AK Parti’ye seslendi: Sizi bu patikada sürükleyen güçlerle birlikte ülkeyi uçuruma götürüyorsunuz

0

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, TV5 kanalında konuştu. AİHM’in Demirtaş kararını değerlendiren Sancar, şunları söyledi:

“AİHM, Selahattin Demirtaş hakkında verdiği ilk kararında, uzun tutukluluğun bir hak ihlali olduğunu zaten söylüyordu. Hükümet bu karara itiraz etti. İlk ihlal kararını veren, AİHM’nin 7 yargıçtan oluşan 2. Daire’sidir ve bu Daire’nin kararlarına itiraz yolu açıktır. Son ihlal kararını veren ise Mahkeme’nin 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire’sidir ve aradaki fark şudur: Büyük Daire’nin kararı kesindir. Yani AİHS sisteminde başvurulacak bir üst merci daha yoktur.

Öte yandan bu karar içtihat niteliğindedir. Yani AİHM’in bu kararı, benzer olaylar gerçekleştiğinde Daireler tarafından dikkate alınmak zorundadır. Dolayısıyla Daireler önünde bizimle ilgili görülebilecek benzer davalarda Büyük Daire’nin kararında belirtilen hususlar tespitler, prensipler ve ihlaller dikkate alınmak zorundadır. Bir de şunu ekleyelim: AİHS bir uluslararası sözleşmedir. Uluslararası sözleşmelere kimse taraf olmak zorunda değildir. Sözleşmeye taraf olmak bir devletin kendi iradesine bağlıdır. Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden biridir. Konsey’e üye olanlar AİHS’yi de imzalamak zorundadır. Fakat hiç bir devlet bir kuruluşta ilelebet üye kalmak zorunda değildir. Eğer o kuruluşla uyuşmazlık veya uyumsuzluk yaşadığını düşünüyorsa o kuruluştan ayrılma hakkına sahiptir. Ama bu karardaki gerekçeler boşluk bırakmayacak kadar nettir.

2016’dan bugüne kadar gözaltına alınan arkadaşlarımızın sayısı 16 bin 500, tutuklananların sayısı 3 bin 500 civarındadır. Bir de en son olarak 2014 dönemi MYK’mıza operasyon yaptılar; bütün MYK üyelerini içeri aldılar. AİHM, dokunulmazlıkların kaldırılması işleminin Sözleşme ile uyumlu olmadığını söylüyor. Anayasa değişikliği ile yapılan bu işlemin ne alışılmış bir yöntem ne de öngörülebilir bir düzenleme olduğuna hükmediyor. Dolayısıyla dokunulmazlıkların kaldırılmasına dönük Anayasa değişikliği AİHS’yi ihlal etmiştir. Mesele zaten oradan başlıyor. Pek çok arkadaşımıza davalar, dokunulmazlıklar kaldırıldıktan sonra açıldı ve tutuklamalar da böyle başladı.

Mahkeme açıkça şunu söylüyor: Demirtaş’ın terör suçlarından tutuklu olduğunu gösteren hiç bir kanıt yok. Hükümet, kendi savunmasında 6-8 Ekim’i yazmış tabi. Esasen Demirtaş’ın tutuklu olduğu dosyalardan biri bu. Yani 6-8 Ekim olaylarının sorumlusu olarak yargılandığı dosya da onun tutukluluğuna esas teşkil etmiş. Mahkeme, 6-8 Ekim’i de bir başlık olarak ekleyerek Demirtaş’ın terör fiili işlediğini gösteren yeterli kanıt sunulmamıştır diyor. Yani hükümetin sunduğu kanıtlar ve yaptığı açıklamalar Demirtaş’ın 6-8 Ekim dahil hiç bir fiilinden dolayı terör suçlusu olarak yargılanıp, tutuklanmasını haklı kılmıyor. Mahkeme, Demirtaş’ın açıklamaları siyasi ifadeleridir, düşünce özgürlüğü ve siyasi faaliyet kapsamındadır diyor.

Büyük Daire kararını uygulamamak demek, sürecin Bakanlar Komitesi’yle ilerlemesi demektir. AİHM’in kendi polis gücü yok ama yaptırım mekanizmaları var. Bakanlar Komitesi, üye devletlerin tamamının dışişleri bakanlarından oluşuyor. Bu kararın uygulanması konusunda Bakanlar Komitesi’ne gidilecek. Komite bunu takip etme yetkisine sahiptir. AİHM, Avrupa Konseyi’ne bağlıdır ama AB, Avrupa Konseyi’nin bazı organlarının kararlarını referans alır.

Mesela, AİHM’in karar ve içtihatlarının AB İnsan Hakları Komiserliği’nce referans alınması veya Venedik Komisyonu’nun belirlemelerinin, tespitlerinin referans alınması gibi. Sadece Avrupa Konseyi’nin değil AB’nin de işin içine olduğu bir süreç söz konusu. Ne yapabilir Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi? Yılda dört kere toplanıyor ve Mart ayında toplanacak; fakat açıklama yapmak için bekler mi? Daha yüksek düzeyde, mesela Avrupa Konseyi’nin Genel Sekreteri, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, İnsan Hakları Komiseri, Venedik Komiseri peş peşe açıklamalar yapacaklardır ki bir kısmı yaptılar bile. Avrupa Birliği ‘Bu kararı uygulamanız gerekiyor’ diye çağrıda bulundu.

AKP 2015’ten beri bir patikaya girmiştir. Patika teorisini bilirsiniz. Ekonomide de başka alanlarda da kullanılır. Patikaya girdiğiniz zaman manevra şansınız yoktur, patika sizi götürür. Ya düz gideceksiniz ya da bu yoldan geri döneceksiniz. AKP yanına aldığı güçlerle bu patikada 5 yıldır ilerliyor. Bu patikanın sonu ülke için felakettir. Bu patikanın sonunda uçurum vardır. Öyle ufak tefek reformlarla, küçük mesajlarla, uluslararası sistemde belli aktörlerle yürütülecek pazarlıklarla gidişatı değiştirmek mümkün değil.

Yapılacak tek şey var: Geri dönün. Eğer iktidarın AKP kanadı ile MHP kanadı uyuşmuyor deniliyorsa, apaçık AKP’ye sesleniyorum: Sizi bu patikada sürükleyen güçlerle birlikte ülkeyi uçuruma götürüyorsunuz. Ufak tefek manevralarla çıkış bulamazsınız. Geri dönün. Çıkın bu patikadan. Ülke de çıksın. Sonrasında demokratik siyasetle yeni bir dönem başlatmak mümkün hale gelir. Böylesi bir yeni dönemi de AKP ile bilmem kimin pazarlığı olarak düşünmemek gerek. Yeni dönem ancak demokrasinin işleyişi ile hukuk devletinin yerleşmesi ile mümkün. Biz de HDP olarak demokratik siyasette üzerimize düşeni yapmaya hazırız.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here