Ak parti ve Erdoğan kutsamasının altında yatan: EGO

2

Zihnimizdeki bazı sorulara cevaplar bulmaya çalışmakla geçiyor ömrümüz. Dinler çoğu zaman bu sorulara verilmiş hazır cevapları sunuyorlar ve insanları biraz olsun rahatlatıyorlar tabi.

Ama bir de insan olarak kendimizin kurduğu dünyanın oluşturduğu bazı sorular oluyor. Soru derken sadece cevabını aradıklarımız değil. Kimi zaman bazı sosyal olayların nedenlerini de irdeliyoruz.

Gazete köşelerinde ele alınan konuların başlıkları aynı:

Çeteleşme, hukuksuzluk ve kamu güvenliğini tehlikeye atan keyfi terör örnekleri.

Gelecek Partisi’nden Selçuk Özdağ,

Yeniçağ Gazetesi’nden Orhan Uğuroğlu,

Ülkü Ocakları eski başkanı Afşin Hatipoğlu,

Ve daha önceki mağdur Kemal Kılıçdaroğlu.

Kılıçdaroğlu’na yapılan terör saldırısının faili belli. Eski ‘inek hırsızı’ falan falanca, adını da zikretmeye gerek yok.

Peki bu yenilerin failleri?

Failleri aramak hukuk açısından önemli. Kimler yaptılar ve cezaları ne olmalı?

Ama fail bulmak zor değil. İstedikten sonra, ekonominin böyle kötü olduğu bir dönemde parayı verince yapacaklar çok olur.

Asıl kötü olan da bu.

Ekonominin bu kadar kötü olması ve bu kötülüğün ahlaka zarar vermesi. Ahlaka ve insanların insanlığına.

Kamu güvenliğine zarar veren bu çirkin saldırılar için Cumhurbaşkanı da, Devlet Bahçeli de ‘kınama’ yayınlamadılar.

Bu ne demek?

Bunun adı onaylama…

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ortağı Devlet Bahçeli bu saldırıları onaylamaktalar ve desteklemekteler.

Gelinen bu noktayı Ak Partiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a konduramayanlar da yok değil. Toplumun nabzını tutanlar bunu görürler.

Ak Parti’nin, daha özelde Erdoğan’ın bu olaylara onay vermediğini ifade ederler.

Hatta kimileri de şu savunmayı yaparlar: ‘Erdoğan iyi niyetli de, çevresi kötü’…

İnsan ve toplum psikolojisine dair bu yanlış anlayışı daha önceki bir yazımda İbrahim Kalın örneğiyle sunmuştum.

Kimlerden söz ediyorum?

Ak Partililerden.

Yok canım, TV’lerde boy gösteren başörtülü ya da açık, kadın ya da erkek, sakallı ya da sakalsız siyasi iktidar askerlerinden bahsetmiyorum.

Onlar paraya bakarlar.

Para geldikten sonra onlar en saçma şeyleri bile savunurlar.

Örtülü-açık, sakallı-sakalsız, kadın-erkek olmanın hiç önemi yok. Onlar para karşılığı konuşan, bağıran ve hiddetlenen paralı askerler…

Benim dediğim Ak Partililer, ya da Ak parti seçmenleri.

Onların savunmaları, bahaneleri hep iyilik üzerine.

Erdoğan ve Ak Parti’nin çekirdek kadrsonu kutsayarak, çevre daireleri kötüleyenler.

Yeter ki Ak parti ve Erdoğan’a laf gelmesin de, kim suçlu olursa olsun diyenler.

Bu kutsamanın nedeni sadece Erdoğan’la ilgili değil. Yani Erdoğan onlara ‘beni kutsayın’ demiyor.

Bu kutsamanın nedeni o kişilerin Ego’ları.

Evet, egoları.

Nasıl mı?

Bu kişiler 10, 20, 30 ya da 40 yıl bazı doğrulara inanmışlar. Bütün hayatlarını o doğrular üzerine bina etmişler.

Sorunu Erdoğan’da ve Ak Parti’de görmüş olsalar ‘doğruları’ yıkılacak.

Düşünsenize kaç yıldır inandığınız doğrular bir anda yıkılıyor ve doğrusuz kalıyorsunuz.

Ne kadar zor bir durum.

Egoları yüzünden doğrularının yıkıldığını görmek istemedikleri için bahaneler uyduruyorlar.

Bu bahaneler ‘dış güçler’ ile başladı, sonra ‘damat’ oldu, sonra ‘Erdoğan iyi, çevresi kötü’ oldu, sonra da başkaları gelecek.

Ne zamana kadar?

Ne zamana kadar olacağı tamamen kişisel. Kimine göre birikimi yok olana kadar, kimine göre işini kaybedene kadar, kimine göre ise dayanabildiği son noktaya kadar…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

2 YORUMLAR

  1. Yorumunuz başka sorular getiriyor akla…belki de öteki dünyaya inanmadıkları için her şeyi bu dünyada en yüksek düzeyde yaşamak peşinde olabilirler mi? Diğer dünyaya inanmayı körükleyip milyonları kontrol altında tutmak da olayın bir parçası mı?

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here