemaat esnafının ilk eğitim alanı olmuştu.
Memlekette muhalif olmak komünist olmaya, komünist olmak hain olmaya eş değerdi.

Türkiye neredeyse tüm entelektüel varlığını bu anti komünizm histerisine kurban etmişti. 1991’de komünizm Berlin Duvarının altında yıkılırken, Türkiye artık muhatabını bulamadığı komünistlere ceza vermenin manasızlığını idrake çalışıyordu.

Vatan topraklarında komünizm histerisi biter ama hain arayışı hiç bitmez. Bugün de ağzını açan hainden, kapayan bekadan söz ediyor; tıpkı soğuk savaş yıllarının cadı avı günleri gibi.

11 Eylül günü ikiz kulelere vuran Bumerang tam 40 yıl bu ülkenin altını üstüne getirdi.
Altını üstüne getirmek yetmedi, demokrasiyi öcü, demokrat olmayı suç telakki ettirdi.

Bugün trollükleri ile gurur duyanların retorikleri bütün bir soğuk savaş döneminin dejavusundan ibaret sadece. Üstelik var olmayan izi kalmamış komünizm tehdidinden bile hala siyaseten nemalanma cüretini görebiliyoruz.

Reklam

Ben soğuk savaş döneminde ABD propaganda bakanlığının ajandasını hala ceplerinde taşıyanlara kötü bir haber vereyim.
2001’de doğanlar 18, 1991’de doğanlar 28 yaşında, 12 Eylül çocukları seneye 40 olacak.
Soğuk savaş masallarına ikna olacak yaş grubu azınlığa düşüyor.
Dünle beraber gitti cancağızım.
Artık yeni şeyler söylemek lazım.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here