AK Parti Sözcüsü Çelik: Avrupa demokrasileri Akdeniz’e gömülüyor

0

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Türkiye’nin terörle mücadelesinin tüm gücüyle devam ettiğini belirten Çelik, bu mücadelede şehit olanlara Allah’tan rahmet, şehit ailelerine başsağlığı, yaralılara da acil şifa diledi. Diyarbakır annelerinin vicdan nöbetinin 645’inci gününe girdiğini anımsatan Çelik, “Dünya tarihindeki en büyük, kendi evladına kavuşmak için verilen en güçlü mücadelelerden bir tanesi. Onlara bir kere daha buradan AK Parti Genel Merkezinden sevgilerimizi, saygılarımızı iletiyoruz.” diye konuştu.

Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj konusuyla ilgili yakın takiplerinin devam ettiğini belirten Çelik, “Çevre ve Şehircilik Bakanımız bir çalıştay düzenledi, partimizde de Çevre ve Şehircilikten sorumlu Genel Başkan Yardımcımız konuyu takip ediyor. Hepimiz bu konuyla yakından ilgiliyiz, son derece tedirgin edici bir tablo. Çevre ve Şehircilik Bakanımızın açıkladığı eylem planı her açıdan güçlü bir şekilde takip edilecek ve gerekleri güçlü bir şekilde yerine getirilecek.” dedi.

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada konuyu bizzat takip ettiğini ve talimatlarını verdiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabiat rakibimiz değil tabiat kader arkadaşımızdır, evimizdir, çevre kaderimizdir. Tabiatı rakip gibi gören bir anlayış asla söz konusu olamaz. Bu deniz salyası sorununun kendi kaderimiz olan tabiatı bütün bu tehlikelerden korumak ve kurtarmak için çok ciddi bir uyarı olarak ele alınması gerektiğini değerlendiriyoruz. Bakanımızın açıkladığı eylem planı tavizsiz bir biçimde uygulanacaktır. Bu vesileyle biyolojik arıtma tesislerini yapmanın ne kadar önemli olduğu, biyolojik arıtma tesisi yapmamakla övünmenin, bunlarla ilgili temel atmama töreni düzenlemenin de ne kadar yanlış bir iş olduğu bir kere daha ortaya çıktı.”

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından 300 kişilik bir ekibin 91 noktada Marmara Denizi’nin denetimlerini sürdürdüğünü belirten Çelik, şunları söyledi:

“Acil eylem planı hemen devreye girmiştir. Bu 3 yıllık plan çerçevesinde tamamlanacak bir eylem planıdır ama tabii ki bütün dış şartlar ne olursa olsun, iklim değişikliğinden başka unsurlara kadar insan eliyle kirlenmeye karşı en güçlü mücadeleyi vermemiz gerektiğini bir kere daha ifade ediyorum. Arkadaşlarımız Meclis’te de bu konunun takibini yapacaklar. Grup Başkanvekillerimizden bilgi aldık. Önergeler verilecek ve bu çerçevede bütün partilerin katılımıyla bunun takibi gerçekleştirilecek. Partimiz gerek Meclis’te gerek genel merkezde bu konunun yakın takipçisi olmaya devam edecek. Bu gündemimizde kalmaya devam edecek. Çevre Şehircilik Başkanlığımız Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızla yakın ilişki içerisinde atılan her adım, yapılan her iş yakın bir şekilde izleniyor. Bu eylem planının hayata geçmesi demek ortaya çıkan bu kötü manzaranın yok edilmesi için adımların atılmaya başlandığının göstergesi.”

Çevre konusunun 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yoğun bir biçimde işlendiğini anlatan Çelik, “Cumhurbaşkanımızın sadece o gün ortaya koyduğu çerçeve bundan sonrası kabinemiz için ve partimiz için bir talimattır, bir çerçevedir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı gün, Zonguldak, İstanbul, Aydın, Kars, Malatya, Muş, Trabzon, Mersin ve Adıyaman’da 10 millet bahçesinin açılışını yaptığını hatırlatan Çelik, “Vatandaşlarımıza nefes aldıracak, şehirlerimizi daha yeşil, daha yaşanabilir hale getirecek bu millet bahçeleri projelerini çok yakın bir şekilde takip ediyoruz.” diye konuştu.

“Çevreye duyarlılıkla ilgili siyaset en önemli başlıklarımızdan birini oluşturuyor”

Çelik, aynı gün Van, Niğde ve Batman’daki atık su arıtma ile Artvin Hopa’daki içme suyu arıtma tesislerinin açılışlarının gerçekleştirildiğini anımsatarak “Atık arıtma tesislerinin ve temiz suyu korumakla ilgili faaliyetlerin partimiz açısından, siyasetimiz açısından öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu belirtmek isterim. Çevre siyaseti, çevreye duyarlılıkla ilgili siyaset en önemli başlıklarımızdan birini oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.

Antalya’nın Alanya, Kocaeli’nin Körfez, İstanbul’un Tuzla, Ankara’nın Kızılcahamam ve Gaziantep’in Şehitkamil ilçelerinde atık getirme merkezlerinin de hayata geçtiğini dile getiren Çelik, “Şimdiye kadar 61 millet bahçesi tamamlanarak hizmete sunuldu. Böylece büyük bir nefes alma alanı, şehirlerimiz için çevre duyarlılığını gösteren yaşanabilir şehirlerin katsayısını artıran önemli bir altyapı ortaya çıkmış oldu. 46 ilimizde 10 milyon metrekarelik bir alana sahip 80 millet bahçesi de yapım aşamasındadır. Böylece bunların da eklenmesiyle daha büyük bir zemin elde edilmiş olacaktır.” dedi.

Çelik, tüm bunların yapılabilmesi için birtakım yan faktörlerin, birtakım temel faktörlerle devreye girmesi gerektiğine dikkati çekerek şunları kaydetti:

“Bu alanda yaptığımız en önemli işlerden bir tanesi doğalgazın yaygınlaştırılmasıdır. Doğalgazın yaygınlaştırılmasının çevrenin korunmasına büyük bir etkisi vardır. Geniş kapsamlı ağaçlandırma faaliyetleri sürdürülüyor, emisyonla ilgili yapılan müdahaleler de nihayetinde bu mücadelenin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bunlar gerek Çevre Şehircilik Başkanlığımızın partimize yaptığı sunumlar gerekse MYK’de MKYK’de MYK’ye ve MKYK’ye üye arkadaşlarımızın kendi bölgeleriyle ilgili getirdikleri duyarlılıklar bakımından güçlü bir şekilde takip ediliyor. Çevre siyasetinin en önemli siyasi kalemlerimizden, en baştaki siyasi kalemlerimizden biri olduğunu ifade etmek isterim.”

Fatih sondaj gemisinin 135 milyar metreküplük yeni doğal gaz keşfi

Fatih sondaj gemisinin Sakarya Gaz Sahası’ndaki Amasra-1 kuyusunda 135 milyar metreküplük yeni doğal gaz keşfinin, Türkiye’nin enerji tedarikinde bir oyun değiştirici, bir aktör olarak yükselişinin yeni bir işaretini ortaya koyduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

“Maalesef siyasetçi sıfatı taşıyan, milletvekili sıfatı taşıyan birilerinin rahatsızlık beyan ettiğini görüyoruz. Türkiye’nin içinde siyaset yapıyorlar ama Türkiye’nin zenginleşmesi ile ilgili, Türkiye’nin varlıklarının artması ile ilgili bir tepki ortaya koyuyorlar, bir eleştiri konusu yapıyorlar bütün bunları. Allah herkese Türkiye’nin başarılarıyla sevinmeyi nasip etsin. Bunun artık bir düşünce meselesi, bir siyasi idrak meselesi, bir siyasi okuryazarlık meselesi olmanın ötesinde bir nasip meselesi olduğu da gözüküyor.”

Güvenlik güçlerinin terör operasyonlarının güçlü şekilde devam ettiğini belirten Çelik, “Biz bütün bu mücadeleyi kendi milli güvenliğimiz için, egemen bir devlet olarak milletimizi vatandaşlarımızı korumak için, hukuk devletimizi ve demokrasimizi tehdit eden teröre karşı gerçekleştiriyoruz. Dünyanın en meşru mücadelesini veriyoruz. Terör örgütleri ulusal güvenliğimizi ve milli güvenliğimizi tehdit ettiği gibi demokrasimizi tehdit ediyor, hukuk devletimizi tehdit ediyor, devletimizin meşruiyetini ve milletimizin varoluşunu tehdit ediyor.” diye konuştu.

Yunanistan’ın sığınmacılara uyguladığı şiddete yönelik, “En son Yunanistan’da göçmenleri caydırmak için yüksek teknolojili ses bombaları devreye alındı” diyen Çelik, bunların bir uçağın yakından uçması ile çıkan sesten daha büyük ses çıkardıklarını ve tıbbi raporlarla, bunlara temas eden kişilerin güçlü şekilde zarar göreceklerinin açıklandığını anlattı.

Çelik, “Ne için yapıyor bunu Yunanistan? Sınırlarına mülteci gelmesin diye. Bunu meşrulaştırmak için Avrupa’nın sınırlarını korumaktan bahsediyorlar. Bu ses bombaları insanların hem beden sağlığı üzerinde hem de ruh sağlığı üzerinde çok ciddi olumsuz sonuçlar bırakan bir çeşit silah. Sınırlarınıza ölümden kaçan insanlar yaklaşmasın diye bunu kullanıyorsunuz. Ondan sonra da bir Avrupa değerlerinden bahsedeceksiniz.” diye konuştu.

Danimarka’nın sığınma talep edenleri sınır dışı etmesine ve Avrupa Birliğinden yapılan açıklamalara yönelik eleştirilerde bulunan Çelik, “Avrupa değerleri, Avrupa değerlerinden uygunluktan bahsederken bu şekilde bir yöntem kullanılması utanç vericidir. Cumhurbaşkanımız onlara Yunanistan Sahil Güvenliğinin göçmen botlarını batırmakla ilgili eylemleri konusunda bilgileri, belgeleri ve videoları verirken hala ‘bizim haberimiz yok’ diyorlar.” ifadelerini kullandı.

Çelik, sığınmacılara yönelik şiddetin önlenmesine yönelik somut sonuçlar doğuracak eylemler beklediklerini belirterek, “Avrupa demokrasileri Akdeniz’e gömülüyor, Avrupa demokrasilerinin Akdeniz’de boğulmaktan kurtarılması lazım.” dedi.

“Hiçbir şekilde kabul edilebilir bir şey değil”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık’ın “katıldığı iki ayrı programdaki ifadeleri ve muhalefetin buna sessiz kalması”na ilişkin soru üzerine Çelik, şunları söyledi:

“Milletvekili sıfatı taşıyan birisinin ‘devlet katildir’ demesi, ‘devlet seri cinayetler’ işliyor demesi… Biz bu üslubu nereden biliyoruz, bunlar silahlı terör örgütlerinin üslubudur. Yani Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı kullanılan bu üslup silahlı terör örgütleri tarafından kullanılan bir üsluptur. Milletvekili sıfatını taşıyan birisinin bu üslubu kullanması, bu ülkenin meşruiyetine inanan herkesin lanetlemesi gereken bir şeydir. Eğer böyle düşünüyorsa Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumlarından biri olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde ne işi var. Böyle bir ikiyüzlülük, böylesine bir silahlı terör örgütü ağzıyla konuşmak hiçbir şekilde kabul edilebilir bir şey değil.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin egemen ve meşru bir devlet olduğunu belirten ve Şık’ın yaptığının eleştiri değil, silahlı terör örgütlerinin üslubuyla konuşmak olduğunu söyleyen Çelik, şunları kaydetti:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi sıfatı bunu kaldırmaz. Zaten hakkında soruşturma açılmış. Bir de şu var, eğer doğruysa, biraz evvel siz soru sorarken buna tepki verilmiyor muhalefetten dediniz. Ben buraya gelirken bilgi verildi ama teyit edemedim. Muhalefetten bazılarının da ‘Arkadaşımızdır, dostumuzdur ve onurumuzdur’ gibisinden bu açıklamaların üstüne sahiplenme açıklamaları var. Bu şekilde bir yaklaşım kendi partilerinin meşruiyetini tartışmaya açar, kendi parti siyasetlerinin meşruiyetini tartışmaya açar. Böylesine bir şey olabilir mi? Bugün bir silahlı terör örgütü üyesi konuşsa ne diyecek? Zaten bu şahsın söylediklerini söyleyecek. Bunun ne milletvekilliği ile ilgisi var ne muhalefet yapmakla ilgisi var ne gerçeklerle ilgisi var ne siyasetle ilgisi var. Bu başka bir misyon. Yargı soruşturmasını açmış, yargı kendi kararını verdikten sonra parti olarak bizim grubumuzun üstüne düşen bir vazife olursa biz de bunun gereğini yerine getiririz.”

AK Parti Sözcüsü Çelik, “İddianame, Anayasa Mahkemesi tarafından HDP ile ilgili eksiklerin tamamlanması için iade edilmişti. Zannediyorum o eksiklerin tamamlanmasıyla tekrar başlayan bir süreç.” dedi.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here