Adalara Yazık Etmeyin! Denizi, doğayı, güzellikleri israf etmeyin! Ettirmeyin!

0

Her mevsimi ayrı bir keyifle gezilebilecek, imkan olsa yaşanabilecek, doğa harikası adalar..

Adalar Belediyesi internet sitesinde tanıtımında da yer verildiği üzere; tarih boyunca pek çok isme sahip olmuştur.

Evliya adaları, Kesiş adaları, Ruh adaları, Cin adaları, Halka adaları, Prens adaları ve Kızıl adalar gibi.

Bunların en yaygın ve dünyaca tanınan isim ise, “Prens Adaları”.

İstanbul’un adaları, anadolu yakasının güney kıyılarının açıklarında ve Marmara Denizi’nin kuzeydoğu kesiminde yer alır ve bu ‘takımada’, kısaca “Adalar” olarak anılır.

Büyüklü küçüklü 9 ada ve kıyıya yakın iki kayalıktan oluşur.

Adaların her birinin tarihi anıları, hikayeleri, günümüze kadar ulaşabilmiş birbirinden değerli güzellikleri bulunur.

Benim bugün sizlerle paylaşmak istediğim konu, asırlardır ayakta kalmış ve bizlere kadar ulaşabilmiş tarihi güzelliklerden ziyade, her tarafı deniz olup ta, denizden faydalanmanın sınırlı olması üzerine aslında.

Turizm tesislerinin az olması, özellikle plajlarının az olması, mevcuttaki plajların da bakımsız, özensiz, insana hizmet anlayışından uzakta ve sadece para kazanma aracı olarak ticari faaliyetlerde bulunulması.

16 milyonluk İstanbul’un ve İstanbul’lunun yanı başında denizden faydalanma oranı çok yetersiz.

Çoğu tesisler adeta başına buyruk ve denetimlerden ve kontrolden uzak.

Köşeyi kapan, zaten yaz sezonu az süren bölgemizde sadece çok para kazanma derdinde.

İnsan sağlığına kesinlikle uygun olmayan işletmeler(!) mevcut adalarda.

Denize girmek isteyenlere sunulan şezlong, şemsiye ücretleri, elbette ki egenin lüks tatil beldelerindeki gibi fahiş fiyatlarda sayılmaz.

Ama sağlıksız, bakımsız olması nedeniyle bu paraları bile hak etmiyor kesinlikle.

Adeta adalara denize girmek için gelen yerli ve yabancı turistlerin “mecburiyetlerinden faydalanma” çabasına girmiş işletmelerin(!) çoğu…

Özellikle de pandemi dönemindeki soyunma kabinleri(!)nin berbatlığı (aslında kabin de denmez, perdeyle çevrili taşlar arasında bir yer), tuvaletlerin (olan da tuvalet sayılmaz) ve duşların olmayışı, vurdumduymazlığın son hali.

Şezlongları yerleştirdikleri taşları, denize girilecek bölgelerde suyun içinde kalan yerlerle de bir zahmet ilgilenin…

Bahsettiğim plaj bu hafta sonu gittiğimiz Burgazada’da, Marta Koyu adı verilen bölgede, bazı kişilere para kazandıran bir yer (işletme bile diyemiyorum aslında)…

Alternatifsizlik, ulaşım imkanlarının kısıtlılığı, zamanımızı yollarda geçirmek istemediğimizden, sanırım diğer denize girmek isteyenler de aynı sebeplerle, bu gibi kötü yerlerde denize girmek durumunda kaldık.. kalıyoruz..!

Aslında salaş yerlerde vakit geçirmekten keyif alırım.

Ama pislik içinde, bakımsız, insanları hor gören ve aptal yerine koyan çalışanların olduğu yerlerden de nefret ederim.

Varlık içinde yokluk çekilmesini bir türlü kabul edemiyorum.

Dört tarafın çevrili denizin var..

İyi veya kötü, az veya çok denize girmek için gelen müşterilerin, insanların var..

Neden bizim insanımız hizmet vermeyi sadece para kazanma olarak görüyor?

Neden bizim idarecilerimiz, yetki ve sorumluluk alanlarının varlığına varlık katmak için çalışmıyor?

Elbette hiçbir şey yapılmıyor değil!

Ama bazı hizmetleri ertelemek, insanlara hak ettiği yerlerde, hak ettiği şekilde hizmet verilmesini sağlamamak neden?

Adalar Belediyesi mi?

Büyükşehir Belediyesi mi?

Yoksa merkezi yönetim içinde yer alan Kültür ve Turizm Bakanlığı’mı yapar bilemem!

Ama bir zahmet bu bakımsız, özensiz, sağlıksız, işlet(eme)me yerlerini lütfen sıkı kontrol edin..

Plaj ve tesis imkanlarını arttırın.

Denize girebilmemize, doğanın güzelliklerinden faydalanmamıza engel olmayın..!

Denizi, doğayı, güzellikleri israf etmeyin! Ettirmeyin!

Önceki İçerikBenzine 23 kuruş zam..
Sonraki İçerikHerkesin söyleyecek bir şeyi var
Mustafa Kalabalık
16 Ağustos 1970 Kocaeli-Gölcük-Değirmendere’de doğdu. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, İktisat Bölümü ve Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün, “Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi” dalında Yüksek Lisans’ını tamamladı. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, “Siyaset ve Sosyal Bilimler” Doktora (Ö) Öğrencisi olarak dersler aldı. 2010 yılında “Öteki Siyaset”, 2013 yılında da “9. Köy’den Sonra” isimli kitapları Vadi Yayınlarından yayınlandı. 2011 yılında, Kocaeli’ndeki yerel gazete ve dergilerde yazarlığı başladı. Aynı zamanda “Kocaeli TV” televizyon kanalında, “Öteki Siyaset” isimli TV program hazırlayıp sundu. 2016 yılından itibaren de Ocak Medya’da yazarlık yapmaktadır. Özel sektörde, aynı zamanda halen yöneticilik yapmakta olan Kalabalık, Demokraside Birlik Vakfı, İnsani Değerler Derneği, Türkiye Yazarlar Birliği ve Gazeteciler Cemiyeti üyesidir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here