Ajdar, bir halk kahramanı!

0

Ajdar, bir halk kahramanı, tam olarak hitap ettiği kitlenin kahramanı.

Türkiye’nin en büyük sanatçılarından bile daha fazla şakşakçısı olan, onu tiye alırken bile en büyük sanatçılar yerine kendilerini onu dinlemekten alamayanların kahramanı.  

Ajdar, Türkiye’de yalnızca çoğunluğu temsil etmiyor, aynı zamanda çoğunluğun gerçek kimliğini ve sanatla ilişkisini temsil ediyor.

Ajdar’a gülenler, onunla alay edenler ya da onu aşağı görenler umarım çoğunluğun bu olduğunu ve bu çoğunluğun gerçek kahramanının Ajdar olduğunu da unutmuyorlardır. 

Unutuyorlarsa kendilerini yöneten siyasetçilerine, bilgilendiren televizyoncu ve gazetecilerine baksınlar yeterlidir. 

Ajdar, nicel olarak belki onlar gibi güzel kıvırmıyor, ama nitel olarak kesinlikle onlardan daha samimi ve gerçekçi davranıyor; çünkü Ajdar en dolaysız şekilde Türkiye’nin bilimle, sanatla, edebiyatla olan ilişkisini temsil ediyor ve başkaları bunu saklayıp bizi süslü kelimelerle oynatmaya çalışırken Ajdar bunu saklamıyor.

“Siz bayağı, ben bayağı, artık bırakın bu ayağı”

Ajdar’ı kalibresizlikle suçlayanlar -farkında veya değil- utançları olan diğer takipçileri oldukları kalibresiz programcıları aklıyor veya saklıyor; oysa Ajdar onlardan daha dürüst, çünkü onlardan adaletli davranmalarını istiyor ve “ödül bayağılığa ise, ben onlardan alasını yaparım” diyerek “onlara verdiğiniz desteği bana da verin” diyor.

Yani “madem herkes kalibresiz ben neden hak ettiğimi almıyorum” diyor.

Kısacası Ajdar bu çürümüş çoğunluktan hakkını istiyor. 

Ajdar’a hakkını vermiyorlar, çünkü Ajdar onların gerçek kimliklerini yüzlerine vuruyor.

Sezar’ın hakkı Sezar’a, Ajdar’ın hakkı da Ajdar’a demek isterdim, ancak kimse utancını yüzüne vuran, ona kendi şahsında ne bayağı biri olduğunu anlatan birine hakkını vermez.

Yani Ajdar’ın yolu doğru yöntemi yanlıştır.

Çünkü insanlar, varsa bir ayıpları onu örtenleri veya yapmış olma gerekçeleri üzerinden onları yaptıklarının masum veya meşru olduğuna inandıranları seviyor.  

İşte, Ajdar bunu yapmıyor, “siz bayağı, ben bayağı, bırakın bu ayağı, neden o bayağılar sofrasında bana da yer vermiyorsunuz” diyor.

Ajdar bir devrimci midir?

Ajdar belki Köroğlu gibi beylere başkaldırmıyor veya Robin Hood gibi zenginlerden çalıp fakirlere vermiyor, ama en azında çürümüş bir yığına kendisini kurban etme pahasına çürümüş olduğunu söylüyor.

Şener Şen’in Arabesk filmiyle verdiği mesaj çürümüşlüğün bu hali değil miydi? 

Kemal Sunal nerdeyse tüm filmlerinde bu çürümüşlüğü izah etti.

Mehmet Ali Erbil bu camianın belki de en dürüstüydü, çünkü “ben kendimi rezil ediyorum” diyordu.

Ajdar’ın onlardan tek farkı, rezil olduğunu saklayanlardan “saklanacak ne var” demesi, “sen rezil, ben rezil, madem biliyoruz birbirimizi, neden gizliyoruz ki bu iki yüzlülüğümüz” demesidir.

Ama rezil Ajdar’a düşman, çünkü rezilliğini saklayabildiği oranda rezilliğinden ekmek yiyebileceğini biliyor, zira çok düşmek kullanışlı bir rezil olma halini de bertaraf ediyor.

Çürümüş çoğunluk bu nedenle kendi kahramanları olan Ajdar’ı “halk düşmanı” gibi görüyor ve her gördüğünde bir “lahavle” çekip sabır getirmeye çalışıyor, çünkü Ajdar’ı her gördüğünde onun sıfatında kendi çürümüşlüğünü görüyor.

Şunu söylemeliyim ki, bu çürümüş yığının uyanması için bu ülkeye bir Ajdar yetmez, birkaç tanesi daha gerekiyor, hatta her mahalleye, her semte bir Ajdar gelse daha makbule geçer; hem uyananlar Ajdar’ın kesesine bir şey koymuyor ki, Ajdar, “şu reziller sofrasında bana da birkaç lokma düşsün yeter” diyor. 

Kim bilir Ajdar bu ülkede ne kadar çok insanın uyanmasını sağlamıştır, “lahavle” çekerken uykusundan uyanmış, Ajdar sayesinde diğer bir kısım çürümüşünde farkına varmıştır. 

Bu ülke kesinlikle Ajdar’ çok şey borçludur.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here