2014 MGK toplantısında Kürtlerin özgürlük talebini bastırmak üzere karar aldılar..

0

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Mardin’de konuştu. “Bugün 2016-2019 kayyım rejiminin ilk döneminden sonra ikinci kayyım döneminin ikinci yıldönümü.” diyen Beştaş, şunları söyledi:

“Bugün kayyımın atandığı ilk yerlerden biri olan Mardin’deyiz. Hatırlarsınız 3 büyükşehire 19 Ağustos’ta kayyım atanmıştı ve Mardin halkı 31 Mart seçimlerinde büyük bir irade ile büyük bir fark ortaya koymuştu. Derik, Kızıltepe, Mazıdağ, Savur da aynı iradeyi ortaya koymuştu.

Biz kayyım rejiminin çöktüğünü ilan ediyoruz ama halkımız zaten bu rejimin bittiğini yaşadıklarıyla biliyor. Açık bir halk düşmanı olan; yolsuzluk, hırsızlık düzeninden ibaret olan bu ceberut rejim çökmüştür. Rahmetli büyük şair Ayşe Narin’in ifade ettiği gibi ‘ne inşa ettilerse ne yaptılarsa onları alıp gidecekler.’ Tekrar gidecekler belediyelerimizden. Geçen yıl içinde 65 belediyemize 47 belediyemize kayyım yoluyla 6 belediyemize YSK darbesiyle el konuldu. Şu anda 19 belediye eşbaşkanımız rehin tutuluyor. Onlar tutuklu değil siyasi rehine. Kayyım atanan yerellerde seçme ve seçilme hakkı ellerinden alınan Kürtler adeta vatandaşlıktan çıkarılmış durumda. Görevlerinden alınıp yerlerine kayyım atanan belediye eşbaşkanlarımıza yönelik suçlamaların tamamı belediye görevlerinin dışındadır.

Bunun yanında belediye başkanlarının katıldığı siyasi toplantılar, mitingler, cenazeler, sosyal medya paylaşımları uzaklaştırma ve tutuklanma gerekçesi yapılmıştır. Daha çok ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında olan, parti kimliği ile yapılan değerlendirmeler rehin almaya gerekçe gösterilmiştir. Soyut, gizli tanıkların ifadeleri tutuklanmaya gerekçe olmuştur. Bu, devletin, sistemin bütün uygulamalarının bir plan dahilinde olduğunu ve öç alma üzerine olduğunu ortaya koymaktadır.

Daha çarpıcı bir istatistiğe bakalım. Kayyım atanan 47 belediyenin sınırları içerisinde yaşayan ve bize oy veren 4 milyon 268 bin 570 yurttaşın iradeleri kayyım eliyle gasp edilmiştir. HDP’ye oy veren 6 milyondan insandan 4 buçuk milyonunun en temel hakkı olan seçme seçilme hakkı zorla gasp edilmiş durumda. Modern dünyanın neresinde böyle bir rezalet var. 21. yüzyılın ortasında alçalmak suretiyle yükselen başka bir siyaset yok. Daha çok alçalarak daha çok yükselmeyi hedefleyen bir siyasi akılla karşı karşıyayız.

Kayyımları niye atadılar, 2014 MGK kararlarına bakılmasını isteriz. Kürt siyasi dinamiğinin, Kürt halkının özgürlük talebinin bastırılması üzerine bir karar aldılar. Barış gelirse nasıl yok olacaklarını gördüler ve barış gelirse, barış talebi karşılık bulursa nasıl yok olup gideceklerini öğrendiler. Savaşın çığırtkanlığını yapanlar barıştan korkuyorlar. Bu nedenle Çöktürme Planını hayata geçirdiler.

Peki belediyeler ne durumda, 4 tarafı beton duvarlarla çevrili. İçerideki hırsızlıklar görünmesin diye oraları beton duvarlarla birlikte karakollara çevirdiler. Halkın belediyesine gidemediği yerlerde kendi iktidarlarını kurmaya çalıştılar. Bu nedenle biz dedik ki kayyım gasptır, asimilasyondur, toplum kırımıdır, düşman hukukudur, sömürge sistemidir, savaşın devamıdır, ölüm siyasetidir, dayanışmanın bitirilmesidir. Yani kayyım siyaseti özel bir suçtur.

Kayyımlar sadece bölge için yapılan bir hamle değildi. Bunlar planlı bir siyasi çizgiye dayanmaktadır. Bunlar asla hizmet için halk için atanmadılar. Rant paylaşımı hırsızlık ve yolsuzluk için kayyımlar arasında kıyasıya bir yarış var. Sıradan devlet memurları değiller, özel kişiler. Tüm kayyım pratiğine baktığımızda meselenin tamamen Kürt kimliğine ve değerlerine bir yönelim olduğu açıktır. Durum hiç de Erdoğan’ın söylediği gibi millet iradesini korumaya yönelik değildir. Tamamen hukuksuzluktur. Bir kez daha haykırıyoruz, direnmeye devam edeceğiz. Asla sizin önünüzde bir kirpiğimizin kırpıldığını görmeyeceksiniz. Bu ülkeye demokrasiyi hep birlikte getireceğiz.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here