16*9 Size, Galata Kulesi de İstanbulluya Kalsın

0

Bizans İmparatoru Mihael Paleologos’un İtalyanlara (Cenevizlilere) yapılması için imtiyaz verdiği kule zamanında İstanbul’un en yüksek binası idi. Son Bizans İmparatoru Konstantin Paleologos büyük büyük dedesinin bu icraatı hakkında ne düşündü bilemeyiz ama şehre yüksek yapılar dikmenin en azından o yıllarda pek de hayırlı olmadığı anlaşılıyor.

AKP İstanbul’u kaybedince uzun süredir unuttuğu bir çok şeyi keşfetti. Bu zamana kadar çanak aynı idi ve içilen su beraber gidiyordu.

Ne olduysa 31 Mart-24 Haziran seçimlerinden sonra oldu. Birden araba kabağa, atlar fareye döndü, elbiseler yıpranmış eskimiş oldu.

Bu şaşırtıcı dönüşüm İstanbul’u çeyrek yüzyıldır biteviye yöneten gelenek için gerçekle karşılaşmak manasına geldi.

Belediyenin bu zamana kadar ‘lafı mı olur?’ denilerek sahip olduğu haklar/salahiyetler birden kıymete bindi, sorgulanmaya, mümkünse ilga edilmeye başlandı.

Haydarpaşa Garından UKOME’ye kadar bir çok alanda eşi görülmemiş uygulamalar hayata geçirilmek istendi. 

Merkezi otorite bütün gücüyle sandıkta kaybettiği İstanbul’u bürokrasiyle geri kazanmaya yöneldi.

Bunun son emsalini bu zamana kadar mutlu mesut belediye tarafından idare edilen Galata Kulesi’nde gördük.

Reklam

Kendisi de turizm sektöründe yer alan Bakan beyin aynı zamanda eski zaman padişahları gibi tebdili kıyafet gezerek Galata Kulesinin ne feci durumda olduğunu öğrendiğini anladık. Bunu anlamak için tebdil gezmeye neden ihtiyaç duyulduğunu anlamasak da, ‘bakandır bildiği vardır’ diyoruz.

Lakin buradaki derin mantık hatası o ki; Galata Kulesi’nin hoşa gitmeyen duruşu hadi 25 demeyelim (Saadetli dostları gücendirmeyelim) 18 senedir merkezi otoriteyle tandem idare eyleyen belediye tarafından tanzim edildi.

İBB’nin icraatının son 6 ayda değişmediğini varsayarak bu yorumu yapıyorum. Belli ki İBB’nin sabık idaresi bu zamana değin sistemi bu şekilde getirmiş. Bakan beyin beğenmediği hal ortaya çıkmış.
(Bu arada bakan beyin Sultan kostümlü fotoğraf çekimlerine dair eleştirisinin de, yanlış anlaşılıp Saraydaki kostümlü muhafızlara dair de soru işareti doğurabileceği konusunda nacizane tavsiyemi yapayım.)

Bu zamana kadar AKP’li belediyeler uyumuş ve Kuleyi istenilen yapıya getirememiş. Bu uzun süren uykunun çözümü olarak da bu defa Belediyenin haklarının elinden alınması şeklinde bir çözüm bulunmuş.
Demek ki eski AKP, pek de hayırlı işlere imza atmamış. Ben demiyorum.
Bakan bey diyor.

Bu noktada ister istemez yine Bakan beyin meşhur Vakıf kartı devreye giriyor. Vakıfların elinden Vakıflar Bankasını alan iktidar Vakıfların kendi varlığı konusunda gayet titiz.
Açıkçası bu Vakıflara ait mevzu özellikle Vakıflar Bankasının da devlete temlikinden sonra iyice manasızlaştı.
Vakıflara ait denilerek camiye çevrilen memleketin 3 Ayasofya’sına reva görülen sıradanlıklara karşılık, Vakıflara ait banka varlığının dönüştürülmesinden en ufak bir rahatsızlık duyulmuyor.

İşinize gelince Vakıf, gelmeyince değil. Muz gibi her öğünü süsleyen bir besin.

Vakıfların sesi çıkmayan geçmiş banilerine vekalet eden kurumların devlete ait olması, bu özgüveni sağlıyor. Peki İstanbul’da seçim kaybeden iktidar hangi özgüvenle kaybettiği şehrin kurumları için bu denli cüretkar bir tavır gösteriyor?

Seçimlerde yedikleri 800 bin oy farkının anlamını kavramadıkları aşikar.

Reklam

Ekrem İmamoğlu haklı bir çıkışla İstanbul için karar tebliğinde 8. kez rol alan Bakan beye bunun yanlış olduğunu anımsatıyor. İstanbul’un bütünlüğünü bozan, belediyeyi yok sayan tavrı ifşa ediyor.

Benim bu noktada önerim var. AKP kendi devri iktidarında yeterince kule yapmıştır. Dolayısıyla Galata Kulesini rahat bıraksınlar.

İlla kule mi istiyorsunuz? Bırakın Bahçeli’nin deyimiyle “kahpe Bizans” kulesini. Traşlanmamış 16*9 kulesi ne güne duruyor? Üst katlarını kullanın.
Onu beğenmezseniz Ali Sami Yen’in yerine diktiğiniz kuleler ne güne duruyor?
Ya da Soma’da 301 canın yok olduğu madenin sahiplerinin diktiği Omurga Kule en uzun olarak sizi bekliyor. 

Şehri distopik bir cehenneme, Gotham City’nin karanlık kasvetine tahvil eden kulelerin yanında, gariban Galata Kulesinin sözü mü olur?

İstanbul’un taş çağından, yani Paleolitik döneminden kalan yegane yerleşim yeri olan Fikirtepe’ye diktiğiniz kuleler de gayet yeterli sayıda. Onları da bu alanda değerlendirebilirsiniz.

Minyatürk’de zaten bir Galata Kulesi var, onun az yukarısındaki 5. Levent’in kulelerini ya da çakma yeni Ali Sami Yen’in yanındaki devasa kuleleri de kullanabilirsiniz.

Şehrimizin diğer adı kuleli şehir olmuş ki, bundan sonra dikey mimariye de yasak koymuşsunuz.
Yeterince kuleniz var.
Bırakın Galata Kulesi de İstanbullunun olsun.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here