2021 Nobel Ödülleri..

0

2021 Nobel Kimya Ödülü’nü iki bilim insanı Benjamin List ve David W.C. MacMillan kazandı. 2021 Nobel Fizik Ödülü’nü, üç bilim insanı Syukuro Manabe, Klaus Hasselmann ve Giorgio Parisi kazandı.

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi’nde düzenlenen basın toplantısında, Benjamin List ve David W.C. MacMillan’ın molekül inşasında yeni ve mahir bir araç olan “organokatalizi” geliştirmelerinden ötürü Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldükleri açıklandı.

İki bilim insanının geliştirdiği bu aracın, farmasötik araştırmalarında büyük etki yarattığına ve kimyayı daha “çevre dostu” hale getirdiğine işaret edildi.

Ödül, 2020’de “DNA zincirlerini kesmeye ve yeniden birleştirmeye olanak sağlayan ‘CRISPR/Cas9’ sisteminin geliştirilmesine katkılarından ötürü” Fransız mikrobiyolog Emmanuelle Charpentier ile Amerikalı biyokimyacı Jennifer A. Doudna’ya verilmişti.

2020 Nobel Kimya Ödülü, kadın adaylar arasında paylaşılan ilk örnek olmuştu. Ödüle Charpentier ve Doudna’dan önce 5 kadın layık görülmüştü. Marie Curie 1911’de, kızı Irene Joliot-Curie 1935’te, Dorothy Crowfoot Hodgkin 1964’te, Ada Yonath 2009’da ve Frances H. Arnold 2018’de ödülü kazanmıştı.

1901’den bu yana her yıl kimya alanında insanlığa önemli katkı sunan kişilere verilen Nobel Kimya Ödülü’nü 2015’te Türk bilim insanı Aziz Sancar kazanmıştı. Sancar, “Nobel Ödülü kazanan ilk Türk bilim insanı” olmuştu.

Tıp

Nobel Tıp Ödülü bu yıl, çevre ile duyular arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılmasını sağlayan çalışmalara imza atan bilim insanları David Julius ve Ardem Patapoutian’a verildi. Julius, derideki sinir uçlarında, ısıya yanıt veren bir sensörü tespit edebilmek için kırmızı biberde yanma hissini ortaya çıkaran kapsaisinden faydalandı.

Patapoutian ise deride ve iç organlarda mekanik uyarıcılara yanıt veren yeni bir sınıf sensörü keşfetmek için baskıya duyarlı hücreleri kullandı. 2021 Nobel Tıp Ödülü’ne layık görülen her iki bilim insanının keşiflerinin, sinir sisteminin ısıyı, soğuğu ve mekanik uyarıcıları nasıl algıladığına dair anlayışın hızla gelişmesine katkı sunan yoğun araştırmaları başlattığı, çevre ile duyular arasındaki karmaşık etkileşimi kavrayışımızda kritik öneme sahip kayıp halkaları saptadığı ifade ediliyor.

David Julius kimdir?

ABD’de Brighton Beach’de 1955 yılında dünyaya gelen Julius, ilk ve orta eğitimine burada devam etti. Julius, 1973-1977 yılları arasında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) lisans eğitimi aldı ve burada Alexander Rich’in laboratuvarına katılarak tRNA çalışmalarını deneyim etme fırsatı buldu.

Biyokimya alanında 1977-1984 yıllarında Berkeley Üniversitesi’nde yüksek lisans yapan Julius, 1984-1990 yıllarında Columbia Üniversitesi’nde doktora yaptı, daha sonra burada araştırmacı olarak çalışmalarda bulundu. Julius, çalışmalarında nörofarmakoloji ve reseptör işlevini, dokunma ve acıyla ilgili moleküler mekanizmaları belirlemeye ve anlamaya odaklandı.

1997 yılında Julius laboratuvarı, biberleri “acı” hale getiren kimyasal kapsaisini saptayan reseptör TRPV1’i klonlamayı ve karakterize etmeyi başardı.

Ardem Patapoutian kimdir?

Lübnan’da dünyaya gelen Patapoutian, yüksek öğrenimini Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde gördü. 1986 yılında ABD’ye yerleşen Patapoutian, California Üniversitesi’nde yüksek lisans, California Teknoloji Enstitüsü’nde de gelişim biyolojisi alanında doktora yaptı.

Patapoutian, biyolojik reseptörlerin sıcaklık ve dokunmadaki etkilerinin yanı sıra sensörlerin sinyal iletimi üzerinde çalışmalar yürüttü.

Çalışmaları ısı, mekanik kuvvetler ya da artan hücre yoğunluğuyla aktif hale gelen yeni iyon kanallarının ve reseptörlerin tanımlanmasına büyük katkılar sağladı. Patapoutian ve meslektaşları, bu iyon kanallarının ısı ve dokunma duyusunda olağanüstü bir rol oynadığını ortaya koydu.

Fizik

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi’nde düzenlenen basın toplantısında, bu yılki ödülün bir yarısının Japon meteorolog ve klimatolog Manabe ile Alman oşinograf ve iklim modelleyicisi Hasselmann’a, diğer yarısının da İtalyan teorik fizikçi Parisi’ye layık görüldüğü açıklandı.

“Dünya’nın ikliminin fiziksel modellemesini yapan, küresel ısınmayı hatasız öngören ve değişkenliğini ölçen” Manabe ve Hasselmann’ın “karmaşık sistemlerin kavranmasına ezber bozan katkı sundukları” bildirildi. Parisi’nin de “atomdan gezegen ölçeğine kadar fiziksel sistemlerde dalgalanmalar ve düzensizliğin etkileşimini keşfinden” ötürü ödüle layık görüldüğü belirtildi.

Nobel Fizik Ödülü, 2020’de kara deliklerin keşfine katkı sağlayan çalışmalarından ötürü İngiliz matematiksel fizikçi Roger Penrose, Alman astrofizikçi Reinhard Genzel ve Amerikalı gök bilimci Andrea Ghez arasında paylaştırılmıştı. Ghez, 1901’den bu yana ödülü kazanan dördüncü kadın olmuştu. 1903’te Marie Curie, 1963’te Maria Goeppert-Mayer ve 2018’de Dana Strickland Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştı.

Ödül, 2019’da da “evrenin yapısının ve geçmişinin anlaşılmasına yardımcı olan keşiflerinden” ötürü Kanadalı fizikçi ve teorik kozmolog James Peebles, İsviçreli astrofizikçi Michel Mayor ile İsviçreli gök bilimci Didier Queloz’e verilmişti.

Nobel Fizik Ödülü, 1901’den bu yana her yıl fizik alanında insanlığa önemli katkı sunan kişilere veriliyor. Bundan 100 yıl önce 1921 yılında ödülü ünlü Alman fizikçi Albert Einstein kazanmıştı.

1915 yılında kristallerin yapılarını X ışınları yardımıyla analiz eden Lawrence Bragg, 25 yaşında Nobel Fizik Ödülü’nü babası William Henry Bragg ile paylaşmış ve bugüne kadar ödülü kazanan en genç fizikçi olmuştu. Arthur Ashkin de 96 yaşında Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülerek şimdiye kadar bu ödülü kazanan en yaşlı fizikçi unvanını kazanmıştı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here