- İran’dan sonra sıra Türkiye’de mi?/ Nach dem Iran, Türkei? - 13 Ocak 2026
- Bu Üç Adam İlginç/ Diese drei Männer - 10 Ocak 2026
- Trump’a ve ABD’ye Karşı Çıkalım Ama…/ Trump und die USA protestieren - 6 Ocak 2026
Sorun bizde mi, Batı’da mı?
Bu soru birçok düşünür ve akademisyen tarafından ele alınmış üzerine fikir yürütülmüş önemli bir başlangıç noktası. Hatta bu soru etrafında oluşan düşüncelerle yeni tezler ve düşünce merkezleri oluşmuş.
İstiklal Marşı şairimiz M. Akif Ersoy bile Avrupa seyahatinde kendisine sorulduğunda şu cevabı vermiş: ‘İşleri dinimiz gibi, dinleri işimiz gibi’.
Bu cümleyi düşündüğümüzde de aslında net bir cevap göremiyoruz.
İşleri dinimiz gibi yani çok düzgün.
Dinleri işimiz gibi.
Aslında bize ne dinlerinden.
Bu konu nereden aklıma geldi derseniz eğer.
Ünlülerden bir tanesi namaz kılmaya başlamış ve bunu da sosyal medyadan duyurmuş. Ben de dayanamayıp ‘bize ne sizin namaz kılmanızdan’ diye düşüncemi belirttim.
Bu ünlünün böyle bir paylaşım yapmasının sebebi iktidarda din referanslı bir parti olması sebebiyle.
İmam Hatip merkezli bir temel ve üzerine bina edilmiş biraz Milli Görüşçülük ve biraz da milliyetçilik.
Biraz milliyetçilik Mhp ile ortak buluşma noktası olduğu için de siyasi ortaklık sorun olmuyor.
Muhalefetin neden başarılı olmadığını konuşuyoruz ve her seferinde de halkı suçluyoruz.
Evet, halk suçlu ama yöneticilerin hiç mi suçu yok.
Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz ama Denizcilik Bakanlığı YOK.
Bu konu neden muhalefetin önemli tezleri içinde yer almıyor?
Avrupa ve Asya arasında köprüyüz ama Gümrük Bakanlığı YOK.
Bu konu da aynı şekilde.
Hep tek taraflı bakıyoruz.
Kitaplarımı hazırlamaya başladığımda ilk olarak ‘Modern Hayatta İman Edebilmek’ isimli kitapla başlamıştım.
Kitabımı tamamlayıp babam ve aynı zamanda hocam olan Osman Hocamla istişare ettiğimde enstitüden yakın arkadaşı Abdullah Aymaz’ın önsöz yazabileceğini ve yazmasının iyi olacağını söylemişti.
Pek istemesem de kabul ettim.
İstemememin nedeni de düzeltmeler yapmak isteyebileceğini düşündüğüm içindi.
Evet, öyle de oldu.
Abdullah Aymaz birkaç noktayı tasvip etmediğini belirtmişti.
Özgür düşünce ve aklı kullanma,
Müslümanların ‘kapalı toplum’ olarak yaşadıklarını ifade etmem ve özgür iradeyi fazla önemsiyor olmam.
Ben de bu konuların asıl temel konular olduğunu ifade ederek kendisine teşekkür etmiştim.
Aymaz hoca önsöz yazmadı ve benim ilk hazırladığım kitabım da zaten basılmadı.
O günden bugüne bu konuyu düşündüğümde zihnimde beliren şu: ‘Olayların görünen yüzü ile görünmeyen arka planları çok farklı’.
Abdullah Aymaz o gün önsöz yazmış olsaydı, ben bugün ‘fetöcü’ damgasıyla suçlanıyor olacaktım. Halbuki Abdullah Aymaz Hoca babamın 40 yıl önceden tanıdığı arkadaşıydı. Ama devlet için birisi suçluysa, suçludur. Zaten bu yüzden denmedi mi? Masum olanlar zaten çıkar hepsini içeri atın…
Fetöcü diye suçlanacak olmamın sebebi de Abdullah Aymaz’ın Avrupa İmamı olarak görülmesi ve suçlanması.
Kim tarafından?
Devlet.
Aynı devlet bugün Furkan Vakfı’nı da suçlu olarak görüyor ve hatta işkenceye varır şekilde caddelerde copluyor. Dahası coplayanların da başörtülü polisler olmaları.
İçinden çıkılmaz soruna bakın.
Halka hizmet Hakk’a hizmet mantığıyla hareket edenlerin Devlet dediğimiz yapıyı arkasına almaları ve halka direnç göstermeleri…
Devlet dediğimiz yapıya hakim olanlara ne oluyorsa kendilerini ilah sanıyorlar.
Kahrolsun Batı söylemiyle iktidara gelip Batı’nın yaptığı her şeyi yapar olmak kendi içinde çelişen ve acıdır ki çıkışı olmayan büyük sorun.
Başta ele aldığım soruya geri dönecek olursam: ‘Sorun bizde mi, Batı’da mı?’
Bence sorun insanların ‘doğru düşünememeleri’ ve ‘ne için yaşadıklarını bilmemelerinde’.
Eleştirilecek ve düşman olunacak Batı değil.
Batı’nın yaptığı yanlışlar.
Ama insanlar doğru düşünemedikleri için siyasiler ve akademisyenler Batı’yı düşmanlaştırıp Batı’nın yaptığı aynı işleri yapmaya devam ediyorlar.
Sonra da ‘kahrolsun Batı’ diye haykırmaları.
Yazılarıma anlamadan eleştiri yazanlar da aynı şekildeler.
Anlamaya çalışmak için okumadıkları için ezberleri konuşuyorlar. Ezberler de hata yapmalarına sebep oluyor.
‘Kahrolsun Batı’ söylemi gibi yaygın olan ‘Yahudi düşmanlığı’ yüzünden de aynı sorunu yaşıyorsunuz.
Benim İvo Molinas gibi dostum da olur, Batılı olan başka bir gazeteci de.
İvo Molinas’la dostluğumu konu ederek eleştirilerime cevaplar bulamazsınız.
Bu yol yanlış…
Yönetim adına meydana çıktıysanız eleştiriye açık olacaksınız. Eleştiren olunca da bunu Batı’ya ve Yahudilere de bağlama hakkınız yok.
Bu düşünceden çıktığımızda sorunun Batı’da değil bizde olduğunu anlayacağız.
Nefret dolu bakış açısı ve söylemle insanlığa ve dünyaya saadet ve mutluluk sunulmaz. Tabi böyle bir derdiniz varsa..
Sevgi ve Bilgiyle kalın












