ABD uluslararası siyasette lider rolünü giderek kaybediyor

0

ABD, uluslararası siyasette hakim rolünü Obama’ ile birlikte kaybetmeye  başladı, içe dönen Trump’la daha hızlı bir geçişe geçti; şimdi sıra yerel güçlerle işbirliğine gitme, onlara kulak verme zamanı, yoksa ABD bunu da mı ıskalayacak? 

Aslında ABD uluslararası liderlik pozisyonundan vaz geçerse ortada fazla şaşılacak bir şey yok, çünkü zaten uzun bir süredir, dünya siyaset arenasındaki hakim pozisyonuna esas bir varlık gösteremiyor. Kuveyt sonrası bunu Suriye’de gördük, Libya’da gördük, Afganistan’da hala işi çözmek için “terörist” dediği militan gruplarla el altından görüşerek işi bir nihayete bağlamaya çalışıyor; Karabağ sorununda bir varlık gösteremedi, Akdeniz sorununda henüz bir şey söylemiş bile değildir, Nijerya’da, Çad’da, Yemen’de esamisi bile okunmuyor, aksine durmadan içine kapanıyor. Bunun en bariz örneği ise bir süredir Meksika’yla arasına duvar örüp kendisini kendi sahanlığında bile izole etme çabasından okunabilir. Diğer yandan, merkezde yükselen üretim maliyetlerinden dolayı başka üretim sahalarına kaçmaya çalışan sermaye gruplarını elinde tutmaya çalışıyor. 

Acaba fareler geminin battığını mı görüyor?

Çin, her gün biraz daha büyüyerek mali açıdan kıskaca aldığı Amerika’yı her gün biraz daha sıkıyor; Rusya, bir zaman önce Amerika’nın düdük öttürdüğü sahalara her gün biraz daha el atıp yerleşiyor ve tam olarak Rus ayısına yaraşır şekilde oturduğu yerden bir daha kalkmayı düşünmüyor. Amerika’nın en sadık müttefikleri bile artan maliyetler karşısında yatırımlarını Çin’e kaydırıyor. Dünya ve hakim rol pozisyonu adeta eksen değiştiriyor ve bir zaman Amerika’nın dostu olan ülkeler sanki orta yerde kalacaklarına şimdiden farklı kulvarlarda dost olabilecek yeni müttefikler arıyor. 

Amerikan ekonomisi darbe üzerine darbe alıyor ve Amerika devlet olarak içine kapandıkça kapanıyor; bir şeyler kötü gidiyor olacak ki, en yakın müttefikleri bile başının çaresine bakma telaşında, arayışlarını o minval üzeri sürdürüyor. Bu konuda Amerikan yetkililerinden henüz somut hiçbir açıklama yok, aksine verilen sesler Amerika’nın daha da içine kapanacağını işaret ediyor; çünkü bu pandemi sürecinde dünyaya liderlik etmesi bekleniyordu, ama bir şeyler öyle kötü gidiyor olacak ki, Tramp çeşitli vesilelerle defaten yalnızca kendileri için çalışacaklarını dile getirdi ki, buda Amerika’dan beklentisi olan yakınlarındaki dost ve müttefik ülkeleri bile başka arayışlara sürdü. Çin ise ABD’nin aksine tüm bu arayışlara cevap olacak şekilde orada, yanlarında olacaklarını söyledi. 

İşin kötüsü ABD’nin henüz ne bu yeni dünya düzeninde ne de bu pandemi süreciyle ilgili dost ve müttefik ülkeleri ikna edebilir bir yol haritaları yoktur, açıklamaları yoktur, bu bulaşıcı hastalığa karşı küresel direnci destekler mahiyette ne küresel çaplı ekonomik bir örgütlenme ne de Amerikan rüyası olan liberal dünya düzeninin korunması konusunda bir çabaları, her şey adeta kendi kaderine terk edilmiş, buna el atacak lideri veya ülkeyi bekliyor. 

Oysa Amerikan rüyası olan liberal dünya düzenine liderlik etmelerinin tam zamanıdır ve bu kriz süreci o liderlik maliyetini alabildiğine aşağı çekmiş bulunmaktadır. Ancak henüz  Amerika’nın o liderlik pozisyonunu teyit eder bir varlık gösterdiği söylenemez. Bunu liderlik potansiyeli açısından değerlendirdiğimizde ise o pozisyona en yakın ülkenin hala Amerika olduğunu söylememizde bir sakınca yoktur, çünkü Amerika hala dünyadaki en büyük ekonomidir. 

Kuşkusuz şimdilik ABD’de bu küresel salgını durdurma ve kontrol altına alma mücadelesi veriyor. Tüm hesapları normal zamanlara dönmektir, ama bu mümkün olacak mı, onu kendileri de bilmemektedir, zira henüz ufukta belirmiş, görünür bir şey yoktur. 

Öncelikle şunu söylemeliyim ki Obama’nın da dünya liderliği vizyonu yoktu, Trump’ın da öylesi bir dünya liderliği vizyonu yoktur; kaldı ki, Trump’ın yaptığı açıklamalarda ne böylesi bir hedefinin ne de böylesi bir vizyonunun olduğu görüldü; aksine daha çok konuştukça battan ve battıkça konuşan istikrarsız bir lider profili çizdi.

Trump, pandemiye kötü bir zamanda yakalandı, seçimleri bile ekonomik sebeplere irca ederken, -ki bu normal zamanların Amerikan politikalarını şekillendiren temel faktördür- pandeminin ona ne kaybettireceğini görmedi, oysa Amerikan halkı da diğer halklar gibi kendilerine yarınlarının daha iyi olacağına dair umut ve güven verecek bir lider gereksiniyordu. Trump ise “sonumuz ne olacak” diye soran yurttaşlarına güldü, hamaset ve pandemi arasında nasıl bir bağ kurduysa, hep gülüp dalga geçmeyi seçti.

Korona virüs krizinin Amerikan ekonomisine büyük zarar verdiği gerçektir. Buna göre korona virüsün ABD’nin dünyadaki liderliğini vurduğu da bir gerçektir, ama ne kadar vurdu, bunu ilerde daha çok göreceğiz. Ancak korona virüsle birlikte Amerikan liderliğinin bu süreci yönetememesi sorunuyla karşı karşıyayız, çünkü liderlerin görevi bu tür durumlarda  çare sunmaktır ve şayet bir dünya liderliği iddiası varsa, bu çarenin de o düzeyde olmasını gerektirir. Trump’ın yapamadığı budur, O yaşanan bu küresel krizde ne bir çare üretebildi ne de diğer dost ve müttefik ülkeleri destekleyerek koordine etme yoluna gitti, bütünüyle içine kapandı veya içine kapanmayı seçti. Oysa bu iddiası olan bir dünya liderliğinin yapabileceği bir şey değildi. 

Bu yüzyıl Çin’in mi olacak yoksa?

Trump geri çekildi, Çin ise Amerika’nın aksine hep ileri atıldı. Amerika’nın en zengin müttefiklerine bile -Avrupa ülkeleri- bu pandemi sürecinde yardım etti. Diğer yandan Trump oval ofisten tafra satarken çaresiz kalan ülke yönetimi test kitlerini bile Çin’den ithal etti. Çin ise ABD’nin aksine salgını kontrol altına aldı, salgın üzerinden toplayacağı pastaya yöneldi. Şu ana kadar sanırım dünyanın yarısı kadarına Çin test kitleri ve diğer tıbbi malzemeleri göndermiş bulunuyor. ABD ise hala geri çekiliyor ne dünya halklarına ne de kendi yurttaşlarına bir şey söyleyebiliyor. 

Görünen o ki ABD kendiyle o kadar meşgul ki, yapılan küresel liderlik çağrılarına karşılık veremeyecek, ya da pandemi onlarda öyle bir şok etkisi yaratmış ki, henüz kendilerine gelemediler. Eğer durum buysa bu sorunun daha köklü olduğu anlamına gelir ki, buda tek başına Trump’ın basiretsiz liderliğiyle açıklanabilir bir durum değildir. Trump zaten bunun bedelini iktidarını kaybederek ödedi, şimdi sıra Trump sonrası Demokrat adayı Joe Biden’in ne yapacağına endeksli, Biden sözü edilen küresel liderlik rolünü üstlenebilecek mi, onu ise hep birlikte göreceğiz. Joe  

Biden’ı kolay bir süreç beklemiyor. 

Diğer yandan böylesi büyük bir salgın bile dünya devletlerini birleştiremiyor, liderleri toplu çözümler aramaya yöneltemiyorsa -ki daha önceki felaketlerde bu yapılamamıştı- bu dünyayı güzel günler beklemiyor demektir. Devlet iktidarlarının içe dönük güçlenmiş olmaları ve yerel düzeyde milliyetçi politikaların daha çok referans alınır olması ise geçmişten ders alınmadığını gösteriyor.   

Artık ne bekliyorsak!  

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here