AKP Neyin Kısaltması..?

0

Bu aralar “Ayrılık Kader Partisi” desek yanılmış olmayız.
Hele ki AKP’den ayrılanlara MHP’den gelen tepkilere bakınca “Aslında Kimin Partisi?” de iyi bir alternatif oluyor. 

Cemal Enginyurt manifesto gibi bir açıklama ile partiden ayrılan Cuma İçten’e twitterdan tepki gösteriyor. Sürreel bir film gibi bu. AKP dağılmasın diye çaba gösteren MHP’lilere artık şaşırmıyoruz. Bu noktada iki parti arasındaki ilişkiye bakıldığında “Artık Kopamayız Partisi” de gayet yerinde bir alternatif olarak karşımızda duruyor.

“Aramızda Kalsın Partisi” de bu süreçte ihtiyaç duyulan bir diğer isim olabilir rahatlıkla. Bu ise daha çok Bülent Arınç’ın tercih edeceği bir tanımlama.

Abdülhamit Gül’e sorsak “Allah’ınızdan Korkun Partisi” olurdu. Malum Sn. bakana havuz basınının bir bölümünden yoğun istek oldu istifaya davet eden. Ve son derece sert bir biçimde bu soğuk “iç savaş”a karşı ilk tepkiyi verdi.

Uzun süredir ortalarda az görünen Numan Kurtulmuş için partinin adını “Aklımda Kalmasın Partisi” olarak telaffuz etmek yanlış olmaz. Hani ‘tevbe edecektiniz’ söylemi belli ki siyasetin rüzgar esişine göre alınan pozisyondan ibaret.

Tabii ki buralar Ahmet (Davutoğlu)na, Ali (Babacan)a ve Abdullah (Gül)e) yani “A’ya Karşı Partisi” de akla yatan bir açıklama. Neticede her üç siyasetçi de ezberlerde önemli bir bozulmaya yol açtı.

Havuz basınının özellikle bu ortamın yoğun baskısından bunalan ve çözümü ayrılmakta bulan gazeteci ve yazarlara uyguladığı engizisyon vari tutum ise AKP yanlısı bu yazarların partiyi “Aman Kaçırmayın Partisi” gibi algıladıkları izlenimini destekliyor.

Bununla beraber sadece son gelişmelere yönelik eleştiri gösterdikleri için yoğun bir protestoya ve eleştiriye maruz kalan bu yazar-çizerler için ise ortam “Amma Kabus Partisi” haline geldi.

Reklam

AKP’nin özellikle yurttaş hakları ve özgürlükler konusundaki çifte standartlı tutumu ise partiyi ister istemez “Astığım Kestiğim Partisi” yapıyor.

Bir bakanın dahi parti kapısında hüzünlü bir tablo ile zuhur ettiği bir başka süreçte ise karşımızda “Ağlayan Kitle Partisi”ni görüyoruz.

Melih Gökçek ve Burhan Kuzu için “Ah Kalamadım Partisi” demek yanlış olmaz. Sonuçta bu kişilerin partideki daha önceki görevlerine geri dönmek için ciddi bir beklenti içinde olmaları hiç de sır olmamalı.

Ekonomide yaşananlar “Ağır Kriz Partisi”nin kısaltması olarak karşımıza çıkan bir tabloyu işaret ediyor.

Bu ağır krizin ciddi bir kamusal hamle ve devleti öne çıkaran bir tercih manzumesi ile çözülmeye çalışılması ise “Anti Kapitalist Parti” izlenimi veriyor.

Dertleri dış güçlere çareyi kendine yontan yaklaşımlar “Abartılı Keyfilik Partisi” ile karşı karşıya olduğumuzu düşündürüyor.

Aynı şekilde herkese Ey diyerek seslenen retorik ise “Azarlayan Korkutan Parti” olarak tarihe not düşüyor.

Türkiye’nin fabrika ayarları ile bayağı oynanmış olması ister istemez “Ayarları Kaçıran Parti” olarak anmamıza; bu ayarları yeniden tesis etme konusunda gösterilen istikrarsız çıkışlar ise “Aklımızı Karıştıran Parti” olarak adlandırmamıza yol açıyor.

Reklam

Adaleti adına eklemiş bir partinin adalet reformu için tam 17 sene beklemesi; Kalkınmanın ise inşaat ve enerji gibi neredeyse sadece iktidar edenin yönetebileceği alanlarda yaşanan başarısız politikaların gölgesinde kalması önemli birer çelişki olarak tarihe geçti.

Ne adalet ne de kalkınma 17 yılın sonunda AKP’nin hanesindeki başarı halkalarına dahil değil. AKP belki yol yaptı ama o yol kalkınan bir ülkenin istikrarlı şehirlerini birbirine bağlamadı. Dünyanın en yüksek enflasyonunu, döviz krizlerini yaşadığımız son birkaç yıl yolları yapmanın tek başına anlamsız kaldığını bize gösterdi.

AKP yazık ki “Akim Kalmış Parti” olmayı tercih etti.

“Aldatılmış Kandırılmış Parti” olduğunu itiraf ettiği zamanlar da oldu.

Siyaseti özgürlük alanlarını genişletmek için yapmaya söz vermiş iken “Asimetrik Kararlar Partisi” olarak sadece konjonktür zorlarsa özgürlüğe yatırım yapan bir görüntü verdi.

“Afaki Kanunlar Partisi” ise bizim yakıştırmamız değil, bizatihi en üst perdeden red edilen beğenilmeyen hukuki kararlar için takınılan tavrı gösterdi.

Benim için alfabenin her harfi gibi A ve K da aynı ölçüde değerli. Bu yazıyı da aslında AKP’nin belki de en büyük hatayı sadece sembollere ve mazrufa yapmasına itiraz etmek için kaleme aldım.

Mazrufu berhava eden, zarfa yatırım yapan bu siyasetin, 17 yıl sonunda ülkenin “Aklını Karıştıran Parti”ye dönüştüğünü söylemek yanlış olmayacak.
Biz “Aklın ve Kalbin” peşinde olanlar için işler zor da olsa imkansız değil.
Tek yapmamız, bunu bir parti için falan değil, bu ülkenin tüm onurlu yurttaşları için yapmak.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here