- Kendi Cehenneminde bir umut ışığı/ Ein Lichtblick in der eigenen Hölle - 30 Ocak 2026
- ‘Ama’lı ‘fakat’lı adalet arayışı/ Die Suche nach Gerechtigkeit… - 10 Ocak 2026
- Yaz (ma)mak /Schreiben oder nicht - 21 Aralık 2025
Ülkede ve dünyada garip şeyler oluyor.
Bir ülke bir başka ülkeyi işgale kalkışıyor.
Can sıkıntısından.
Birleşmiş Milletler verilerine göre 24 Şubat-12 Mart’ta yarıdan fazlası Polonya’ya olmak üzere 2 milyon 808 bin 792 kişi Ukrayna’dan komşu ülkelere geçmiş.
Vatanlarını terk etmek zorunda kalmışlar.
Savaşın acı tablosu.
En az 596 sivil hayatını kaybetti, 1067 sivil ise yaralandı.
Rakamlar tahmini.
Çok daha yükseği olma ihtimali fazla.
18 gündür dünyanın gözü önünde iki ülke savaşıyor.
Göstermelik bir müzakere masası kurulmuş.
Ölümler devam ediyor.
Bu savaş biter mi?
Putin’in veya sözüm ona büyük devletlerin keyfi bilir.
Yaptırım yapılırken dahi yine ezilen halk.
Filler tepişiyor her zamanki gibi çimenler ezilmeye devam ediyor.
Bu dünyanın garabeti.
Ülkemizin siyasetinde de ilginç gelişmeler oluyor.
“Ben milletimi çok özledim. Artık milletime bir şeyler vermek istiyorum.” dedi.
Ne zaman?
75 yaşında.
90’ların siyasetçisi.
Eski Başbakan Tansu Çiller.
“Anlayamadım ama bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü?”
Aradan onca zaman geçmiş.
Durmuş, düşünmüş ve hadi yeniden siyasete soyunayım demiş.
Ve bizden buna inanmamızı bekliyor.
Bana garip geldi ya size?
Olsun, artık yeni kurtarıcımız Çiller.
90’ların siyaseti.
AK Parti, küçük görünümlü büyük ortağıyla bir kanun teklifi hazırlayıp Meclis’e sundu.
Seçim barajı yüzde 7’ye düşürülecek.
Neden sıfır değil de yedi?
Milletvekili hesabı ve dağılımı, ittifak içinde yer alan her bir partinin o seçim çevresinde almış olduğu oy sayısı dikkate alınarak yapılacak.
D’Hondt sistemi uygulanacak.
Sevinin lütfen, ülkeye demokrasi geliyor.
Pardon demokrasi zaten var da katmerlenecek.
Seçim yaklaştıkça biz daha ne demokratik adımlar göreceğiz Allah bilir.
Dikkatimi çekiyor da bu aralar kimse enflasyondan, faizden, dolardan, Euro’dan veya altından bahsetmiyor.
Hayat pahalılığı zaten gündem dışı.
Zamlar ise sümen altı.
Neden?
Yoksa ekonomi rayına oturdu da bizim mi haberimiz yok?












