Ahlakı dinlerin oluşturduğu kandırmacası

6

Ahlakla ilgili yazdıklarım bazı kişileri rahatsız etti. Rahatsız olanların neden rahatsız olduklarını ben anlamadım. Kimler anladı onu da merak ediyorum.

Ahlak dediğimizde neden bunun gerçek sahibi gibi davrananlar çıkıyor?
Bu soruyu kendime ve çevremdeki tanıdıklarıma da sordum.

Sonra da araştırdım.

Türk Dil Kurumu ahlak kelimesinde şu açıklamayı yazmış: ‘Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları.’

Başka bir sitede de şu vardı: ‘İnsanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışların tümü’.

Yazımdaki ahlakla ilgili cümlelerime laf üretmeye çalışanların düşüncelerinden yola çıktım. Ahlak kelimesini Türkiye Diyanet Vakfı’ndan araştırdım.

‘Ahlâk Arapça ’da “seciye, tabiat, huy” gibi manalara gelen hulk veya huluk kelimesinin çoğuludur’.

Bütün bunlardan anladığım, uğraşırsanız sizin de anlayacağınız ahlakın yaratılışla, insanın kendi içsel dünyasıyla, kendi iç dinginliğiyle ilgili olduğu.

Ahlakı dinler sahipleniyorlar. Sadece İslam değil bütün dinler aynı şekilde. Bu yüzden bence kendini dindar zannedenler ahlak konusunda tek otorite olduklarını zannediyorlar.

Ahlak, insanın kendi içinde bulunan davranış motorudur. Bu motor iyiyse, iyi insan olur; kötüyse kötü insan olur.

Jean Piaget, L. Kohlberg gibi psikologlar gelişim dönemleri ile ahlaki gelişim dönemleri arasındaki ilişkileri incelemişler.

Psikoloji insanı temel alır. İnsanın davranışları üzerine araştırmalar yapar. R. L. Atkinson ve R.C.  Atkinson psikolojiyi şöyle açıklar:

‘Psikoloji insanın duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını başkalarıyla kurduğu etkileşimi de hesaba katarak bütünlük içinde inceleyen bir bilim dalıdır’.

İnsanı ve insan davranışlarını araştıran psikoloji aynı zamanda ahlakı da araştırır, düşünür. Aristo’nun etik dediği ahlak o zamandan beri düşünülen bir alan.

Etik, felsefenin alt bölümlerinden ‘erthos’dur.

Ethos: Karakter, adet olan hayat tarzı

En basit olarak doğruluk, iyilik ve adalet olarak kabul etsek ahlakın aslında dinlerden önce de olduğunu çok kolay anlarız.

‘Kendi ahlakını düzeltemeyenler ahlak öğretiyor’ cümlem bu yüzden çok önemli.

Çünkü kendi davranışlarına bakmayanlar, düzeltemeyenler demek aslında filozoflara göre çok doğrudur. Çünkü insanın esas görevi kendini kontrol etmesi, kendi iç huzurunu bulması ve kendini düzeltmesidir. İnsan sürekli olarak yaşadığı için hayatta hep davranışlarını seçmek zorunda kalır. Olaylar karşısında kendi davranışlarından iyi olanı seçmek ister, seçer. Böyle olan insanlar başkalarına değil kendilerine bakarlar. Çünkü onlar için kendi davranışları önemlidir. Aslında başkalarının davranışlarına bakmaya zamanları da kalmaz.

Yukarıda adını söylediğim Kohberg’e göre ahlaki bilinç, ahlaki davranışın kalitesini de belirler.

Dinler ahlakı ödül-cezaya indirdikleri için sorun başlar.

Cennet ödülü ya da cehennem cezasına göre ahlaki davranışlar ortaya çıkar ya da olmaz.

Ama önemli olan Kohlberg’in dediği gibi tradition ilerisi ahlaktır. Sosyal grupta yaşarken sosyal gruptaki insanları da önemseyen, insanın kendi ahlaki anlayışına uygun doğru davranışları kendisinin seçmesidir. Adalet, toplumsal barış, eşitlik ve insanların değerli olması gibi üst ahlak seviyesidir.

Dinleri temel alan ahlak anlayışında olanlar bu yüzden kendilerini en ahlaklı, başkalarını da ahlaksız olarak görürler. Onların düşüncelerinde ödül ve ceza temeldir. Başkasının ahlakını lekelediğinde kendi ahlakının güzelleştiğini sanırlar.

Hoşça kalın

6 YORUMLAR

  1. Güzel bir yazı teşekkürlerimle beraber bir de sorum var;

    Peki insanlar kendi ahlaklarını neye göre düzeltecekler, hangi ahlaki normlara göre düzeltecekler ve o ahlak normlarını kim belirleyecek?

    bu ciddi bir soru, çünkü her toplumun kendi ahlak kuralları var ve içinden çıktığı toplumun ahlak kurallarını kabullenmiş insanlar bir birine karışmış ama homojen olmayan bir dünyada yaşıyoruz.

    Ve şunu da biliyoruz ki hiç bir topluluk bir başka topluluğa kendi ahlak kurallarını dayatamaz.

    Bu durumda tüm insanların onaylayabileceği asgari müştereklerde buluşmak gerekirse o asgari müşterekleri kim neye göre belirleyecek?

    Askında bu ve benzer soruların cevapları var, o zaman o cevapların konuşulması sadece benim değil herkesin beklentisi sanırım.

    • Kardeşim elcevap: Allah , Adem aleyhisselami yaratmakla birlikte kavimlere yada insanlığa dinleri ahkam yada ahlak öğreticisi olarak belirlemiştir.Peygamberimiz bizzat ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim buyurur. Bu kurallar değişmez.
      Modern hayatla birlikte kurallar ve toplumun içtimai hayatına göre örf ve ananeler şekillenmiştir.Bunlar değişkenlik gösterir.Bizde büyüklerin ellerini öpme adet. Ama şimdiki sosyal hayatımıza göre(korona dolayısıyla) el öpmemek gerekir.

      • Teşekkür ederim. Ben de inanan biriyim ben de ahlakı Kuran ve Hz. Peygamberden öğrenmeye çalışıyorum.

        Ama dünyanın yarısı dine inanmıyor, inananlardan da çoğu ilgilenmiyor. Kuran ve Peygamber ahlakını dini literatürü kullanmadan tamamen bilimin ışığıyla nasıl ifade edebiliriz? Çünkü Kuran ile bilim farklı şeyler değil.

        Mesela doğru anlamışsam yazar, bir bilim dalı olarak psikoloji insan davranışlarını inceler ve ahlakı/doğru davranış modelini belirler diyor.

        Ben de, peki psikoloji nerde başlar nerde biter diye soruyorum? Ben haklıyım sorumda çünkü, psikoloji diğer tüm bilim dallarından bağımsız bir bilim değildir, tüm bilim dallarıyla bağlantılıdır. Zira ilim tekdir dolayısıyla ahlak da tekdir.

  2. Buradaki iddialar pek doğru değil. Çünkü canlıların yaratılış üslubunda ahlâk kesinlikle yok. Temel olarak kendi yaşam varlığını koruma ısrarı bulunur. Bu yüzden canlılar başka canlıları öldürerek içlerine sindirmek suretiyle kendi yaşamlarını sürdürme eğilimindedirler. Ahlâk bunun neresinde?

    Ahlâk bir öğretidir ve kendiliğinden insanın içinde bulunmaz. Sadece uhrevî öğretileri bulunan topluluklarda ahlâk söz konusudur. Olmayan topluluklarda yasalar ve kısıtlamalar vardır ancak ahlâk yoktur. İşbirliği var ancak bedelsiz yardım yoktur.

    Ahlâk ilk kez Hint dinlerinde ortaya çıktı ve oradan Mezopotamya’ya sıçradı. Oradan da 3 büyük din aracılığı ile insanlara yayıldı.

    Dinleri mükemmel görmeyebilirsiniz. Zaten evrendeki hiç bir şey mükemmel değildir. Dinlerin tanrısal değil, insan yapısı olduğu da bir gerçek. Ancak medeniyetin de ahlâkın da din temelli olduğu bir gerçek. Eğer dinler olmasaydı, günümüzde insanlık soyu bile devam edemeyebilirdi. Zira insanlar halâ birbirini avlayıp yemekle meşgul kalacaktı.

    • Allah İnsanda nefsi yaratmıştır Ona iyi ve kötü kabiliyetler vermiş ,ilham etmiştir. Nefsi kötülükten arındıran kurtuluşa , nefsini kötülüğe gömende ziyana uğramıştır. (Şems suresi 8/9/10)

  3. “Ahlak, kişinin yaratılıştan gelen özellikleridir. Bu özellikleri geliştirip iyi ahlak sahibi olmanın yolu da Allah’ın koyduğu kanun ve kurallara, yani fıtrata uymaktır.” Abdulaziz BAYINDIR

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here