30 milyon insanın açlık sınırının altında yaşadığı bir felaketle karşı karşıyayız!..

0

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te gündemi değerlendirdi. “30 milyon insanın açlık sınırının altında yaşadığı bir felaketle karşı karşıyayız.” diyen Beştaş, şunları söyledi:

“Ekonomi temel gündemlerden biri. Dünya’da bir kasırga var ve en çok etkilenen ülke Türkiye. Sadece bir kesimin yaşadığı felaket değil milyonların sorunu haline geldi. En son Birleşik Kamu İş Konfederasyonunun Mart ayı açlık-yoksulluk araştırmasına göre; açlık sınırı 5.738 TL yoksulluk sınırı 11.611 TL oldu. Bugün Türkiye’de 12 milyon yurttaş asgari ücretle çalışıyor, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor ve 10 milyon emeklinin büyük çoğunluğu açlık sınırının altında yaşıyor.

9 milyon işsiz zaten hiçbir gelir elde edemiyor. 30 milyon insanın en basit hesapla açlık sınırının altında yaşadığı bir felaketle karşı karşıyayız. Bu sırada Kültür Turizm Bakan Yardımcısının 313 bin TL maaşı var. Bunu yorumlamayayım, halk yorumlar. ‘Taş kaynatın yiyin’ diyen bir iktidar aklı var. Çoklu maaşlarla huzur haklarını ceplerine indirmişler. Sadece 3 yılda savaş varmış gibi firmalara davetle 140 milyar TL ihale dağıtılmış. İktidarın akrabaları, çocukları lüks arabalarla utanç videoları çekmeye devam ediyor. Saray’ın oligarkları jet üstüne jet alıyor. Yüzde 1’lik saraylılar var lüks ve şatafat içinde yaşayan, diğer yandan halk ve toplum var. Bu öyle bir hale geldi ki her birimizin yaşadığı manzara felaketin boyutlarını gösteriyor.

Geçen hafta Erdoğan Tokat’a gitti, çiftçilerle buluştu. Çiftçiler büyük bir heyecanla çözüm beklediler, izlediler. Biz de takip ettik. Çiftçiler dertlerini ve sorunlarını anlattılar, çözüm önerilerini sundular. Bu konuda bir çare aradılar Cumhurbaşkanından. Ne oldu biliyor musunuz? Tokat’ta bu sorunları dinleyen Cumhurbaşkanı manda yoğurdu yiyin dedi. Bu bir şaka değil, gerçekten böyle dedi. Halkın aklıyla alay etmeye devam ediyorlar.

Türkiye’deki bütün çiftçiler büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Bu ne kadar tükenmiş olduklarını ve çözümsüz olduklarını ortaya koydu. Doğrusu ben izlerken kendi adıma utandım. O, vatandaşlar karşısında bir kurulabiliyor, bu nasıl bir umursamazlıktır. Ekonomide çözüm politikaları yok. Bir bakanları var dillere destan, artık gözlerinde de ışıltı kalmadı. Garip garip konuşmalar yapmaya devam ediyor ama çözüm önerilerine de kulaklarını tıkıyorlar.

Cuma günü bir yasa teklifi sunuldu. Tabii ki torba hiçbir teamül ve kuram kural dinlenmiyor. Bu kanun teklifinde skandal maddeler var. 5’li çete demek yasaklanıyor, vergi kaçıranlara af imkanı getiriliyor. 5’li çete diyen gazetecilere 3 ila 5 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Bu, şirketlere karşı güvensizleştirme ve itibarsızlaştırma diye kabul edilecek. İtibarsızlaştırma ne, güvensizlik ne?

Sizin dışınızda onlara itibar atfeden, güvenen var mı ki! Çöreklenmişler devletin içine, aksırıncaya tıksırıncaya kadar yiyorlar. Bu çete AKP eliyle yurttaşların üzerine karabasan gibi çöktü. Şimdi de bunlara özel yasa getiriliyor. Vergi teklifleri de bu çete referans alarak getiriliyor. Kamu İhale Kanunu bu çete için kaç kez değiştirildi sayamıyoruz bile. Vergi afları, istisnaları, teşvikleri bu çeteler referans alınarak düzenleniyor.

Çete yerine ne diyelim; Mahmut mu diyelim Abbas mı diyelim? Çeteye çete hırsıza hırsız diyoruz. Adı ne ise onu söyleyeceğiz. Tabii ki yandaşa da yandaş demeye devam edeceğiz. Belli ki Meclis’te 5’li çete dediğimizde çok üzülmüş, çok incinmişler. Çünkü onların çeteleri. Onlar tarafından yedirilip içiriliyorlar. Zamanında Abdülhamit de burun demeyi yasaklamıştı. Bugün çete demek yasaklanıyor. Yaraları var.

Bu çetelere, çete demek sizi gocunduruyorsa size dokunuyor demektir. Yarası olan gocunur, yaran yoksa gocunmazsın. Yakın da Cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamını genişleterek bu tür kavramları getirecekler. Milletvekillerinin vekilliğini patır patır düşürüyorlar. Bu ülkenin cumhurbaşkanı adayı içeride rehin tutuluyor ama bunlara dokunulmazlık getiriliyor. İsimlerini bile söyleyemiyoruz. Teklifimiz var; bu 5’li çeteye Meclis’te yemin ettirsinler, bakanlar gibi bunlara da dokunulmazlık atfetsinler.

Bir uyarım da HDP üzerinden propaganda yapanlara. Size tavsiyemiz var. HDP’siz bir toplum Türkiye’de olmayacak. HDP’siz bir siyaset Türkiye’de olmayacak. HDP’siz bir parlamento Türkiye’de olmayacak. Bunu aklınıza sokun. HDP ile birlikte yaşamaya alışın, HDP’nin mücadelesiyle bu ülkeye demokrasinin geleceğini bir yerlere yazın. Varsa yoksa ‘HDP kapatılırsa şu olur, HDP kapatılmazsa şu olur.’ HDP’ye yönelik yorumlar gırla. Kendinizi düşünün. Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz onu tartışın, onu düşünün, o yolda ilerleyin. HDP ne yaptığını biliyor. Bu mücadeleyi daha da yükselterek devam edeceğiz. Bu konudaki ayrıntılı görüşlerimizi yarın Genel Kurulda açıklayacağız. TCK ve CMK’da kadına yönelik şiddetle ilgili yeni düzenlemeler geliyor.”