Agnostisizm veya Senin Teorin Ne ?

2

Bir konu üzerinde düşünmektir asl olan benim için.

Sonuç koleksiyonu yapıp, hiç üzerinde yoğunlaşmadığı sonuçları  orada burada, sosyal medyada satanlardan değilim. Öyle havada asılı sonuçlar da hiç ilgimi çekmez.

Bir okuyucum mesaj atmış, aynen alıyorum şöyle diyor:

“Nereden ulasayim yüce allahımın buyruklarina. Ali Bulaç yaşar Nuri h.Karaman s.kutüp ömer ongut Cübbeli taşlama okuyan bayraklı. .. Yoksa siz bir tavsiyede bulunur musunuz? !!! Geçin bu tavsiyeleri gerçek dine artık ulasilamayacagini kabul edin”

Sakar bir adamım ben. Şimdiye kadar kırdığım bardakların, tabakların sayısını hatırlamıyorum. Ama ne bardaklar kırılıyor diye su içmekten, ne de tabak kırılıyor diye yemekten vazgeçtim.

Gündüz geceyle, sıcak soğukla, kavuşmak ayrılıklarla güzeldir.

Okuyucumun itirazı hem haklı hem haksız. Evet piyasada çok silik adam ve çok silik söz dolaşıyor.

Ama yemeğin içinden kıl çıktı diye yemek yemekten vazgeçmiyoruz.

Ortalığı karıştıran insanların varlığı doğru. Bunlar zaten ortalığı karıştırmak ve kendilerine parsel toplamak için varlar. Bir kısmı da sormayan, sorgulamayan, agnostik ve kapitalizmin kölesi insanlar yetiştirmeyi amaçlayan projeler.

Yaşadığım şehirde musluk suyu çok güzel arıtılıyor ve herkes musluk suyu içiyor. Geçende bir problem olmuş ve sular bir müddet kötü aktı. Biz suların karışıklığından dolayı su içmekten vazgeçmedik, o suyu evde kirlerinden arıtıp temizledik ve içmeye devam ettik.

Piyasada çok silik/sahte insan/söz var doğru, ama bunun kolaycılığa kaçıp bizi Agnotisizme sürüklemesi yanlış.

“Ya bunlar karmakarışık şeyler zaten, bilinmez, anlaşılmaz şeyler, bir sürü de salak insan ve söz var piyasada” diyerek varoluşumuzu anlamlandırmaktan/ sorgulamaktan kaçamayız.

Hayatım boyunca belki 10 farklı iş yapmışımdır. Bu işlerde insanlardan kazık da yidim, kandırıldım da, para da kaybettim, iftiraya da uğradım vs. vs. bir sürü olumsuzluklar yaşadım. Ama iş dünyası böyle zalim ve kıyıcı diye, bu kadar silik ve sahte insanlar var diye çalışmayı hiç bırakmadım ve bırakmıyoruz.

İş niye varlığımızı anlama, sorgulama, anlamlandırma konularına gelince Agnostizme kaçıyoruz?

Bunun adı kolaycılık, tembellik, insaniyetimizden kaçmaktır.

Para kazanmak için onlarca işe girip çıkıyoruz. Evlenmek için, “Bir çok insan boşanıyor, mutsuz yaşıyor ya ben de öyle olursam.” demeyip kendimize en uygun eş arıyoruz. Belki onlarca kişi ile görüşüp evlenmekten vazgeçmiyoruz.

Agnostizme kaçma sebebimiz önce tembelliğimiz, cahilliğimiz, hayatımızı, dünyayı sorgulama korkumuz; sonra elimizde sahte ile gerçeği ayırt edecek donelerin yokluğu.

En önemlisi de niyetimiz ve arama irademiz.

Karar senin.

Bu hayatta bir böcek gibi yaşayıp, (Kafka’nın Dönüşüm’ünü hatırlayalım) yiyerek, içerek, çoğalarak ve biriktirerek ölecek misin?

Yoksa kendi hayat teorini topu cübbeliye, cübbesize, Adnan’ın kediciklerine  atmadan kendin mi kuracaksın?

Sahi senin hayat teorin ne ?

Önceki İçerikİmamların İtibar Kaybı Temsil Ettiği Değerlere Yansır mı?
Sonraki İçerikTekfur Sarayı’ndan, Kariye Camii’ne
Levent Bilgi
(Özgeçmiş ve özgelecek) İzmir'in yokuşlu sokaklarında doğdu. Kuşadası'nın denizlerinde sonsuzluğun lezzetini tattı. İstanbul'da okudu. Ordu, Zonguldak, İstanbul, Şanlıurfa'da dersler yaptı. Hayatı, edebiyatı, Kur'an ve Risale (okumayı değil) çalışmayı önemsiyor. Bunların monotonlaştırılmalarına,sıradanlaştırılmalarına, dünyevileştirilmelerine karşı çıkıyor. Artık okuyarak değil, okuduklarımız üzerinde çalışarak, kafamızı çatlatırcasına düşünerek, tahkik ederek bir şeyler öğrenebileceğine inanıyor. Cenneti de cehennemi de önce bu dünyada görüyor. Varlığı, insaniyetini, duygularını ve düşünceyi önemsiyor. Artık nutuk, vaaz, ben en iyi bilirim zamanlarının bittiğine inanıyor. Hakikati eşit bir ilişki içinde; beraber, arayarak, bir masa etrafındaki çalışma grupları ile yakalayabileceğine, en azından hissedebileceğine inanıyor. Hayatı, dünyayı, varlığı, insaniyeti vs. anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor. Allah'ı, âlem-i gaybı ve ölümden sonrasını çok özlüyor ve merak ediyor.

2 YORUMLAR

  1. bana ne kimin ne dediğinden. kim ne derse desin. Kur-an ortada duruyor. tefsir kitapları yerli yerinde. imam Gazalinin İhya’sı için “yer yüzünde hiç kaynak kalmasa da dini öğrenmek için İhya-u ulumiddin yeter” denir.

    biz kolaycı bir milletiz, asırlardır tartışılıp kitaplarda yer etmiş konuları kitaplardan takip etme zahmetine katlanmadan akıl yürütmeyle halletme yoluna gidiyoruz. üstelik polemik severlere de hitap eden 1000 sene öncesinde yazılmış tefsir var.

  2. Benim hayat teorim; Allah, üç beş yüzyıl ara ile ayrı ayrı kitaplar, ayrı ayrı peygamberler gönderecek kadar şapşal olamaz. Sms den bihaber de… Firavunu öldürmek varken Kizildeniz’i ikiye ayırdı denilen Musa palavralarına mı inanalım, çarmıha gerilmekten kendini bile kurtaramayan isa nın dönüp insanlığı kurtaracağına mı? Ya ortalama ömrün 40 yıl, kızlarda evlenme yaşının 9 olduğu dönemde 20 lerinde bir genç erkeğin 40 larında bir kadınla evlenmesi, okuma yazması da yokmuş. Tüm dinler, kurnaz erkeklerin uydurduğu palavralardır. Öyle olasa birinden biri Dünya yı yaşanır duruma getirirdi. Bunlar aksine Dünya yı adeta karıştırmak için yarışıyor.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here