Akıllara Zarar

1

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Aksaray Üniversitesi’nde organize edilen 18. İmam Hatipliler Kurultayı’nda konuştu.

Erbaş, adli yıl açılışına katılmasının ardından gelen tepkilere “Önderler olarak boş alan bırakmamamız lazım. Adaletsiz İslam olur mu? İnanç, sokakta olmasın insanın içinde olsun, insanla Allah arasında olsun, evine, ticaretine, siyasetine, adaletine, yargısına yansımasın. Görüyorsunuz ortalığı ayağa kaldırıyorlar. İnançtan ayıklansın istiyorlar oraları adeta.” Diye yanıt verdi.

Toplumun çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede sözlerinin abesle iştigal olduğunu düşünüyorum.

Ali Erbaş yaptığı görevi süresince yaptığı açıklamalar akıllara zarar. Kendisi siyasilerden çok gündem belirliyor.

İnsan denilen varlığın bin bir çeşit âlemler barındırdığını kavrayamıyor musunuz?  Neden biteviye insanları ayıklayıp, bir kalıba sokmaya çalışıyorsunuz?

Sürekli insanları kategorize etmekten kurtulursanız İslamiyet’in en güzel hasletlerinin de kendiliğinden pırıltılı bir biçimde ortaya çıkışını deneyimleyebilirsiniz. Ancak sizde o hoşgörü nerede!

Dünya dönerken siz hep yerinde sayıyor, yenilikleri takip edemiyor, davranışlarınızla insanlara örnek olamıyorsunuz.

İnançlı ya da değil demeden insanları koşulsuzca kucaklamadığınız sürece o makamı hak etmiyorsunuz.

Asıl sorun ne biliyor musunuz İslamiyet’i temsil etme görevinin bir kişiye ya da kuruma verilmiş olmasında. Asıl sorun Müslümanlığı kendi tekeline almak isteyen, dini kullanarak kendine oy devşirmeye çalışan siyasi partilerde.

Ülkede tüyü bitmemiş yetimin hakkı helal haram demeden hamuduyla götürülürken susup; üç bir tarafı denizlerle çevrili bir ülkede konuyu deniz mahsullerine getirip konuşmanızda.

Her yeni gün talihsiz bir kadın vahşice katledilirken gıkını çıkarmayıp; kadının toplumdaki görevinin erkeğine hizmet etmek olduğunu ima eden mesajlar vermenizde.

Yurtlarda çocuklar istismar edilip, sapık ruhlu mahlûkatlar tarafından tecavüze uğrarken ortadan kaybolup bir yetişkinin kendi özel hayatı ve cinsel tercihi hakkında bik bik edip durmanızda.

Millete sabır telkin edip milyonluk makam araçlarında fors atmanızda…

Bu ülkede İslamiyet’e en büyük zararı İslamiyet’i dilinden düşürmeyen insanlar vermiştir.

Bu devirde eline kılıç alıp, sırtında cübbe, başında sarık yüksek bir yere çıkmakla söz dinletilemez. Dediğiniz gibi İslamiyet’in her yana sirayet etmesi için başka şeyler gerekli.

Bize toplumsal adalet, insanlar arası barış, genele yayılan sevgi saygı ve anlayış, hakkı hukuku savunan bir bakış açısı, kültürel, yasal ve iktisadi düzenlemelerden haber ver.

İsmini anmak dahi istemediğiniz, yeri geldiğinde lanetlediğiniz bu ülkenin kurucusu ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk o müthiş öngörüsü ile yıllar önce sıraladığı devrimlerine iyi ki laikliği de eklemiş.

Yoksa halimiz nice olurdu!

OKULLAR AÇILDI

Bir buçuk yıldır okul hasretiyle yanıp tutuşan öğrenciler, kayıp giden zamanı nasıl telafi edeceğini kara kara düşünen öğretmenler ve çocuklarının hasta olması ve eve bulaştırması endişesi ile cebelleşen velilerin gölgesinde yeni eğitim ve öğretim yılı nihayet start aldı.

Gördüğüm kadarıyla geçen zaman bize planlama konusunda hiçbir şey kazandırmamış. Her alanda olduğu gibi yine bir el yordamıyla yol alma durumu söz konusu.

Okullarda temizlik ve hijyen kuralları yeterli düzeyde olup olmadığı bir muamma, öğretmenlerin tamamı aşılanmış değil, öğrencilerin okula dönüş adaptasyonlarının sağlanması, motivasyonları çok önemli. Bu süreçte okullardaki rehberlik ve danışmanlık öğretmenlerine önemli görevler düşüyor.

Eğitimde devamlılığın sağlanması ve öğrenmenin canlı tutulması bakımından uzaktan eğitim oldukça kritik bir rol üstlendi. Bu süreçte öğrencilerin çoğunluğu digital eğitimle buluşma konusunda büyük sıkıntı yaşadı.

Yaşanan zor günlerin ardından hem öğrenciler hem de öğretmenler nihayet yeniden yüz yüze eğitime geçiş yaptı.

Gelinen noktada öğrencilerin yalnızca akademik değil, sosyal ve psikolojik kayıplarının da tespit edilmesi ve bütüncül bir eğitim yaklaşımıyla bu kayıpların telafi edilmesi gerekli. Umarım hep birlikte göğüslemeye çalıştığımız bu yüzyılın felaketinin izlerini öğrencilerimiz üzerlerinden bir an önce siler.

Okula dönen 18 milyonu aşkın öğrenciye yeni eğitim-öğretim döneminde başarılar, öğretmenlerimize kolaylıklar dilerim. Geleceğimizin teminatı pırıl pırıl çocuklarımıza, gençlerimize Allah zihin açıklığı versin.

GÜRÜLTÜDEN KAÇIN

Ülkemizde müteahhitlerimiz otoban kenarlarına evler ve gökdelenler dikmekte pek mahirdir. Malumunuz olduğu üzere gece gündüz hiç bitmeyen trafik yüzünden burada yaşayan vatandaşlarımız gürültü kirliliği ile karşı karşıya ama kimin umurunda.

Bundan bir süre önce kaleme aldığım bir yazımda gürültünün çocuklarda zekâ geriliğine neden olduğundan bahsetmiştim.

Dün NTV’ de yayınlanan bir haberde ise gürültünün Alzheimer ve bunamaya neden olduğunu okudum.

İngiltere’de iki milyon insan üzerinde 13 yıl süren bir çalışma sonucunda bilim insanları, ulaşım gürültüsü olan bölgelerde yaşayan insanların yüksek bunama, özellikle Alzheimer hastalığı ile karşı karşıya olduğu sonuçlarına varmış.

Bakınız milyon dolarlık evlerde oturuyoruz ama ne gürültü ne hava kirliliği ne içtiğimiz su hiçbir şeyi sormuyoruz, sorgulamıyoruz.

Ahh Dostlarım! Küresel bir aydınlanmanın yaşanacağı o güzel günleri bekliyorum, bekliyorum. Bir türlü gelmiyor.

İNSANLAR İKİYE AYRILIR

Senaristliğini ve yönetmenliğini Tunç Şahin’in yaptığı, oyuncu kadrosunda Burcu Biricik, Pınar Deniz, Aras Aydın, Başak Daşman ve bir ara kendisinden yaratıcı oyunculuk dersleri aldığım sevgili Nezaket Erden gibi isimlerin yer aldığı İnsanlar İkiye ayrılır filmi 10 Eylül’de gösterime giriyor.

Sinemamızda alışık olmadığımız tarzda bir hikâyeyi sürprizli bir anlatıyla bizlerle buluşturan film pandemi döneminde çekildi ve Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden En İyi Senaryo ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Nezaket Erden) ödülleriyle döndü.

Sistemin açıklarını, hedef aldığı insanlara karşı acımasızlığını ve onları baskı altına alma mekanizmalarını dert edinen film, izleyicisi ile buluşmak için 10 Eylül Cuma gününden itibaren birçok film salonunda sizleri bekliyor.

Pandemi nedeniyle sinema salonlarından uzak kaldığımız uzun bir dönem sonrası böylesi kaliteli bir yapımla belki yeniden açılış yapmak isteyebilirsiniz. İyi Seyirler.

1 YORUM

  1. Merhaba,
    DİB’na kızmanız ve davranışlarını ve söyleminin doğru bulmayışınız konusunda haklı olabilirsiniz, bu ülkemizde olan problemi çözmüyor ve de daha da ayrıştırıyor, benim önerim toplumu kampa ayıran ve bundan çıkar sağlayanların engellenmesinin yöntemi, yanlışı görenlerin ne tür çözüm ürettiklerine bağlı, tepki vermek hata yapana yarar ise, hatasını devam ettirir halde olması sağlar. benim düşüncem tepkisizlik ve sonucunda bu zararlı insanların topluma etkiler azalır ve toplum da düşünmeye başlayabilir.
    Sizin yazınızı okuyan bir muhafazakar size çok kızar ama düşününce , kendisinin de size yakın düşündüğünü ve aynı dertlerden şikayet ettiğini anlar, ama düşünmesi için kelimeleriniz okuyanı düşünmeye sevk etmelidir, düşünen doğruya eninde sonunda ulaşır ve topluma faydalı olur vesselam, yazınız için teşekkür ederim, zevkle okuyorum,
    hoşçakalın,
    Cem

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here