Adil Öksüz gölge midir, yoksa ruh mudur?

10

Arkadaşlar benim kafam müthiş karıştı bu işten…

Hangi işten olduğunu anlattığımda geçmişte okuduklarınız veya duyduklarınızla zihninizde mukayesesini yapıp hemen noktaları birbirine bağlayacaksınız.

15 Temmuz darbe girişiminin ‘kilit ismi’ kimdir?

Daha ilk günden ‘darbenin sivil ayağı’ olduğunu öğrendiğimiz Adil Öksüz değil mi?

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde profesörmüş Adil Öksüz. Pensilvanya’da, Gülen’in dizi dibinde, yanında çocukları olduğu halde, çekilmiş fotoğrafları da var.

Plakasındaki 34 SIR 49 gibi ‘sırlarla’ çevrili bir şahsiyet olduğunu da öğrenmiştik Öksüz’ün; ders verdiği üniversitedeki mesai arkadaşlarıyla bile fazla konuşmazmış…

Geçen gün, Arnavutluk’ta yapılan bir panelde, katılımcılara ‘Musevilik’ üzerine konferans verdiği haberi de yer aldı gazetelerde; fotoğrafına baktım; kalabalık arasında ama, kimselerin kendisine dikkat etmemesi için sanki özel çaba sarf ediyor gibiydi.

Böyle bir kişi…

Tutuklanmış, ama.. Tutanağı yokmuş..

15 Temmuz sonrasında, kamuoyunun, ‘Silâhlı Kuvvetler İmamı’ olarak darbeyi o yönettiği için, Adil Öksüz’ün bir an önce yakalanıp adalet önüne getirilmesini istemesi, medyanın da halkın bu beklentisi eşliğinde, hakkında öğrenilen her ayrıntıyı haberleştirmesi normaldir.

Yazıya girerken paylaştığım şaşkınlığımın sebebi okuduğum şu taze haber:

Darbe gecesinden bu yana sürekli kendisinden söz edilen Adil Öksüz‘ün, darbeyi yönetmek için bulunduğunu anlatımlardan bildiğimiz Akıncı Üssü’nde teslim alındığına ve gözaltında tutulduğuna dair tutanak yokmuş…

“Nasıl yani?” diye sordum Milliyet‘te Önder Yılmaz ve Türker Karapınar imzalarıyla yayımlanan haberi okuduğumda.

Basbayağı yokmuş tutanak… Tutulmamış öyle bir tutanak…

O gece neler yaşandığını araştıran Meclis Komisyonu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na da sorular yöneltmiş olmalı ki, Akıncı Üssü’nde o gece yargıyı ilgilendiren yönler açısından neler yaşandığına dair belgeleri Komisyona göndermiş HSYK…

Siviller 3 kişi miydi, yoksa 5 mi?

Haberin özeti şu: O gece önce Akıncı Üssü çevresinden kaçmaya çalışan 3’ü sivil, 26’sı farklı rütbede asker olmak üzere toplam 29 kişi yakalanmış; sonra Üs’ten 87 kişi daha teslim olmuş. Toplam 98 kişilik listede Öksüz 97. sıradaymış. Öksüz’ün ifadesi 18 Temmuz 02.28’de tamamlanmış… (Darbe 15 Temmuz gecesi, ifade 18 Temmuz gecesi alınıyor; dikkat isterim. TK).

Savcı Cihan Ergün ardından şüphelileri mahkemeye sevk etmiş, ama hâkim Köksal Çelik kendisini adli kontrol kararıyla serbest bırakmayı uygun bulmuş… İtiraz başka bir hakim, Çetin Sönmez, tarafından reddedilmiş…

HSYK bu ayrıntıyı veriyor, ama ardından da “Teslim ve gözaltı tutanağı yok” diyor…

Allah Allah… Nasıl oluyor bu?

Yanılıyor muyum acaba diye, arşive göz attım; hayır yanılmamışım. HSYK’nın Komisyon’a gönderdiği yazıya göre, Akıncı Üssü’nde o gece ‘3’ sivil bulunuyormuş…

İyi de, dikkatler neden tek Adil Öksüz üzerinde yoğunlaşmıştı o geceyle ilgili olarak?

Daha da önemlisi şu: Aradan birkaç ay geçtikten sonra, Akıncı Üssü bir başka vesileyle yeniden gündeme geldiğinde, yine savcılık kaynaklarına dayanılarak, Üs’te o gece Adil Öksüz’den başka 4 sivilin daha olduğuna dair bir haber yayımlandı. Toplam 5 kişi…

Sabah gazetesiydi haberi yayımlayan… Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na dayandırdığı haberinde “İşte Akıncılar Üssü’ndeki 5 FETÖ’cü sivil” diye manşetinden duyurdu; oysa yine Ankara’da bulunan HSYK, resmi bir yazıyla, Meclis Komisyonu’na, o gece Üs’te sadece 3 sivilin bulunduğu bilgisini göndermiş…

Amerikalılar’daki bu neyin merakıdır arkadaş?

Adil Öksüz kayıp ve bu yüzden hakkında olduk-olmadık senaryolar yazılıyor.

Hiç kimsenin aklından geçmeyen bir senaryo Amerikalılar tarafından gündeme getirildi ve bunu da Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, yanında FETÖ örgütüne ait dosyalarla Fethullah Gülen‘in Türkiye’ye teslimini talep etmek üzere Washington’a giden Adalet Bakanı Bekir Bozdağ henüz yeni dönmüşken dile getirdi.

Selvi‘nin yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Bu arada, 15 Temmuz’un en gizemli şahsiyetlerinden Adil Öksüz’le ilgili bir gelişme yaşandı. ABD, resmi bir yazıyla, Adalet Bakanlığı’ndan 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’nde olup olmadığını sordu. Adalet Bakanlığı Adil Öksüz’ün darbe gecesi Akıncı Üssü’nde olduğunu gösteren fotoğraf ile savcılığa verdiği ifadesini gönderdi. Bakanlık ayrıca Adil Öksüz’le ilgili yazılı bir cevap gönderecek. Tabii bulunabilirse, tabii yaşıyorsa…”

Ne demek şimdi bu?

unknown-1

Amerikalılar, hem de resmi bir yazıyla, Üs’te çekilmiş yarı-çıplak fotoğraflarını ismi her geçtiğinde yeniden gördüğümüz biri için, “Orada mıydı?” diye neden sorar ki?

Hürriyet’te bu yazının yayımlandığı günün tarihi 2 Kasım 2016; Sabah’ta “O gece Öksüz orada yalnız değildi, yanında 4 sivil daha vardı” haberini paylaştığı tarih… O da ertesi gün; 3 Kasım…

Ayıp değil ya, şimdi de, HSYK’nın aralarında Öksüz’ün tutanağının bulunmadığına dair olanın da yer aldığı belgeleri Meclis’e hangi tarihte gönderdiğini merak ediyorum.

Tabii bir şeyi daha: Sahi kim bu Adil Öksüz, gölge mi, ruh mu?

§§§§