Liebig 34`deki Anarşistler ve Kapitalizm

1

Liebig 34, anarşizmin ve alternatifin sembolüydü.

Berlin şehrinin doğusunda olan Liebig caddesi, Rigaer caddesiyle birleşiyor. Bu semt, Doğu Berlin’deki Friedrichshain bölgesinde.

Liebig caddesi 34 numaradaki bina bir işgal evi.

Boş olan eve yerleşenler ve bunların orayı işgal etmiş olması.

Bu ev de öyleydi.

Sol radikal gruplar buraya yerleşmişlerdi.

530 m2 alanda yaşıyorlardı.

Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesinden sonra 130 ev böyle işgal eviydi.

1999 yılından beri burada sadece kadınlar yaşıyordu.

Bu kadınlar, trans ve cinsiyet olarak baskılanmış olana itirazı olan protestler. Kendilerini de ‘Anarşist eşcinsel feminist kadınlar Liebig 34’ isimlendirdiler.

2018 yılında sözleşme sona ermişti. Ev sahipleri de evlerini satmak istedikleri için mahkemeye verdiler. Gerçekte 2008 de evi satmak istemişlerdi ama bazı sosyal proje gönüllüleri burayı korumaya almıştı.

Liebig 34 ve Liebig 14 numaralar, Berlin’in alternatif tarafını korudular.

Anarşist olmayı ve baskıyla dayatılan devlete, dine ve diğer baskı unsurlarına.

Bunun için solcu olmak gerekmiyor ama solculuk en çatı etiket olduğu için solcu olunuyor. Bence bu yanlış. Anarşist olmak için solcu olmak zorunda değiliz.

Kapitalist sistemde aykırı olanlar tek solcular değil.

Ben de anarşistim ama solcu değilim.

Çünkü sosyalizm de insanları kapitalizm gibi baskıyla başka insan yapmaya çalışıyor.

Alman polisi ve Alman devleti aşırı sol gruplara operasyon yaptı. Kağıt üzerinde haklılar. Ama başka çözümler de sunabilirler.

Operasyon yapmalarının sebebi sadece mahkeme kararı değil bence.

Kapitalizm ve internet ile insanların alternatif arayışlarını bastırmaya çalışıyorlar. Sadece Almanya’da değil dünyanın her yerinde böyle.

Baskıcı ve popülist liderlerin olduğu ülkelerde bu çok kolay. Çünkü zaten hukuk önemsiz.

Ama AB’de olan Almanya için böyle diyemiyorum.

Ama Almanya da böyle insanları zorlamak istiyor.

Doğu Berlin ve SSCB olduğu zamanlarda bu insanlar için adres açıktı. Ama artık Rusya da kapitalist ve baskıcı.

Alternatif solcu insanlar bu baskılar yüzünden boğuluyorlar.

Alternatif solcu olmayan anarşistler de boğuluyorlar.

Ben de boğuluyorum.

Ama çözüm bulamıyoruz.

Devletlerin dayattıkları hayatı yaşamak zorunda değiliz.

Devletler bize ne düşüneceğimiz, nasıl düşüneceğimizi dayatıyor.

Nasıl insan olmalıyız, diye resim gösteriyorlar.

Devletleri yönetenler de insan, bizler de insanız.

Onların bizden farkı yok.

Benden farkı olmayan bir insanın dayatmalarını yaşamak zorunda değilim.

Siz de değilsiniz.

Ne iyi, ne kötü. Buna biz karar verebiliriz.

Hristiyan Avrupa devletleri ile Müslüman Arap ve Türk devletleri insanları sınıflara sokmaya çalışıyorlar.

Ama ben ve bizler sizin gösterdiğiniz sınıflara girmek zorunda değiliz.

Hoşçakalın

1 YORUM

  1. Yazınızı anlamaya çalışıyorum ama… kopukluklar var sanki….
    Kendinizi anarşist olarak isimlendirmişsiniz…
    Anarşist ten anlatmak istediğiniz nedir acaba…
    Anarşi: kargaşa olarak ta adlandırılır…
    TDK kaynaklarına göre, her türlü otoriteye karşı çıkan, kişisel yönetim ve özgürlükleri savunan, toplumdaki her bireyin kendi öz inançlarını temsil etmesini arzulayan bir düşünce türüdür.

    Hangi yönetim… adalet… sisteminde bunun karşılığı var acaba ?
    Saygılarımla…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here