23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı! Peki ya “Çocuk Bayramı”?

10

“23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” kutlu olsun. Ne kadar kutlu olursa artık. Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yapacak en son kişi benimdir. Kaldı ki “Ulusal Egemenlik” konusunda hiç girmeyelim yoksa hepimiz, bende dâhil olmak üzere sınıfta kalırız.

Ben “Çocuk Bayramı” kısmından bahsedeceğim.

Ve artık kaldırılmalı…

Evet, doğru okudunuz. “23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı” kalmalı ama sonunda “…ve Çocuk Bayramı” kaldırılmalı.

Çünkü artık bir bayram değil, bayram gibi değil, bayramla alakası yok bugünün.

Neden o zaman samimiyetsize “kutlanılmaya devam edilmeli ki?”

23 Nisan Çocuk Bayramı neydi?

Nedendi?

Neden kutlanıyordu?

Dünya üzerinde bir lider düşünün ki, bundan 90 yıl önce çocuklara bir bayram hediye ediyor. Bu bir ilk. Kaldı ki, bugün bunu başka bir lider / ülke yapsa “biz nelerle uğraşıyoruz adamlar neler yapıyorlar?” diyerek imreneceğimiz bir durum bu. Alkışlayacağımız bir olay. Düşünün işte 90 yıl önce bu ülke ve bu ülke liderinin vizyonunu…

Peki bugün? Neyse hiç girmeyelim.

Neydi 23 Nisan?

Ben hatırlıyorum. 22 Nisan gecesi banyolar yapılır, tertemiz fanilalar – pijamalar giyilir ve öyle yatılırdı uykuya. Uyu, uyuyabilirsen. Sabah törende giyeceğiniz kıyafetler ütülenmiş, ayakkabılar temizlenmiş yattığınız yatağın karşısındaki koltukta özenle dururlardı bayram kutlamaları için. Kıyafetler bile kutlardı yani. Öyle bir bayramdı bundan 30 yıl önce. Sabah kalktığınız da sabırsızlanırdınız. Bir an evvel okula, okulda sıraya girip, şehir stadyumuna ya da tören alanına gitmek için. Babanız sakal tıraşını olmuş, kravatını – ceketini giymiş öyle beklerdi kahvaltı masasında. Anneniz en güzel kıyafetlerini giymiş, hafif makyajını yapmış, öyle giydirirdi sizi. Bayram buydu işte! Heyecanla kahvaltınızı yapar, tören kıyafetlerinizi giyerdiniz. Ben hep asker kostümü giyerdim. Kamuflaj desenli minik asker olurdum. Şapkam, apoletlerim, brövelerim bile vardı. Kalbim yerinden çıkacak gibi olurdu her bayram. Bayram buydu işte! Sonra ailecek okula giderdiniz. Her evden farklı bir kostümle çıkan okul arkadaşlarınız ve aileleriyle neşe içinde yürürdünüz o yolu… Subaylar, Avukatlar, Polisler, doktorlar, sporcular hatta ressamlar… Bilinç buydu. Programlanma bu şekildeydi. Hiçbirimiz sosyal medya fenomeni olmak istemiyorduk. Ünlü olmak gibi bir derdimiz yoktu. Ya da çok başarılı bir pop sanatçısı. Kime sorsanız belliydi mesleği. Ve bu mesleklere en çok yaklaştığımız gün bu gündü; “Çocuk Bayramı”

Peki bugün?

Resmi tatil dışında hiçbir önemi kalmamış, ruhu bitmiş – tükenmiş, geleceklerinden kaygı duyan milyonlarca genç dimağ için “fuzuli bir bayram” Neden – Niçin sorularının cevaplarını dahi 100 çocuğa sorsanız biri ikisi dışında cevap alamazsınız. O zaman ne gerek var ki? Bayram değil tatil. Bugünün tek özelliği artık bu!

Bir bilinç, bir ruh, bir birliktelik hatta bir yurttaş bilinci vermeyecekse “Ulusal Bayramların” ne önemi kalır? Bugünün “Çocuk Bayramı” ne katıyor çocuklarımıza?

Programlı, bilinçli ve tamamen hazırlanmış şekilde başlayan “Ulusal bayramları körertme” politikası artık meyvelerini veriyor. Bundan yıllar önce İslam Peygamberinin doğum günü diye milletçe “Kutlu Doğum Haftası” oluşturuldu 23 Nisan’a alternatif olması için. Devlet büyüklerimiz önce “Kutlu Doğum Haftasını” sonra sıra gelirse ve canı isterse “23 Nisan’ı” kutlardı. Hasta olmaz ve rapor almazlarsa tabii. Sonra “Kutlu Doğum haftasının” FETÖ’ya politikası olduğunu öğrendiler, çok şaşırdılar. Hiçbiri bunun farkında değil hatta aleni kandırılmışlardır. Ve Peygamberin doğum günü kutlanılmamaya başlandı. Allah Allah?

Neden?

Peygamberin doğum tarihi değişti mi?

Sokaklarda gül dağıtırdınız ve bizler “Geçin kardeşim bunları, bu Fetullah Gülen’in doğum günü, 23 Nisan’a alternatifi için icat edilmiş bir saçmalık” dediğimizde bizi taşlıyordunuz. Dinsiz ilan ediyordunuz. Şimdi? Bizden önce kutluyorsunuz 23 Nisan’ı. Baştan sona “samimiyetsiz” bir bayrama dönüştü sayenizde. Ve bunu sizler yaptınız.

O heyecanı, o bayram neşesini, o bayram coşkusunu çocuklarımızdan aldınız, çaldınız. Kutlu doğum çıkardınız, ot dediniz, çöp dediniz, hastalandınız, yozlaştırdınız bu “en büyük bayramı” Ve şimdi çıkıp koca koca laflar ediyorsunuz kürsülerden, sosyal medya hesaplarınızdan.

Bunları bırakın! Bize bayramımızı, Atamızın, çocuklarımıza hediye ettiği bu neşe dolu günü geri verin. Dünyanın her yerinden çocuklarla kutlayalım. TRT canlı yayınlasın. En güzel kıyafetlerimizi giyelim. Heyecanımızı geri verin. Coşkumuzu geri verin. Düşün artık çocuklarımızın hayatından ve yakasından!

Eğer vermeyecekseniz de kaldırın gitsin!

Sizde rahatlayın!

10 YORUMLAR

  1. elinde bayrak olan küçük asker sizsiniz sanırım.çok güzel bir yazı olmuş.elleriize sağlık.umarım bir çok “kişi” okur.okur ve akıllanır.biz ne yaptık böyle derler.sanmıyorum ama

  2. Kutlu doğum haftasına girmiş olmanıza çok sevindim. Bugün hemen hemen tüm gazeteleri, internet gazetelerini takip ettim ama kimse bahsetmemiş. Yıllarca kutlanan bugün birden ne olduda unutuldu? Sahi çok merak ediyorum bende. Bir yetkili bu konuda bizi ne zaman aydınlatacak? Ve daha da ilginci, sizin yazınız ve sizden başka kimse bunu köşesine, bloğuna yada kendi yayınlarına,paylaşımlarına taşımamış.

  3. yazarın yazılarındaki bu kadar din karşıtı sebeb anlaşıldı.kemalist bayramlara bu kadar özenle hazırlanan bir ailede yetişmiş bir insan elbetteki ramazanın,orucun faziletleri ile ilgili yazı yazmayacak.kızmayacam bundan sonra sana.hakılısın

    • Ramazan-ı Şerif hakkında herkesin yazmasını beklemem. herkesin uzmanı olduğu konularda yazmasını en iyi bildikleri meseleler hakkında konuşmasını beklerim ben şahsen. çünkü ben eğitimsiz cahil biriyim neyi nasıl nerden öğrenebileceğimi bile bilemem. konuşulan her konuyu akademik uzmanlığı olan kimselerden dinlemek okumak isterim ki, zaten pek az okuyup dinleyebildiğim için kafam karışmadan işin aslını öğrenebileyim.

      ben Serkan Bey’den de bir istihbarat yazarı olarak dos doğru bilgiler yazmasını beklerim. ve bu beklentiyle sorumu sorarım;

      Serkan Bey! Kutlu Doğum Haftası yazdığınız gibi 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramını etkisiz hale getirmek için bir “fetö projesi” ise amansız bir mücadele vererek ‘fetö’ yü yendiniz silindir gibi bir milletin üzerinden geçtiniz ve yok ettiniz. bu gün artık Türkiye de ‘fetö’den bahsetmek anlamsız, yendiniz bitirdiniz yok ettiniz çünkü. Egemenliğinizi kurtardınız da Çocuk Bayramınızı mı kurtaramadınız? yani sizin şikâyetiniz nedir ben anlayamadım doğrusu. siz stadları çocuklarla doldurup törenler düzenlemek istediniz de izin mi vermediler?

      Kutlu Doğum Haftası Çocuk Bayramını engellemek içinse Kutlu Doğum Haftası artık kutlanmadığı için mutlu olmanız gerekmiyor mu?

      Sevgiler, Saygılar!

      • Sayın Baran,

        “Kutlu doğum haftası”nın ilk kutlanmaya başladığı günler kafamda sorular vardı. Peygamberin, 1400 yıl önce yaşamış bir insanın “doğum günü” ya da “doğum haftası” nasıl tespit edilebiliyor diye. Mantıksız geldi ve kutlamadım. Ardından “anne rahmine düştüğü gecenin” kutsal sayılıp, kutlanmasının Hicri Takvime göre yapılıp, bu günün “Gregoryan Takvimine” göre yapılması durumu daha da komik bir hale soktu. Birde kandil gecesi ilan edildi rahme düştüğü gece. Ama doğum günü neden bu tarihteydi? Sonradan bugünün F. Gülen’in doğum günü olduğunu öğrendim. Başarılı bir algı operasyonuydu. Ve nedense çılgınlar gibi kutlanıyordu bu hafta. Sonra birden kılıçla kesilir gibi kesildi. Ne olmuştu? Peygamberin doğum günümü değişmişti? Hayır, bu siyasi – politik ve toplumsal bir operasyondu. Başarıya ulaştı. Herkes kutladı. Şenlikler yapıldı. Ancak sonra “Hoca Efendileri” “FETO”ya dönüşünce birden kesildi. Olan İslam Peygamberinin doğum günü kutlamalarına oldu. Üzülmüştür adamcağız da bu rezillikleri görünce…

        Benim sorumun muhatabı işte “Kutlu Doğum Haftasını” o zaman kutlayıp, şimdi hiçbir şey olmamış gibi davrananlar. Yoksa bu günü / bu haftayı hala kutlayan varsa onlara diyecek bir şeyim yok. Diledikleri gibi çıldırabilirler. Kutlayabilirler. Hiçbir sorunum yok onlarla.

        Ama ne oldu da vazgeçildi? Daha o güne dair attıkları tweetler hala tazeyken.

        Hoca Efendilerinin “FETO” olması ile ne alakası vardı Peygamberin doğum gününün? Yoksa amaç FETO’nun mu doğum günüydü?

        İşte samimiyetsizlik budur!

        Aynı samimiyetsizlik bugün de bahse konu olan “Milli Bayramlar” için yapılıyor. Kutlamayın. Ne gerek var? Kendi çocukluğumda bayramların nasıl olduğunu özellikle yazdım, fotoğrafları buldum ve yayınladım. Ki bu bayramların nasıl olduğunu bilmeyen ciddi bir kitle de var şuan ülkede. Ve bu bayramların nasıl yozlaştırıldığını açıkladım. Kutlu Doğum haftalarıyla, Kat’ül Amarelerle, Mekke’nin Fetihleriyle (En komiği de bu çünkü yanlış günde kutlanıyor bu da)

        Amaç toplum dinamikleriyle oynamaksa bu her istihbaratçının dikkatini çeken, üzerinde düşünmesi gereken ve fikirler üretmesine sebebiyet veren / verecek bir olgudur.

        Bu tip bir “algı operasyonuda” benim uzmanlık alanıma girmektedir. “Aksiyon – Reaksiyon ve Sonuç” denklemine göre ortaya çıkacak “hezeyan” bence sadece istihbaratçıların değil bu ülkede ki bu konuda yarı amatör uzmanların bile ilgi alanı olmasıdır.

        Yorumlarınız için teşekkür ederim.

        Saygılarımla.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here