Afganistan’da birtakım kamplar oluşturulmalı ve Batı da Türkiye de oradaki insanlara destek vermelidir..

0

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündemi değerlendirdi. “Pandeminin başında 2020 yılı 1 Ocak tarihi itibariyle 131,5 milyar lira olan işsizlik fonu toplamı 9 Ağustos 2021 tarihi itibariyle 86,1 milyar liraya düşmüştür. Neredeyse üçte bir oranında eridi. 2021 yılının ilk üç ayındaki hızıyla düşüş devam ettiği takdirde işsizlik fonu kaynaklarının iki yıla kalmadan sıfırlanması söz konusu olacaktır.” diyen Karamollaoğlu, şunları söyledi:

Çalışanların maşından damga vergisi bile alınarak, işçiden kesilen paralarla oluşturulan bu fon maalesef her geçen gün erimektedir. Bu fonun kuruluş maksadına uygun şekilde değerlendirilmesi gerektiğini iktidara hatırlatıyoruz. Huzurun olmazsa olmaz şartı; birlik ve beraberliktir. Farklılıkları husumet sebebi değil, zenginlik vesilesi olarak görmeliyiz.

Elektrik Mühendisleri Odası’nın hesaplamasına göre, dört kişilik bir ailenin elektrik faturasına ödediği tutar son 5 yılda 94 TL’den 210 TL’ye ulaşmış durumda. Bir ailenin geçimi eğer biz bütün kalemleri göz önüne alırsak Sayın Erdoğan’ın geçmişte yaptığı çay-simit hesabıyla bile karşılanamayacak bir duruma geldi maalesef.

Memurlar ve hükümet arasında yapılan görüşmelerde hükümet, sendikaların teklifini hiç dikkate almadan kendisi yapmış olduğu zammı memurun görmediği zam olarak ortaya koydu. Ancak enflasyon dikkate alındığında bunun adına zam bile denmez. Sayın Erdoğan, 2000’li yılların başında ‘Benim vatandaşım çöpten rızık topluyorsa, pazarlardan atık topluyorsa, kirasını ve faturalarını ödeyemiyorsa sorumlusu mevcut hükümettir.’ demişti. İktidara gelmeden önceki konuşmalarını kendisine hatırlatıyoruz.

Kıyma yüzde 92, pirinç yüzde 50, simit yüzde 28, sıvıyağ yüzde 94, süt yüzde 60, makarna yüzde 37, deterjan yüzde 28 artmış son 2 yılda. Enflasyon yüzde 26, dolar yüzde 46, avro yüzde 56, altın yüzde 71 artmış. Hal böyleyken memura reva görülen zamlar bu rakamlarla bağdaşmıyor.

Erbakan Hocamız 1996’da sadece ilk adım olarak yüzde 50 zam yaparak işe başlamıştı. Arkasından gelen zamlarla yüzde 100’ü geçti yaptığı zamlar. İşte zam buna denir. Zam demek enflasyonun üzerinde yapılan bir artış demektir. Eğer enflasyonun üstünde artış yoksa buna zam denmez. Çünkü memur da işçi de çiftçi de Bağ-Kur’lu da bunun altında ezilir. Bir ailenin geçimi eğer biz bütün kalemleri göz önüne alırsak Sayın Erdoğan’ın geçmişte yaptığı çay-simit hesabıyla bile karşılanamayacak bir duruma geldi maalesef.

Ekonomi sil baştan ele alınmadan Türkiye’nin problemleri çözülmez. Ekonominin köklü şekilde düzelmesi kaynakların doğru kullanımıyla mümkün. Kaynaklarımız tamamen üretime dönük bir sanayileşme ve tarımla değerlendirilmedir. Yoksulluk sınırını iktidar hiç gündeme almıyor! Hep açlık sınırın biraz üstünde mi altında mı zam yapacağız diye bir yaklaşım sergileniyor.

Memurlar ve hükümet arasında yapılan görüşmelerde hükümet, sendikaların teklifini hiç dikkate almadan kendisi yapmış olduğu zammı memurun görmediği zam olarak ortaya koydu. Ancak enflasyon dikkate alındığında bunun adına zam bile denmez.

Şu an ülkeler Afganistan’dan göç eden kalifiye insanlara kapıları açıp, Afganistan gibi ülkeleri daha da mağdur ediyorlar. Buna rıza göstermek bu ülkelere daha da zarar verir. Afganistan’da birtakım kamplar oluşturulmalı ve Batı da Türkiye de oradaki insanlara destek vermelidir.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here