38 bin binada hasar tespiti yapıldı..

0

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “(Elazığ merkezli deprem) Yıkık, acil yıkılacak ağır hasarlı bina sayısı 3 bin 200, bağımsız bölüm sayısı da yaklaşık 10 bin 900’e ulaşmış durumda. 3 gün içinde Elazığ’ın yüzde 90’ını görmüş, neticeyi ve tespiti almış olacağız.” dedi.

Yemişli bölgesinde inceleme yapan Kurum, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, depremin ardından başlatılan hasar tespit çalışmalarının hızlı şekilde devam ettiğini söyledi. Diğer taraftan da ekiplerin depremzedelerin gıda, barınma ve diğer ihtiyaçlarına yönelik seferberlik içerisinde çalıştığını aktaran Kurum, acil ihtiyaçları büyük çoğunlukla giderdiklerini kaydetti.

Bugün itibariyle hasar tespit çalışmalarında Elazığ’da yüzde 60 seviyesine gelindiğini vurgulayan Kurum, yapmış oldukları tespitlerde kentteki binaların yüzde 25’e yakınının orta ve ağır hasarlı olduğunu kaydetti.

Bakan Kurum, bunu özelikle eski yapılarda yoğunluklu olarak görüldüğünü belirterek, şöyle konuştu: “Bugün itibariyle Elazığ ilimizde 93 yıkık binamız mevcut, 2 bin 785 ağır hasarlı binamız mevcut. Bu 9 bin 410 bağımsız bölüme geliyor. Yine 1675 orta hasarlı binamız var. Burada da yaklaşık 12 bin bağımsız bölüm var. 323 de acil yıkılacak binamız var. Acil yıkılacak binalarda bağımsız bölüm sayısı yaklaşık 1200 bağımsız bölümden oluşmaktadır. Yıkık, acil yıkılacak ağır hasarlı bina sayısı 3 bin 200, bağımsız bölüm sayısı da yaklaşık 10 bin 900’e ulaşmış durumda. 3 gün içinde Elazığ’ın yüzde 90’ını görmüş, neticeyi ve tespiti almış olacağız.”

Yemişlik bölgesinde 10 bin konutluk rezerv alanın bulunduğunu işaret eden Kurum, “Diğer rezerv alanımız Çatalçeşme Mahallemizde, bugün orayı da gördük. Diğer rezerv alanımızda Zafran bölgesinde hemen Fırat Üniversitemizin arkasında kalıyor, bölge olarak sağlam bir zemine sahip. Zafran bölgesini belirlemiş durumdayız. Üç bölgede sosyal konutlarla birlikte yaklaşık 10 bine yakın bağımsız bölümün projesine ve inşasına da hemen başlamış durumdayız. En kısa zamanda inşa faaliyetlerini başlatacağız.” bilgisini paylaştı.

“323 acil yıkılacak bina var”

Şu ana kadar 71 binanın yıkımını gerçekleştirdiklerini dile getiren Kurum, 323 acil yıkılacak binanın bulunduğunu vurguladı. Bakan Kurum, Sürsürü ve Mustafa Paşa mahallelerinde kentsel dönüşüm yapacaklarını aktararak, şunları söyledi:

“Abdullah Paşa Mahallesi’nde de yapıların birçoğunun orta ve ağır hasarlı olduğunu görüyoruz. Yaklaşık 2 bin bağımsız bölüm var. Buranın da hemen hemen 1000’e yakınının orta ve ağır hasarlı olduğu için burada da büyük bir dönüşüm projesi gerçekleştireceğiz. Diğer taraftan elimizdeki 400 rezerv konuta ilişkin vefat eden ailelerimizin yakınlarına, yine enkaz altında kalan yaralı kurtulan vatandaşlarımıza bu konutlardan tahsis ediyoruz.”

Reklam

Bir gazetecinin bugün Haksen TOKİ’lerdeki konutlarda ağır hasar olduğuna ilişkin sorusu üzerine Bakan Kurum, “Bizzat TOKİ başkanımız da gitti ve baktı. Herhangi bir hasar yok. Ağır hasar değil, az hasar dahi olmadığını üniversitemize ilişkin hocamız da açıkladı. Herhangi bir hasar söz konusu değil.” yanıtını verdi.

Elazığ’da 3 konteyner kent kurulacağını belirten Kurum, “İnşallah 10 gün içinde konteyner kentlerimizin teslimini gerçekleştireceğiz.” ifadesini kullandı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da merkezi Sivrice ilçesi olan 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından yapılan çalışmalara ilişkin son durumu anlattı.

Hasar tespit ekiplerinin aralıksız çalışma yaptıklarına işaret eden Soylu, “Şu ana kadar Elazığ’da 26 bin 500 binada hasar tespiti yapıldı, 11 bini aşkın da Malatya’da yapıldı. Hem Elazığ’da hem Malatya’da 38 bin civarında bina taranmış oldu.” ifadelerini kullandı.

“Yüzde 25 civarında ağır hasarlı ve aynı zamanda da orta hasarlı yıkık bilançosu ortaya çıkıyor.” diyen Soylu, bunun da kentin yapı stokunun elden geçmesi ve yenilenmesi gerektiğini ortaya koyduğunu vurguladı. Bakan Soylu, hasar tespit çalışmalarının salı akşam itibarıyla büyük ölçüde tamamlanmış olacağını aktararak, orta hasarlı binalara yapılacak güçlendirmenin ardından girilebileceğini anlattı.

Bugüne kadar 1839 artçı deprem olduğunu bildiren Soylu, Elazığ’da 2 bin 500’ün üzerinde konteynerden oluşturulacak geçici konaklama merkezinin kurulacağını ifade etti. 14 bin 600 psikososyal ve rehberlik hizmetinin verildiğini dile getiren Soylu, Gençlik ve Spor Bakanlığı ekiplerinin çocuklara yönelik iyi hizmetler sunduğunu kaydetti.

Bakan Soylu, “İtfaiye ekiplerimiz çadırlarda yangın çıkmaması için yangın tüpü dağıtıyor. Bunun eğitimi de veriliyor. Bunların hepsi önemli.” dedi. Sağlık hizmeti sunmak üzere 9 sahra çadırı kurulduğunu, günlük 176 noktada 58 bin kişiye yemek verildiğini ve 65 bin kumanya dağıtıldığını belirten Soylu, çölyak hastalarına özel yemek hazırlandığını, 30 bin ton kömür dağıtımının gerçekleştirileceğini hatırlattı.

Bakan Soylu, şöyle devam etti: “Devletimiz, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler, Çevre ve Şehircilik ile İçişleri bakanlıkları marifetiyle şu ana kadar 67,5 milyon lira para aktardı. Yıkılan, ağır hasarlı binalara ödemeler de başladı. Hasar tespitlerinin sonucu beklenmeden hem Malatya’da hem Elazığ’da kira ve eşya yardımları hemen başladı. Yıktığımız ve yıkılan binaların hemen hemen tamamına, köyde ise 5 bin lira, şehirdeyse 30 bin lira eşya parası, aynı zamanda da 11 bin lira kira, taşınma yardımları hesaplara çıkartıldı. Gece saatlerinde, pazar günleri bankalar açık bırakıldı. Vatandaşların mağdur olmaması için ciddi çaba ortaya koymaya çalıştık.”

Reklam

17 okul yapılacak

Elazığ’ın tamamında, Malatya’nın Doğanyol, Pütürge, Kale ve Battalgazi ilçelerinde okulların 10 Şubat’ta açılacağını anımsatan Soylu, hayırseverler vasıtasıyla 12’si Elazığ’da, 5’i Malatya’da olmak üzere 17 okul yapılacağını bildirdi.

Hasarlı okulların yıkımına başlandığını, kısa süre içerisinde yeni okulların yapımına başlanacağını aktaran Soylu, “Öğrencilerin hangi okullara nakledileceği de planlandı. 12 okulda yaklaşık 14 bin 750 öğrenci başka okullara naklediliyor. Bu da Milli Eğitim Bakanlığımızla koordineli şekilde gerçekleştiriliyor.” şeklinde konuştu.

Soylu, hasarsız ve az hasarlı binalarla ilgili vatandaşlara telefonla aranmak suretiyle bildirim yapıldığını, bu bildirimin valilik sitesinde de yer aldığını kaydetti. “Birlik içinde el ele” başlıklı broşür hazırlandığını hatırlatan Soylu, broşürde depremde zarar gören binaların durumu, hasar tespit çalışmaları ile depremzedelere yapılacak yardım ve destekler hakkında bilgiler yer aldığını, bunların vatandaşlara dağıtılacağını dile getirdi.

Kanunda “afet bölgesi” diye tanımlanmış kavramın bulunmadığına dikkati çeken Soylu, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Böyle bir afetle karşı karşıya kaldığımızda İçişleri Bakanlığı olarak bizim yapacağımız ilk iş AFAD’la beraber, bu genel hayata etkili oluyor mu, bunun tespiti. Genel hayata etkili oluyorsa, biz genel hayatı etkililik ortaya koyarız. Hasar tespitleri, yardımlar, yapılacak evler başta olmak üzere gerçekleştirileceklerin tamamı genel hayatı etkililikle ilgili ortaya koyduğumuz bir süreçtir. Bu süreç bizim bu tip afetlerle, sadece depremde değil selde, heyelanda da gerçekleşen anlayışın adıdır. Bir de ‘afete maruz bölge var’, bir bölge artık yaşanılmayacak hale gelmişse biz burada hayatı durdururuz. Bu şehri, ilgili bölgeyi durdurmak demektir. Elazığ böyle değil. Elazığ’ın hayatını durdurabilecek durum söz konusu değil. Biz Elazığ’ın ticaret, eğitim, ekonomik, sosyal hayatını normalleştirmek için bütün çabaları ortaya koyuyoruz. Zannediyorum bir bilgi eksikliği, karışıklığı, yanlışlığı söz konusu. Siyasal olarak da bunlar dile getiriliyor, anlıyorum ki onlarda da bilgi yanlışlığı, eksikliği var.”

“Malatya’da Alevi köylerine yardım yapılmadığı” iddialarına da değinen Soylu, bunların insanlık dışı yorumlar olduğunu vurguladı. “Bunu dile getirmeyi bile kendi adıma ayıp addederim.” diyen Soylu, şunları söyledi:

“Bunu söylemek bile ayıptır. Bunu, kendi açıma, insanlığıma yakıştıramam. Böyle bir şeyi hiçbir arkadaşımız insanlığına yakıştıramaz. İki tip gönüllü var. İşini gücünü bırakmış, başka vilayetlerden gelmiş, depremden az etkilenmiş, ne katkı koyarım diye düşünen bir tip gönüllü var, bunlar iyilik melekleri. Bir de ‘kötülük melekleri’ var. Bu hayatın her döneminde var. Çok da takmamak, kale almamak lazım. Burada kimsenin böyle bir derdi olamaz. Böyle bir şeyi düşünmek bile insanlık dışı yaklaşımdır.”

80 okulda eğitim yapılmayacak

Bakan Soylu, arama kurtarma çalışmaları sırasında enkaz altında kalan yakınının kurtarılmasını bekleyen bir kişiyle arasında geçen konuşmaya değinerek, şunları dile getirdi:

“Enkaz altından bir vatandaşımız çıkarıldı. Bir kişi orada bekliyordu, ‘belki senin yakınındır’ diyerek yanıma çağırdım. Yakını olmadığını görünce yüzü hafif hüzünlendi ama bu bir saniye bile sürmedi, ‘Allah’a şükür çıktı.’ dedi. Kendi yakını enkazın altındaydı, çıkarılan kişi kendi yakını değildi. Ben o anda yüzüne ‘Evet o’ diye tasdik etmesi için baktım. O anda yüzündeki ifade değişti ve ‘Allah’a şükür hiç olmazsa bu kurtuldu.’ dedi. Bu duygular başka. Milletimizin, ülkemizin, bütün insanlığın başına tekrar böyle bir felaket gelmesin. Güçlü devlet, vatandaşını en zor dönemde yalnız bırakmayan devlettir. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. Depremde bize yansıyan bir tek eksiklik söz konusu değil.”

Öte yandan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Kanal 7 Televizyonu’nda canlı yayınlanan programda, eğitim gündemine ilişkin açıklamalar yaptı, soruları yanıtladı.

Elazığ’daki depremden hemen sonra bölgede yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda hasar gören eğitim kurumlarının belirlendiğini ifade eden Selçuk, “Hasar tespit çalışmalarımız sonucunda bölgede yaklaşık 80 okulda eğitim öğretim faaliyeti yapılmayacak. Bu okulların yıkımına karar verildi. Bu okulların 32’si Elazığ’da, 27’si Malatya’da, 14’ü Adıyaman’da, 7’si Diyarbakır’da. Bu okulların hangi süreçte nasıl yapılacağına ilişkin kararlarımızı almış bulunuyoruz.” diye konuştu.

Selçuk, hem hayırseverlerin katkısı hem de milli bütçeden ayrılan kaynakla okullara ilişkin ihtiyaçların tamamını çok kısa sürede gidereceklerini vurguladı. Yabancı dil öğretiminde ana dilin önemine işaret eden Bakan Selçuk, Türkçe 4 dil becerisinin ölçülmesine ve Türkçe Söz Varlığı Projesi’ne ilişkin çalışmaları özetledi.

Bakan Selçuk, “İlk defa, yabancı dil öğretmenlerinin öğretmen olabilmek için de 4 beceriye dayalı testten geçme koşulunu hazırlıyoruz şu anda. Sadece gramer temelli bir sınav değil konuşma, okuduğunu anlama, dinlediğini anlama gibi becerilere bakacağız.” ifadelerini kullandı.

Ara ve yaz tatillerine ilişkin bir soru üzerine Selçuk, ara tatillerin asıl sebebinin öğretmen eğitimleri olduğunu ifade etti. Ara tatillerde öğretmenlere yönelik verimli çalışmalar yaptıklarına işaret eden Selçuk, “Türkiye’de 180 iş günü var. Bu Avrupa Birliği’nde 200-210 gün, Japonya’da 240 iş günü okul var. Öğrenci için 3 ay yaz tatilini şahsen uzun buluyorum. Aklınıza gelen ilk 30 ülkeyi sayın. Hiçbirisinde bu kadar uzun bir tatil yok. Azami 1,5 ay civarında tatil var. Bunun hemen sayısını artırmak da bana göre doğru değil. Türkiye’nin kaliteyi çalışıp ondan sonra bunu artırmaya doğru bir yolculuğa ihtiyacı var.” değerlendirmesinde bulundu.

Selçuk, okullarda yaz tatili ve ara tatil sürelerine ilişkin planlamanın aynen devam edeceğini belirtti. Okulların açık olduğu sürenin genişletilip genişletilmeyeceğine ilişkin bir soruya karşılık Bakan Selçuk, “Şu anda yok, bu şekilde devam edecek. Bunun zamanı var. Yaz tatilini 15 gün kısalttık, ileride belki bir 15 gün daha kısalabilir. Çok nitelikli bir hale getirelim bu süreci, sonrasında artış ayrı konuşulur.” ifadelerini kullandı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here