77 kayıp ihbarı var..

0

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yaşanan sel felaketi sonrası Kastamonu’da 62, Sinop’ta da 15 ihbar olmak üzere toplam 77 kayıp ihbarı bulunduğunu açıkladı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile birlikte, sel felaketinin yaşandığı Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde, incelemelerinin ardından açıklamalarda bulundu.

Her sel felaketinden sonra HES tartışmasının yaşandığına işaret eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bozkurt’taki sel felaketinin ardından da aynı tartışmanın yaşandığına dikkati çekti. Bozkurt’taki HES’i kendi gözleri ile gördüklerini belirten Soylu, bölgedeki yağışın şiddetine vurgu yaparak, “HES’in hemen üzerinde ağaçların kökleriyle beraber yağmurun, suyun şiddetiyle koptuğunu, dağın tepesinde büyük bir çıplaklık açıldığını gördük ve bunun birçok yerde olduğunu gördük. Normal olmayan bir manzarayla da karşılaştık.” diye konuştu.

Bakan Soylu, selin vurduğu köyleri milletvekilleriyle de ziyaret ettiklerini belirterek, o bölgelerde de aynı tablonun bulunduğunu dile getirdi. Selin kendisinin bugüne kadar gördüğü en ağır tablo olduğunu ifade eden Soylu, şöyle devam etti:

“Burada ağır bir tablo var. Esnaf açısından, kayıplarımız açısından, altyapı açısından ve etkilediği insan açısından ağır bir tablo var. Onun için burada zannediyorum uzun ve hummalı bir çalışma gerçekleştireceğiz. Rize’den geldik, Muğla, Antalya’daydık ve buraya geldik. Bundan önce Elazığ, Giresun vardı. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve yönetiminde afet sonrası vatandaşımıza ve milletimize karşı en ufak bir mahcubiyet yaşamadık. Kimse, “Nerede bu devlet?’ demedi. Devlet bütün unsurları ve bütün kurumlarıyla tablo ne kadar ağır olursa olsun, bunu telafi etmek için var gücüyle herhangi bir mesai kavramı gözetmeksizin büyük bir çaba ortaya koydu, koymaya devam ediyor, edecek de. “

“‘Bunu nasıl bir siyaset malzemesi yapayım’ düşüncesinde olanlar var”

Üzüldükleri noktaların bulunduğunu aktaran Soylu, “Bu ülke, devlet ve millet hepimizin. Biz burada insanların yaralarını sarmak için çaba sarf ederken ‘ben nasıl bir dedikodu oluşturayım’, ‘acaba ona nasıl bir zarar vereyim’, ‘bunu nasıl bir siyaset malzemesi yapayım’ düşüncesi içinde olanlar var. Tabii biz işimize bakıyoruz. Eğer konsantrasyonumuzu buraya doğru sevk edersek yani bu cevap vermeye sevk edersek işimizden alıkonacağız diye bir endişe bizim içimizde var.” ifadelerini kullandı.

Bin jandarma personeli, binin üzerinde AFAD gönüllüsüyle, bini aşkın sadece kamyon, vidanjör ve aynı zamanda bütün temizliği yapabilecek araçlarla birlikte temizlik yaptıklarını anlatan Soylu, tüm köyleri elektriklendirmek için helikopterle jeneratör gönderdiklerini vurguladı.

Gıda yardımları hakkında da bilgi veren Soylu, şunları kaydetti: “Sadece helikopterle dün ve bugün 20 ton gıda dağıttık. Cenazeden, insanların nakillerine kadar her şeyi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Ve vatandaşlarımızın bütün sorularına cevap vermeye çalışıyoruz. Hasar tespiti yapılıyor, zarar tespitleri yapılıyor. Milletimizin, vatandaşlarımızın morali ayakta tutulmaya çalışılıyor. Bu travma öyle kolay bir travma değil. Birinci kattan 4. kata çıkanlar, helikopterle çatılardan alınanlar, çocuklarıyla başka yerden alınanlar, bunların hepsini biz yaşadık. Ankara’da duracaksınız siyaset yapacaksınız, buraya gelip tezvirat yapacaksınız, yok öyle… Gidin başka yerde yapın, buranın üzerinde siyaset yapmak ayıptır, insanlık dışıdır. Bir daha söylüyorum buranın üzerinden siyaset yapmak şeytanla iş birliğidir. Altını çiziyorum, ayıptır ya. Bir bırakın çalışalım.”

Yaşanan felaketin boyutunun büyüklüğüne işaret eden Soylu, herkesi sağduyulu olmaya davet etti. Felaketi yaşayanların geçirdiği travmaya işaret eden Soylu, travmanın izlerini silmeye çalışırken, birilerinin yalan bilgilerle insanların endişelerini artırdığını belirtti.

“HES patlamış… Gidin görün. Sizin elinizde böyle bir bilgi olsa bugüne kadar durur muydunuz? Bu borulu bir HES, barajlı bir HES değil ki nasıl patlasın.” ifadesini kullanan Soylu, kayıplarla ilgili rakamların da çarpıtıldığına işaret ederek, şunları söyledi:

“Bu ülkenin bir evladı olarak, bu yalan makinelerine milletimizin itibar etmemesini söylemek istiyorum. Yine bir yalan daha ‘500 kişi öldü, 1000 kişi öldü’. Kimden duydun arkadaşım? ‘Oradan bir görevli söyledi’. Sorumluluk mevkisindeki bir kişinin kaynak vermeden tüm kamuoyuna ‘500-1000 kişi öldü’ lafını söylemesi kadar büyük bir sorumsuzluk var mı? Kastamonu’da 62, Sinop’ta da 15 ihbar, toplam 77 kayıp ihbarı var. Bu ihbarlarla ilgili de bunların hepsi kayıptır veya arama kurtarma yapılacak diye bir şey söylüyor değiliz. Bunlar kayıp ihbarı ve bunun üzerinden gidiyoruz.”

Soylu, yaşanan sel felaketinde Kastamonu’da 48, Sinop’ta 9, Bartın’da 1 kişinin hayatını kaybettiği bilgisini de paylaştı.

Soylu, yangın ve sel afetlerinden zarar gören vatandaşlar için yardım kampanyası başlatılma kararı alındığını anımsatarak, “Bugün itibarıyla da kampanyamızı yürüteceğiz. Şu ana kadar 47 milyon 600 bin lira yardım yapıldı, 60 milyon da taahhüt var. Zannediyorum pazartesi itibarıyla onlar da yatıracaklar. Buradaki muradımız, biz devlet olarak yaraları sarıyoruz ama vatandaşlarımız bu işe gönüllü bir şekilde katkı sunmak istiyorlar.” diye konuştu.

Bakan Soylu, devletin gücü, kurumların desteği ve vatandaşların el birliğiyle bölgedeki sıkıntılı durumdan çıkılacağını ifade etti. Milletin sel bölgesinde bir daha birliktelik ortaya koyacağını aktaran Soylu, şunları kaydetti:

“Burada ayni yardım isteyenler ne yapabilir, giysi ve ayakkabı, hijyen, kişisel bakım yardımları yapabilir. Suya ihtiyacımız her zaman var, kuru gıda kolisine ihtiyacımız var. Yine ev eşyası konusunda, ev eşyası göndermek isteyenler varsa gönderebilirler. Konya Büyükşehir Belediyesi ile şeker, un ihtiyaçlarını da sağlayacağız. Çevre köylerin tamamına bunları göndereceğiz. Mutfak eşyası ihtiyacı olacaktır. Biz evini tahliye ettiğimiz vatandaşlara, evinde hasar olsun, olmasın 3 bin lira vereceğiz. Ona giyim ve giysi yardımında da bulunacağız. Evinde hasar olan vatandaşa 50 bin liraya kadar kira ve eşya yardımı yapacağız. 10 bin lirayla buna yarın başlayacağız.” 

Yıkılan binalarla ilgili soruşturma başlatıldı 

Hasar ve zarar tespit çalışmalarının devam ettiğini belirten Soylu, esnafların, araçların ve tarım arazilerinin hasar tespitinin de yapıldığını anlattı. Soylu, sel bölgelerinde yıkılan binalarla ilgili soruşturma başlatıldığını da aktardı.

Vatandaşların bütün mağduriyetlerini en yüksek noktada gidermek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını söyleyen Soylu, “İnşallah bütün bu sel bölgelerinden, buradan çıktığımız zaman vatandaşımızın da gönlünü alarak buradan çıkma arzusu içindeyiz. Herkes elinden gelen yardımı yapıyor. ‘Yok Ankara Büyükşehir Belediyesini sokmadılar…’ Ne olursunuz, hangi belediye olursa olsun biz böyle bir ayrım yapmıyoruz. Yangında da yapmadık, selde de yapmadık.” diye konuştu.

Muhalefetin siyaset üslubunu eleştiren Soylu, “Bir kere olumlu, bir kere pozitif bir siyaset anlayışı içinde olun. Vazgeçin bu işten. Bu Mecliste, dışarıda bize karşı yaptığınız siyaset üslubundan vazgeçin. Bunun alasını biz de yaparız ama milletimize karşı sorumluluğumuz var. Siyasi muhalefet, siyasi muhalefetin peşine takılan medyayı, sosyal medyayı birtakım bilim insanlarını ne olursunuz sağduyuya davet edin.” ifadelerini kullandı.

Bakan Soylu, köy yollarının yüzde 90’nını yarın akşamdan itibaren bitireceklerine değinerek, bölgede 7 ilin valisini görevlendirdiklerini, valilerin il özel idaresi ekipleriyle yollarda çalışma yaptığını aktardı.

“İstihbarat yapıları, ciddi bir provokasyon içindeler”

Türkiye’de son günlerde yaşanan olaylara da değinen Bakan Soylu, “Arkadaşlar ben 5 yıldır İçişleri Bakanlığı yapıyorum. Burnum koku almasını biliyor. Nasıl ekonomik olarak bizi sıkıştırmak isteyenler, Türkiye’nin üzerine bir oyun kurgulamaya çalışmışlarsa, altını çizerek söylüyorum, Batı’nın ve başka yerlerin birtakım istihbarat yapıları, ciddi bir provokasyon içindeler.” dedi.

Pendik’te yaşanan olaya işaret eden Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakın bugün Pendik’te bir cemevi ile ilgili hakikaten hiçbirimizin tasvip etmeyeceği bir saldırı söz konusu oldu. Ben bu saldırıları ilk kez görüyor değilim. Peki Türkiye’de bir Sünni-Alevi meselesi var mı? Bunun var olduğunu söyleyen çarpılır. Böyle bir meselemiz hiç olmamıştır. Ama Türkiye’de ‘Acaba hangi fay hattını tetikleyebiliriz’, ‘Türk’le Kürt arasını tetikleriz’, ‘Türkiye’ye gelen ve sığınan insanlarla milletimiz arasında bir nifak, fitne tohumu yere serip bunu mu sağlayabiliriz’, ‘bunu bir vesileyle bir Türk-Kürt çatışmasını ortaya koyabiliriz.’ Bu bir istihbarat çalışmasıdır. Bunu çok net söylüyorum, benim de az çok tecrübem var. Bugünkü olayda da failler yakalandı. Arkadaşlar hemen yakaladı.”

“Pendik’teki cemevine saldıran kişi Alevi”

Bu tür olayları daha önce yaşadıklarına işaret eden Soylu, şunları söyledi: “Mesela bugünküler, yapanlar Alevi. Biz aynısını Tunceli’de de yaşadık. ‘Niye yaptın kardeşim, kendi evine niye çarpı attın’ dediğimizde, ‘ben Almanya’ya iltica etmek istiyordum, siyasi olarak bir sığınma hakkı talep etmek için bunu yaptım.’, “Türkiye’de problemli olduğumu ifade etmek için yaptım” diyor. Bakın biz bunlarla çok karşılaşıyoruz. Peki farklısı olamaz mı, o da olabilir. Yani bir Sünni de gelip böyle bir şey yapabilir. Biz onun da cezasını aynı şekilde verme sorumluluğuna sahibiz. Bugün sosyal medyada öyle bir çatışma oluşturulmaya çalışılıyor ki, oturduğu yerden koltuğu rahat ve sıcak ‘nasıl olsa bu toplumun birliğini bozma görevini bana ihale ettiler, ben de yerine getireceğim.’ Bakın Batı’nın para verip havlattığı adamları, daha bundan 15 gün önce Türkiye deşifre etti. Hangi vakıfların kimleri destekleyip, kimlere para verip daha da ötesi var bunların. Bu belgeler de elimizde. Kimleri destekliyorlar, Türkiye’nin nasıl içini karıştırmak istiyorlar, bunların hepsini biliyoruz. Ama neye güveniyoruz, devletimize, gücümüze ve milletimize güveniyoruz.”

“Irkçılık bu coğrafyanın karakteri değildir”

Bakan Soylu, Ankara Altındağ’da geçtiğimiz gün yaşanan gerginliğe de değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ankara’da, Altındağ’da elbette ki Suriyeli de olsa Afrikalı da olsa, başka bir memlekete mensup da olsa, Türk de olsa, birinin birini katletmesini kabul etmemiz mümkün mü? Allah’ınızı severseniz biz Türk’üz, Müslümanız. Yani etnik köken üzerinden bir katliamı başka bir noktaya çekmek bize yakışır mı? İçinizde belki de İdlib’e, Afrin’e giden insanlardan bir tanesi benim. Ben oradaki insanların hangi şartlar içinde yaşadığını biliyorum. Tabii Sayın Kılıçdaroğlu’nun tuzu kuru, her zaman olduğu gibi tuzu kuru, peki doğru mu? Srebrenitsa’yı biz coğrafyamızda yaşamadık mı, insanları katletmediler mi? Irkçılık bu coğrafyanın karakteri değildir, ırkçılık Batı’nın karakterdir ve bu coğrafyaya ihale edilmek istenen bir karakterdir. Biz bunu kabul etmiyoruz, reddediyoruz, böyle bir şey söz konusu değildir. Toplanıp gittin Suriyelilerin mahallesini bastın, ne geçti eline, sen devlet misin? Biz Mevlana’nın, Yunus’un çocuklarıyız. Böyle bir kaos bize yakışır mı, doğrumu bu? Birileri devlet nizamını sulandırmaya çalışıyor, buna kimse alet olmasın, biz buna müsaade etmeyiz zaten.”

“Vatandaşlarımızın kısa bir süre içerisinde yaralarını saracağız”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “(Bozkurt) Bir hafta sonra inşallah esnafımızın yaralarını saracak yapısal adımları da TOKİ Başkanlığımız başlatacak.” dedi.

Bakan Kurum, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, AFAD Koordinasyon ve Değerlendirme Toplantısı’na katıldı.

Toplantının ardından açıklama yapan Kurum, Kastamonu, Bartın ve Sinop’a geçmiş olsun dileklerini ileterek hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla devletin tüm kurum ve kuruluşları, bakanları, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleriyle olayın olduğu andan itibaren afet bölgelerinde olduğunu söyleyen Bakan kurum, şöyle devam etti:

“Şunu söylemek isterim ki son 19-20 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde nerede bir sel, heyelan, deprem, yangın, afet olduysa biz hep oradaydık ve vatandaşlarımızla birlik, beraberlik ruhu içerisinde hareket ettik. Kimseyi ayrıştırmadık, kimseyi ötekileştirmedik. O afeti yaşayan sanki bizim annemiz, babamız, kardeşimiz, evladımız gibi hareket ettik ve etmeye de devam edeceğiz. Gittiğimiz her yerde şunu gördük, ‘Nerede bu devlet, milletvekilleri, bakanlar, niye benim işim yapılmıyor? denildiğini duymadık. Sayın İçişleri Bakanı’mız da ifade etti, bir an önce yaralarımızı sarmanın, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidermenin, yapılacak işleri yapmanın içerisinde olduk. İşte depremlerde konuklarımız bitti, teslim ettik. 15 gün önce Antalya’da, Muğla’mızda yangın afeti yaşadık. O zaman, ‘Bir ay içerisinde konutlarımızı, ahırlarımızı yapacağız. Vatandaşlarımızın kısa bir süre içerisinde yaralarını saracağız.’ demiştik.”

“Hızlı hareket etmek zorundayız”

Yangında hasar gören yapıların yaklaşık yarısının ihalesinin yapıldığını, yer tespitlerini de gelecek hafta itibarıyla yapacaklarını belirten Kurum, “Bir ay bile olmadan başlıyor olacağız, inşallah söz verdiğimiz gibi 1 yıl içerisinde de yapıları yapacağız. Evet o afetlerde ne yaptıysak bugün Kastamonu’da, Sinop’umuzda, Bartın’ımızda aynı anlayışla çalışacağız. Gerçekten burada büyük bir afet var, vatandaşlarımız, esnaflarımızın mağdur oldular. Acılarını paylaşmak için hızlı hareket etmek zorundayız. Bir hafta sonra inşallah esnafımızın yaralarını saracak yapısal adımları da TOKİ Başkanlığımız başlatacak.” ifadelerini kullandı.

Atılacak adımların Bozkurt’a yakışır bir şekilde olması için çalıştıklarını dile getiren Bakan Kurum, şunları söyledi:

“Afetin ekranlara belki en çok yansıyan sokağının başındayız. TOKİ Başkanlığımız 1 hafta sonra inşallah bu cephelerin takılmasını başlatacak ve burayı Bozkurt’a yakışacak şekliyle cephesiyle, aydınlatmasıyla ve altyapısıyla her türlü sürecini inşallah götürüyor olacağız. Tüm afet bölgelerinde yaklaşık 454 tane selden etkilenen ağır hasarlı ve yıkık binamız var. Tüm afet bölgeleri için söylüyorum Sinop, Bartın ve Kastamonu’da. Afet sebebiyle zarar gören, evleri yıkılan vatandaşlarımızın afet konutlarını Toplu Konut İdaresi Başkanlığımız yine bir ay içerisinde başlatacak ve en geç 1 yıl içerisinde Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi İnşallah yapımlarını gerçekleştiriyor olacağız.

Tarım Bakanı’mız burada değil, derelerle ilgili yapılması gerekenler, gerek kesitlerin büyütülmesi gerek yapısal iyileştirmeler. Tabii 500 yıllık yağışlar hesaplanarak bu süreçler yürütülüyor. Bunları da Tarım ve Orman Bakanlığımız, burada bakan yardımcılarımız, Devlet Su İşleri Genel Müdürümüz çalışıyorlar. Bunlara ilişkin de atılması gereken adımları atıyor olacağız.”

“Bir mahalle için de su deposuna iletim hattından su vermeye yarın başlayacağız”

İller Bankası Genel Müdürlüğünce altyapı hasar çalışmalarının tamamlandığını açıklayan Kurum, “Artık arızaları gidermeye çalışıyoruz ve bu çerçevede de Sinop Ayancık’ta da İller Bankasının tamiratlarıyla su vermeye başladık. Kastamonu Bozkurt, en çok etkilenen ilçemiz, burada da 5 mahallemiz var, 4 mahalleye su verdik, bir mahalle içinde su deposuna ki merkez mahallemiz, su deposuna ana hattan iletim hattından su vermeye inşallah yarın itibarıyla başlıyoruz.” diye konuştu.

Tüm hasarları hızlı bir şekilde gidereceklerini belirten Bakan Kurum, “İnşallah Yeni Bozkurt’umuzu İhya edecek, inşa edecek adımları da hep birlikte atacağız ve bu işler programlamadan, başlamadan da inşallah vatandaşımızı yalnız bırakmayacağız. Daha önceki depremlerde, sellerde, heyelanlarda olduğu gibi. Ben tekrar tüm Türkiye’mize ve illerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.” dedi.

“Tek amacımız güvenli şekilde vatandaşımızı elektrik enerjisiyle buluşturmak”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, sel felaketinin ardından ilk verilmesi gereken altyapı hizmetinin elektrik olduğunu belirterek, “Olayların ilk başladığı anlarda 4 ilçe merkezimiz, 395 köyde yaklaşık 38 bin hanemizin elektriği kesikken bugün an itibarıyla 100 köyümüzün altına inmiş durumda. Toplam elektrik veremediğimiz abone sayısı da 8 bin 843’e indi.” dedi.

Bakan Dönmez, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile sel felaketinin yaşandığı Kastamonu’nun Bozkurt ilçesindeki incelemelerinin ardından açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla sel bölgesine intikal ettiğini dile getiren Dönmez, yaraların sarılması için çalışmalara kısa sürede başlandığını söyledi.

Elektrik tesislerinin aşırı yağış ve fırtınalara dayanmasının mümkün olmadığına dikkati çeken Dönmez, “Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bu tesislerimiz de maalesef hasar gördü, birçok direğimiz yıkıldı, trafo merkezimizi sel aldı götürdü ancak yağışlar diner dinmez buradaki şirketlerimiz, gerek kamu gerekse özel kuruluşlarımız süratle olaylara müdahale etmeye başladı. Tek amacımız güvenli şekilde vatandaşımızı elektrik enerjisiyle buluşturmak.” diye konuştu.

“İlk etapta en hızlı verilmesi gereken altyapı hizmeti elektrik”

Elektriğin günlük yaşam için son derece önemli olduğunun altını çizen Dönmez, şunları dile getirdi: “Elektrik, hayatımızın içine o kadar girmiş ki bugün birçok vatandaşımızla ve kamu hizmetlisiyle bir araya geldiğimizde ‘Haberleşme cihazlarımız çalışmıyor.’, ‘Aydınlatma ihtiyacımız var.’ denildi. Dolayısıyla ilk etapta en hızlı verilmesi gereken altyapı hizmeti elektrik. İçinde bulunduğumuz Bozkurt’ta da artık sokak lambalarımız da yanıyor. Sadece temizlik yapılan binalarımız var. Yani su, moloz, çamurun temizlenmesine bağlı olarak. Orada da tedbiren, güvenlik amaçlı elektriği vermiyoruz. O temizlik biter bitmez o bölgedeki mahallelerimize de elektriği vereceğiz. Diğer birçok ilçemizde de merkezlerde sıkıntı yaşanmıyor. Sadece kırsal alanda yer alan köylerimizle ilgili bazı problemlerimiz devam ediyor.”

Dönmez, sel felaketinin ardından vakit kaybetmeksizin çalışmalara başlandığını vurguladı. “Olayların ilk başladığı anlarda 4 ilçe merkezimiz, 395 köyde yaklaşık 38 bin hanemizin elektriği kesikken bugün an itibarıyla 100 köyümüzün altına inmiş durumda.” diyen Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Toplam elektrik veremediğimiz abone sayısı da 8 bin 843’e indi. Sayın Cumhurbaşkanımız, dün buraya geldiğinde sahada gezdi, bizzat bazı hizmetlerle alakalı talimatları vermişti. Elektrik hizmetinin bir an önce bağlanmasına ilişkin talimatları da aldık ve karadan ulaşamadığımız yerlere sağ olsun, jandarmamızın helikopteriyle Türkiye tarihinde, belki dünya tarihinde de ilk, havadan jeneratör götürerek vatandaşımızı köyünde karanlıkta bırakmamak için o hizmeti de sunduk. İki mobil jeneratörümüz şu anda çalışıyor. “

Ekiplerin vatandaşları elektrik enerjisiyle buluşturmak için karadan ve havadan mücadele ettiğini anlatan Dönmez, “Burada yol yapım çalışmaları hızla devam ediyor. Karadan, karadan ulaşamadığımız yerlere havadan ulaşarak elektrik şebekemizi onarmak suretiyle en kısa süre içinde elektrik kesintisini tamamlamış olacağız. Bu arada mobil jeneratörlerimiz devrede. 100’ü aşkın mobil jeneratörümüz gerek Sinop, gerek Kastamonu’da ihtiyaç duyulan yerlere bağlanıyor.” bilgisini paylaştı.

Akdeniz ve Ege’de yangınlarla mücadele ederken bir anda sel felaketinin yaşandığı Kastamonu, Sinop ve Bartın’a yardıma koştuklarını söyleyen Dönmez, “Burada da hakikaten gecesini gündüzüne katan binlerce kahraman var. Aslında biz sadece 3 kişi değiliz. Basın mensuplarımız zaman zaman onların arasında dolaşıyor, insanların hikayelerini dinliyorlar. Çok enteresan yaşanmışlıklar var. İnşallah geniş bir zamanda belki bunları vatandaşımızla paylaşma imkanı buluruz.” dedi.

Dönmez, sel felaketinin yanı sıra Kahramanmaraş’taki orman yangınına müdahale ederken düşen uçakta hayatını kaybedenler için Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı temennisinde bulundu.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here