Afganistan, barış mümkün mü?

8

Yıl 1207, Afganistan bölgesindeki halk tedirgin ve korku içerisindeydi. Kuzeyde ve doğuda “Moğol hareketlenmesi”, batıya doğru ilerliyordu. Gelen haberler hiç iyi değildi.

Bu endişelerle yüklü küçük bir kervan Afganistan-Belh şehrinden ağır ağır kuzeye doğru hareket etti. Mezarı Şerif’e doğru. Kervan “bilginlerin sultanı” Belh’li Bahaeddin Veled’e aitti. 8-9 yaşındaki oğlu “bizim Mevlana’mız” da bu kervanda babası ile birlikteydi.

Kervan kuzeye doğru yol aldı, Şıbırgan, Mezarı Şerif, oradan Türkmenistan çölüne yöneldi ve Selçuklu’nun başkenti Rey’e, sonra Tebriz’e uzandı.

Kervanın akıbetini hepiniz biliyorsunuz. Önce Sivas’a geldi ve en son durağı da Konya oldu.

Afganistan; topraklarında doğmuş, oranın medeniyetinden beslenmiş, geçtiği bütün coğrafyalardan etkilenerek gelişmiş, Attar’ı, Şems’i tanımış, “Yaradan Aşkını” manalandırmış, “Mevlana’yı” bizlere hediye etmişti. 

Bizim Afganistan, sonradan çoktan başkasının olmuş. Tıpkı Yemen gibi, Filistin gibi, Balkanlar gibi.

Bir sürü ipsiz sapsız, çullanmışlar “Mevlana’nın memleketine”, yağmalamışlar, yağmalamışlar ve hala yağmalıyorlar. Barış gelir mi diye ümitler diri tutulmaya çalışılıyor.

Yıl 1979, Ruslar 100.000 kişilik ordu ile dalmışlar Afganistan’a. İlk yaptıkları iş neydi biliyor musunuz? Maden bölgelerini belirlemek, bunlara göre ulaştırma yollarını yapmak. Aksi olsa şaşmalıyız değil mi? Emperyalizmin dini-milliyeti-ideolojisi yok velhasıl.

“Dinsiz” Ruslara karşı, Afganistan ve Pakistan’daki Müslümanların tepkisinin üzerine, Amerika denen başka bir emperyal oturmuş ve ardından Amerikan işgali gelmiş.

Pakistan’da, Molla Ömer Ahund tarafından, yaklaşık 50 medrese öğrencisiyle birlikte, 1994’te Taliban kurulur. Afganistan ve Pakistan’daki “Peştun kökenliler” tarafından kadrolar oluşturulur, sayı hızla 50-100 binlere ulaşır. Pakistan istihbarat teşkilatı (ISI) ve Pakistan ordusu, bu projenin arkasındaki “taşerondur”. Ağa babası da elbette Amerika. 

Taliban Pakistan’dan hareketle, 1994’te ilk önce Kandahar gibi, Afganistan bazı sınır şehirlerini ele geçirdi. Tacik komutan Ahmet Şah Mesut Kabil’deydi ve Taliban’a ilk yenilgiyi Şah Mesut tattırdı. 1996’ta Mesut Kabil’den çekildi ve Taliban savaşçıları 27 Eylül 1996’da Kabil’e girdi ve böylece “Afganistan İslam Emirliği” kuruldu. Taliban, bu tarihten sonra, Pakistan’ın bölgedeki çıkarları için vekalet savaşı veren bir örgüt haline dönüştü aynı zamanda. Pakistan, BAE ve Suudi Arabistan, “Taliban Devletini” tanıdı. Taliban 5 yıl yönetimde kaldı, Afganistan’ın 25 yılına damgasını vurdu.

Taliban’ın “İslam’ı algılaması ve Afganistan’da uygulaması” tam bir felaket getirdi. Daha sonra önemli bir hata daha yaptı Taliban. Afganistan’ı El Kaide’ye açtı. Arap dünyasının anti emperyal reaksiyoner hareketi “Müslüman kardeşlerin” etkilediği “Sahva hareketinden” doğmuştu, El Kaide. Şunu da unutmayın, bu sırada 1 inci Körfez harekatı olmuş, Amerika Orta Doğuya yerleşmişti. El Kaide de bu süreçte, Arap ülkelerinde yapılanmaya başlamıştı.

İşte Afganistan’a yerleşen El Kaide, zihinlerden silinmeyen “11 Eylül ikiz kulelere saldırıyı” gerçekleştirdi. El Kaide, Amerika’ya “açıktan savaş” ilan etmişti.

Müslümanların bütün batı ülkelerinde “potansiyel terörist” olarak algılandığı ve dışlandığı dönem de böylece başlamış ve Amerika, 2001 yılında Afganistan’a askeri harekat gerçekleştirip, El Kaide ve Taliban’la doğrudan, cephe savaşına girmişti.

El Kaide çökertildi, lideri Usame bin Ladin de öldürüldü. El Kaideden arta kalanlar ve Irak-Suriye yenilgisi sonrası Afganistan’a nakledilen IŞİD, El Kaide’nin yerini aldı. IŞİD’in Afganistan’da 4000’den fazla militanı var. IŞİD ile Taliban siyasi ve askeri hedefleri bakımından birbirlerinden tamamen ayrı noktalarda. Taliban IŞİD’e zemin hazırlamakla suçlanıyor.

Tam 18 yıldır savaş sürüyor. Amerika 1 trilyon dolar harcadı bu savaşta ve 3.000 civarı asker ve sivil personelini yitirdi. 100.000 asker kullanıldı. Afgan Silahlı Kuvvetleri yetiştirildikçe, Amerikan askerleri Afganistan’dan çekildi. Halen 14.000 Amerikan askeri Afganistan’da.

Taliban, Kandahar dahil önemli yerleri kaybetse de, varlığını sürdürüyor. Özellikle güney doğu bölgelerde, Pakistan’a yakın alanlarda gerilla savaşları ile etkin. Taliban Afganistan yönetimine talip, mücadelesinin siyasi hedefi bu. Afganistan’a İslam’a dayalı bir yönetim getirmek istiyor. Askeri hedefi ise, Afganistan hükümet güçleri.

IŞİD ise, Amerika’ya karşı savaşıyor ve savaşı “asimetrik parametrelerle” sürdürüyor. Siyasi hedefi “Afganistan’ın istikrarsızlaştırılması”, askeri hedefi ise, Amerikan askerleri, yabancı misyonlar ve Afganistan’daki Şii ahali. En son saldırdığı ve 63 insanı öldürdüğü düğün, “Şii-Türki” Hazaralar’a ait.

Amerika; Taliban ve Afganistan hükümetini uzlaştırmaya çalışıyor. BAR ve Katar’ın katkıları ile, taraflar bir araya gelerek “barışın yol haritasını” belirlemeye çalışıyorlar. Taliban Amerikan askerlerinin çekilmesini istiyor. Amerikalılar, çok hızlı olmayan bir takvim içinde askerlerinin azaltılacağı garantisini verdi, Taliban’a. İşte IŞİD’in Hazaralar’a saldırısı, bu toplantıların 9 uncusunun yapıldığı zamanda gerçekleştirildi. Barışı sabote için.

Afganistan’ın etnik yapısı bu çatışmalarda önemli bir parametre. En önemli grup % 42 ile Peştun’lar. Bu grubu; % 27 ile Tacikler, % 10 ile Türki kökenli Hazaralar, % 9 ile Türki kökenli Özbekler takip etmekte. Mücadele, Taliban’ı kuran Peştunlar ile “diğerleri” arasında. Amerikalılar da bölgeye diğerlerinin desteğini kullanarak geldi.

Taliban’ın Peştun etnik kökenlilere dayanması, arkasındaki gücün Pakistan istihbaratı ve ordusu olması, Pakistan’ın Afganistan’daki emelleri ve kendi Peştun nüfusuna sahip oluşu, barışın sağlanmasında en kritik hususlar. Sağlanacak barışta Pakistan’ın da razı olacağı bir yapının oluşması gerekiyor. Pakistan’ın nüfusunun % 17’sinin Peştun olması, Afganistan ile potansiyel çatışmanın da kaynağını teşkil etmekte. Taliban hareketinin uzun sürmesinin arkasında Pakistan’ın milli menfaatleri de yatmakta. Afganistan’ın Peştun yönetimi, yarın Pakistan’dan toprak talep edebilir mi? Bu Pakistan’ın kafasındaki en kritik soru.

Amerika, Afganistan’ın mevcut hükümeti ile Taliban’ı, bir barış anlaşmasına götürmeye çalışıyor. Suudi Arabistan ve BAE’leri de barışı desteklemekte. Pakistan başlangıçta barışa çok katkı vermedi, ancak içerisine düştüğü ekonomik sıkıntılar ve Keşmir meselesi, Pakistan’ın bu meseleye ister istemez güçlü destek vereceğine işaret ediyor. Trump ile Khan uzlaştılar.

Barışın tesisi, Afganistan’da belirli bir dengenin üzerine oturacaktır şüphesiz, ancak Farslarla yakın akrabalığı olan Dariler-Tacikler, ikinci planda kalacaktır. Bu durumun İran’ı tatmin etmediği görülüyor. İran’a hep batıdan bakan Türkiye, İran’ın doğu hinterlandının pek farkında değil. İran’ın doğusunda etki alanı, hem etnik, hem dini, hem de ekonomik açıdan oldukça güçlü. İran, barışa ulaşmış bir Afganistan’ın kendi doğu sınırlarını tehdit edebileceğini hesaba katmakta. Diğer bir rahatsızlık da Rusya’dan beklenmeli. Avrasyacılığın mimarı olan Putin ve ekibi, Rus stratejik genişlemesinde, Afganistan’ı “derin cephe ülkesi” olarak, çok kritik ülke tanımlamaktadır.

Suriye’den çok sayıda IŞİD militanı Afganistan’a taşındı. 400 olan sayı 4000’e çıktı. Kabil merkezde ciddi saldırılar yaparak, toplumun barış dengesini bozmaya çalışıyorlar. Çoğunlukla Şii ahaliye saldırarak, Şii-Sünni çatışmasına oynuyorlar. Bu durum da çok dikkat çekici. Üzerinde düşünülmesi gerek.

Barış olursa, Amerikan’ın yönetimde etkili olduğu, istikrarlı bir Afganistan ortaya çıkacak. Bu, Rusların Avrasyacı stratejileri üzerinde ciddi bir set teşkil edebilir. İran, Afganistan’da arzu ettiği yönetim yapısını oluşturamaz, doğu sınırları Amerika ile ilişkileri iyi olan istikrarlı bir devlete kavuşur. Suudiler ile BAE’lerinin desteklediği Taliban yönetime ortak olur.

Amerika yoğun bir şekilde barış görüşmelerini sürdürüyor ve barışa çok yakınlar. Ancak Afganistan’da IŞİD saldırıları da giderek yoğunlaşıyor.

İnsanın sorası geliyor, Suriye’de IŞİD ile savaşan Rusya ve İran, Afganistan’da IŞİD’i mi destekliyor? 

Çok paradoksal görünse bile, maşanızı değiştirirseniz, kendinizi gizleyebilirsiniz, zira herkes maşaya bakacaktır.

8 YORUMLAR

  1. iran dan bahsediyorsunuz.masum denilen ayetullahların yönettiği ülke.islam literatüründe masum olan sadece peygamberlerdir.takiyye ve nikah konusunda mezhepleri bayağı geniş olan iran.
    dünya fetbazlık literatürüne acem oyunu deyimiyle geçmiş iran.
    rusya iran abd al birini vur öbürüne.pakistan hiç sorma.
    carl saganın videosunu izleseler.ve dünyanın şu kainatta kapladığı alanın farkına varsalar.
    yapılan kötülüklere kan dökmelere Rabbimizin neden müsade ettiğini ve bu zalimleri neden yerin dibine sokmadığı konusunda itikadı sarsılmalara uğrayanların dünya ve onun üzerindeki herşeyin onları yaratan Rabbimizin katında bir sinek kanadından daha değersiz olduğunu bilmeleri gerekiyor.
    dünya da ve kainatta kaçacak hiç bir yer yok.eninde sonunda Rabbimizin huzuruna gelinecek ve yapılan herşeyin hesabı verilecek.
    amenna ve saddekna.

    • Demircan bey merhaba, değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Ben de “dolmuş, dolmuş da içinizi boşaltmak istemişsiniz” intibaı uyandı. Elbette kainatın yaratıcısına bağlı bir sistem içinde varız ve bize tahsis edilen zamanı “doğru” yaşamaya gayret ediyoruz. Benim de gazeteci olarak yapmaya gayret ettiğim, insanlara belirttiğiniz istikamette faydalı olabilmek. Kolay gelsin.

      • Bir afgan olarak ilk defa daha doğru ve tarafsız yazıyı gördüm. Sizi kutluyorum. Barış umudu yok gibi. Bizler fakirlik cehalet içinde yaşamaya mahkum olmuşuz. Bu dünyadaki kaderimiz başka ne açıklaması var bilemem. Tüm çocukluğum be gençliğim savaşta geçti. Sevdiğim ülkenin haline bakın çok karmaşık olmasaydık daha iyidi. Topraklarımızı yer yer aç karınlarını doldursaylarmış… Hiç ama hiç acımıyorlar. Ölüm normal yaşam tarzı olmuş bizde nr yazık ki bunu umursayan da yok. Kıyamet gelsin tek kurtuluşumuz bu bence…

        • Ahmet bey çok üzüldüm. Medeniyetler ülkesi Afganistan ne hale geldi. Ne diyeceğimi de şaşırdım, sizin için dua ediyorum, Allah yardımcınız olsun. Kolay gelsin

          • Adelina hanım! Trump biraz önce görüşmelerini durduru.
            Sebebi bugün Talabanin intihar bombacısı bir amerikan askeri ve afkanistanlilari öldurmesı.
            Politikacilar var olduğu müddetçe Dünyaya bariş ve huzur gelmez.
            Milleti kandirmak için yalandan “BARIŞ” yapiyiruz diyerek milleti buna inandiriyorlar ve arkasindan hemen şer ocaklarıni faaliyete geçiriyorlar.

            Hapisde, Müslüman olan genç bir Amerkalı ismi Aukai Collins, Jihad etmek için Afkanistana gitmiş ve Husam bin Ladin, talabanlararla çok haşır neşir olmaş 5 veya 6 ay Ladinlerle yaşadiktan sonra, ” ben buraya Jihat yapmaya geldım yiyip oçip yan gelmeye değıl” deyip oradan ayrılarak, ÇEÇENISTANA gidip orada savaşiyor. Allah rahmet etylesin.
            O çocuk. Aynen bugülerde yaşananlar anlatiyordu.

  2. Nurdan hanım merhaba, şimdi ajanslara düştü anlaşma sağlanmış, barış iyidir, hatta çok iyidir. biz müslümanların barı ortamında söyleyeceği sözler daha çoktur ve güçlüdür. Nurdan hanım, detaylara, detayların detaylarına baktığımızda hemen hemen herkes haklı çıkabilir, ancak yukarıdan, daha da yukarıdan,, hatta en yukarıdan bakmaya muvaffak olduğumuzda, resim başka türlü gözümüze görülebilir. Tıpkı müslümanın yeise düştüğü haller gibi, müslüman büyük resmi göremediğinde, haşa, yaradanını sorgulama edepsizliğini dahi yapabilir. Bence demokrasi ve barış sözümüzün güçlü olacağı zemindir. Dünyada barış ve demokrasiye en çok müslümanların ihtiyacı vardır. Ve müslümanlar bunun için çalıştığında dünya daha güzel olacaktır. Kolay gelsin.

  3. Adelina hanim,merhaba! O dediğiniz bariş ne zaman olur biliyormusunuz?
    Cevabini ben vereyim, “ADELİNA’LARIN” sayılarının artmasi ile olur.
    Ben şimdiye kadar her kesimden, ve milletlerden insanlar tanidım, “CESUR VE AKILLI KADINLARIN SAYILARI”
    erkeklerin onda birine ulaşmış milletlerin veya ülkelerın refah seviyeleri yüksek ayni zamandada, demokirası ve huzur içinde yaşiyorlar. “YALNIŞ ANLAŞILMASIN” akılli ve cesur kadinlardan bahsediyorum.
    Tahsılli veya yüksek mevkili hanimlardan değil.
    Salametle kaın.
    Allah iki cihandada yar ve yardımciniz olsun.AMİN.

    • Nurdan hanım,”kadın” fikrine katılıyorum. artık adam gibi adam, lafının yanına kadın gibi kadın demek lazım, büyük adamları hep kadınlar hazırlamıştır. kolay gelsin

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here