25 Kasım’dan 26 Kasım’a değişimi istiyoruz

0

‘25 Kasım’la 26 Kasım arasındaki fark da ne?’

‘Böyle bir soruyu yöneltenler ‘Kadına şiddet’ konusunda duyarsız olanlardır’ gibi bir genelleme yapsam sanırım yanılmış olmam.

Kadına şiddet konusunu çok ama çok önemsiyorum. Hatta öyle bir toplumda önemsiyorum ki, ‘kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin’ sözünü bilmeyenin kalmadığı bir toplumda.

Kadına şiddeti erkeklik gibi sunmaya çalışan erkekciklerin maçovari davranışlarıyla korku salmaya çalıştıkları bir toplumdan bahsediyoruz.

Erkekliğin ırkla, maçolukla, paçozlukla ve affedersiniz odunlukla kıyaslandığı bir toplum.

Hani o maçovari tavırlarla çevresine rajon kesen erkekcikler var ya, işte onlar aslında kendi içlerindeki ‘kadınlıkları’ bastırmak için bu kadar abartılı erkek görünümü çiziyorlar, biliyorsunuz değil mi?
Ya da bilmiyorsanız ben size demiş olayım.

‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’

Kadına karşı şiddetin dini ve milliyeti yok. Avrupa ve ABD’de de yok, sadece doğu ülkelerinde olan bir durum değil yani.

Erkeğin kendi erkekliğiyle sorunu olduğu ve içindeki kadınsallığı bastırmaya çalıştığı her ülkede var.

Kadına şiddetin bir acizlik olduğunu biliyoruz da bu şiddeti bazı cümlelerle topluma mal etmeye çalışıyorlar ya işte bunu anlamıyorum.

Sanki kolektif bir aptallık durumu.

Aralarından bir kişi de çıkıp demez mi: ‘Ya siz aptal mısınız, sizin beyniniz çalışmıyor mu, siz bu kadar mı et kafasınız da böyle cümleleri kullanıyorsunuz?’

‘Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin’

‘Erkek dediğin döver de, sever de…’

‘Sen kışkırtmışsındır…’

‘Sen dilini tutup sussaydın…’

‘Dizini kırıp oturaydın…’

‘Sahiplendiği için yapıyor…’

‘Ama kadın dediğin…’

‘Ama kadın dediğin…’

Ama kadın dediğin ne?

‘Ama kadın dediğin’ ile başlayan erkeklerin kişilik tahlilini de yapmak isterdim ama beyinlerinin anlayacağını sanmadığım için yapmıyorum.

Hani siyaset için söylenen güzel bir söz vardır ya, ‘İktidarların en büyük korkusu muhalefet değil ciddiye alınmamaktır’, ‘ailede reis erkektir’ diyenlerin de en temel korkusu budur aslında.

X

25 Kasım bana bu sığlığı, basitliği, çapsızlığı ve karaktersizliği haykırırken; 26 Kasım bana ümit veriyor.

‘26 Kasım Dünya Zeytin Ağacı Günü’

Bu yüzden 25 Kasım’dan 26 Kasım’a değişimi istiyorum ve halkımızın büyük çoğunluğu da istiyor.

Akdeniz ve Ege’de 5000 yıldır yetiştirilen bir ağaçtan bahsediyoruz.

Zeytin Ağacı binlerce yıldan beri ‘BARIŞ’ı simgeler.

Birleşmiş Milletler’in bayrağında bu yüzden zeytin dalı vardır.

Birleşmiş Milletler bayrağı

‘Zeytin dalı uzatmak’ tabiri barışmanın işaretidir. Bir arada olmanın ve birlikte yaşamanın. Nuh tufanından sonra tufanın geçtiğinin habercisi de gagasında zeytin dalıyla gelmiş bir kuştur.

Zeytin Ağacı medeniyetin, güvenliğin ve tehlikenin geçtiğinin habercisi olmuştu.

UNESCO’nun bugünü Zeytin Ağacı Günü olarak belirlemesinin asıl sebebi de zeytin ağacının kutsallığındandır.

Kutsal olan zeytin ağacı da kutsal olan barışı getirir.

Barış da mazlumlara nefes, zalimler için de yok oluştur…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikKadına şiddete karşı topyekun mücadele etmeliyiz
Sonraki İçerikYeni ekonomik model Nasrettin Hoca’dan esinlenilmiş gibi…
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here