2017 Ekonomisinde Bizi Neler Bekliyor?

1

Şahsım adına konuşacak olursam, 2016 bana göre son dönemlerin en hareketli senesi oldu. Terör saldırıları, yeni başbakan, darbe girişimi, OHAL ve başkanlık tartışmaları darken yılın sonuna geldik. Brexit ve Trump gelişmeleriyle dünya ekonomisinde önemli çalkantılar yaşanırken içeride de doların önlenemez yükselişine şahit olduk. ‘Kriz’ kelimesi 2016’nın son aylarında yöneticiler dahil artık herkes tarafından dile getirilmeye başlandı.

Peki 2017?

İşin temeline baktığımızda kriz söylentilerinin en önemli dayanağının reel sektör borçluluğu olduğu aşikar. Bu borçluluğun tehlikeli boyutlara ulaşmasının sebebi ise Amerikan Doları cinsinden borçların yüksek olması. 2016 Eylül itibariyle reel sektörün toplam döviz borcu 311 milyar dolar. Bunun kısa vadeli kısmı 80 milyar dolar civarında. Yani 2017 yılı içerisinde mevcut haliyle özel sektörün bir şekilde 80 milyar dolar bulması gerekiyor. Bir başka deyişle, sadece bu borçlardan kaynaklı 80 milyar dolarlık talep olacak. Önceki bir yazımda bahsetmiştim, biz dolarlarımızı satarak neden doları düşüremeyiz diye, işte sebebi burada, 80 milyar dolar satsak bile, karşılığında alıcısı hazırda bekliyor.

80 milyar dolar bulmak yerine, firmalar açısından başka alternatifler arayalım. Örneğin mevcut borçları yapılandırmak ya da satış fiyatlarını artırmak yöntemler arasında. Borçların şu aşamada yapılandırılması ancak daha ağır koşullar karşılığında mümkün görünüyor. Yani daha yüksek faiz oranları veya daha büyük teminatlar. Fiyatların artırılması talebi düşürecek bir etken, üstelik kriz söylentilerinin olduğu ortamda tüketici talebinin artması oldukça zor. Nitekim 2016 yılının 3. Çeyreğinde ekonomimizin %2,7 küçüldüğünü gördük. Hülasa, söz konusu 80 milyar dolara talep 2017 yılında da devam edecek gibi duruyor. Bu durum 2017 yılında doların düşmesi ihtimalini hayli zayıflatıyor.

Bizim cebimize nasıl yansıyacak?

Kendimin de dahil olduğu biz ücretli çalışanlar açısından durum nedir peki? Firma sahibi olmadığımızdan yukarıda bahsettiğim borç krizi bizi pek ilgilendirmiyor gibi duruyor. Sonuçta çoğumuzun aylık geliri Türk Lirası cinsinden. Eşe dosta olanı saymazsak döviz borcumuz da yok, çünkü bankalar bireysel kredileri sadece Türk Lirası cinsinden veriyor. İlk etapta bizim kaygılanmamızı gerektirecek bir durum yok gibi görünüyor. Ancak kurdaki bu yükseliş ve reel sektör borçluluğu 2017’de dolaylı olarak bizi etkileyecektir.

Kaba bir hesap yapalım. 2015 yıl sonunda dolar 2,90 TL idi. Bu yıl sonu 3,50 TL civarında bir yerde olacak. Böylece firmaların döviz borcundan dolayı maliyetleri %20 artmış oldu. %10 da enflasyon var desek, fiyatların en iyi ihtimalle %30 artması beklenebilir. Elbette bu durum her üründe ve her sektörde yaşanmayacaktır. Ancak fiyatlarda genel bir artış kaçınılmaz duruyor. 2017’de bizim kesemizi etkileyen kısım bu fiyatların artışı olacak.

Diğer bir ihtimal ise kurdan dolayı %20 artan maliyetlerin, başka maliyetlerin kısılarak azaltılması. Türkiye’de bu gibi durumlarda en çok başvurulan yöntem ise işten çıkarmalar. Bazı firmalar bazı işçilerin çıkarılması ile %20’lik maliyet artışını azaltma yoluna gidebilirler ki bu da bizi etkileyecek önemli sonuçlardan biri.

İyi bir şey yok mu peki?

Tablonun aktardığım tarafı iç karartıyor. En azından yeni yıla umutlu girmek adına bazı iyi taraflarını da görelim. Görece sosyal güvenlik kapsamı düşük bir ülke olduğumuz için devletin borcu düşük. Yani özel sektör borçluluğu aldı başını gitti ama devletin borçluluğu çoğu Avrupa ülkesinden daha iyi durumda. Bunun bize artısı nedir? Örneğin geçtiğimiz yıllarda Yunanistan’ın yaşadığı gibi ‘ülkede para bitti, emeklilere ve memurlara maaş ödenemiyor’ gibi bir senaryo ile karşılaşmamız mümkün değil. Yani devletin cebi sağlam durumda. Eğer kendi kaynaklarımızı kullanarak üretim ya da inşaat yapmak istersek, devletin elinde bunu kendi başına yapma gücü de mevcut. Örneğin bir tünel mi yapacağız, devletin kesesi buna müsait. Ancak devletin 1 liraya yapacağı işi özel sektöre 10 liraya yaptırırsak, günde 40 bin araç geçen tünele 250 bin araçlık gelir garantisi verirsek, bir süre sonra o kaynaklar da tükenecektir, bunu da unutmamak lazım.

1 YORUM

  1. Yazılarınız açıklayıcı ve bilgilendirici. Benzer yazılar tüm Türkiye basınında okunabilse sorunlarımızı daha bilinçli olarak çözebilirdik.
    Teşekkürler.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here