Akşener: Erdoğan sen adaleti öldürdün

0

İYİ Parti 2. Olağan Kurultayı Ankara Altınpark’ta gerçekleştiriliyor. Genel Başkan Meral Akşener’in kurultayın yapıldığı Altınpark’taki alana gelmesi ve delegeleri selamlamasının ardından Divan Başkanlığı oluşturuldu.

Kurultay, Divan Başkanlığı’na seçilen Kalkınma Politikaları Başkan İsmail Tatlıoğlu ve Genel Sekreter Uğur Poyraz’ın konuşmasının ardından çalışmalarına başladı. Daha sonra gündem gereği saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı ve şehitler için Fatiha Suresi okundu. Kurultayda bir konuşma yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, şunları söyledi:

“Milleti değil, eşi dostu zengin edenler var. İYİ Parti’nin yükselişini hasetle, kıskançlıkla izleyenler var. Milletin parasıyla sarayda sefa sürenler; size de selam olsun! Her türlü engele, her türlü tuzağa, her türlü iftiraya rağmen hala buradayız ve dimdik ayaktayız. Neden hala buradayız biliyor musunuz? Çünkü arkamızda dağ gibi duran milletimiz var.

Türkiye iyi yönetilmiyor. AK Parti iktidarı, memleketin en önemli meselelerinde gösterdiği beceriksizliklere, her gün bir yenisini ekliyor. Türkiye’yi 2. Dünya Savaşından koruyan, Kore’de Türk’ün kudretini dünyaya gösteren, Akdeniz’in ortasında, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurduran, Kardak’a bayrağımızı diktiren, teröristbaşını Suriye’den çıkartıp, kapı kapı gezdiren, Türk dış politikası terk edildi. 

Şam’da Cuma namazı kılacağız diyerek, Türkiye’yi soktukları yolun sonunda, 5 milyon sığınmacı ülkemize yerleşti. Üstüne, milletimizin alın teriyle birikmiş, 50 milyar dolarımız heba oldu. Ve fatura kabarmaya devam ediyor. Sayın Erdoğan; küsüp, büyükelçilerimizi çektiğin ülkeler, bugün başkalarıyla kol kola ve karşımızda. ‘Dostum’ dediğin her ülke liderinin, Türkiye’ye mutlaka bir zararı var. Dostun Trump, pkk-ypg’ye milyonlarca dolarlık silah ve mühimmat veriyor. Kankan Putin’in, bomba yağdırdığı Mehmetçiklerimizin acısı hala dinmedi.

10 sene önce beraber tatil yaptığın, ‘Kardeşin’ Esat’la, 10 senedir uğraşıyorsun, bir arpa boyu yol alamadın. Ege’de Türk adaları işgal ediliyor, gereğini yapın dedik, dinlemedin. Havaya bakıp ıslık çaldın, oralı olmadın, yakılan mangalların dumanını görmedin. Gittin, Yunan başbakanı Karamanlis’i, evladına nikah şahidi yaptın. Mısır’ın iç sorununda taraf oldun, Sisi’ye taktın, Mısır’ı Yunanistan’ın kucağına attın. Esat’a taktın, Suriye’yi ABD’nin, Rusya’nın, pkk’nın kucağına attın.

Bu muhteşem ve büyük ülkenin, Türkiye Cumhuriyeti olduğunu unuttular. Milletin hazinesini damadına bağlayacak kadar gerçekten kopan bir anlayış, ülkeyi de kendi şirketi görmeye başladı. Böyle olunca da 83 milyonun alın terini, göz nurunu, kendi malları saymaya başladılar. Kardeşim; Burası, babandan sana miras kalmış aile şirketin değil. Burası atamızdan bize miras kalan Türk Devleti! Bu gerçeği her birinize, bir bir öğreteceğiz. Ya öğreneceksiniz, ya da ilk koyulan sandıkta gideceksiniz!

Bir ülkenin varlığı, o ülkenin adaletine emanettir. Hazreti Ömer ‘adalet mülkün temelidir’ diyerek, bunu söylemiştir. Hazreti Ali; ‘Devletin dini adalettir’ diyerek, bu gerçeğe işaret etmiştir. Onlardan aldığı feyzle Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu gerçeği genç cumhuriyetin temel taşına yazmıştır. Bir ülkede adalet yoksa, bereket olmaz. İş insanı, sanayici, yatırım yapmaz, yapamaz. Yabancı yatırımcı gelmez, gelemez. Kalkınmanın önüne bariyerler örülür. İşsiz sayısı artar. Emeklinin, işçinin, memurun maaşı kuşa döner. Gençler hayal kuramaz, umudunu yitirir.

Sayın Erdoğan bunların hepsi oldu, milletimiz bunları tüm çıplaklığıyla yaşıyor. Bunların hepsi oldu; çünkü sen adaleti öldürdün. Hukukun, adamına göre işlediği, soruşturmaların, twitter tabelasına göre yürütüldüğü bir ülke yarattın. Ama unutma; gün gelir, bir gün adalet herkese lazım olur.

İktidarda kalmak, koltuğunu korumak için her şeyi mübah gören bu zihniyet en büyük kötülüğü, bağrından çıktığı bu vefakar millete yaptı. Her zorluğu omuz omuza vererek aşmış, koca bir milleti, birbirine düşman hale getirdiler. Tasada ve sevinçte kucaklaşmayı bilen, yüce yürekli bir milleti, ortadan ikiye böldüler. Türk Milleti’ne, Cumhur ittifakından önce, ‘İllet’ diyen, ‘Zillet’ diyen, ‘Terörist’ diyen çıkmamıştı. Onu da yaptılar. Milletin birliğini temsil eden o özel makamda bile, bunu yaptılar.İktidardakilere sesleniyorum; Milletimizin feraseti yüksektir. Ama aynı zamanda, o yüksek ferasetli milletin, bileği kalın, tokadı serttir.

Milletimiz düşmanlıktan, ayrışmadan, nefret söyleminizden artık bıktı. Siz görmeseniz de, bu sabırlı milletin sabır taşı, artık çatlamak üzere. Günü geldiğinde öyle bir tokat yiyeceksiniz ki, ne olduğunuzu şaşıracaksınız. Sayın Erdoğan; ülkeyi içine soktuğun durumu beğeniyor musun? Milletimize reva gördüğün bu tablodan memnun musun? Bütün bu tabloya baktığımızda, dönüp gençlerimize ne diyeceğiz? ‘Bugünü kaybettik, bari yarını kurtaralım diyorum.’, sen yine oralı değilsin. Hala beceriksiz damadının aklıyla, şakşakçı saray danışmalarının lafıyla, iş görmeye çalışıyorsun.

Söyler misin sayın Erdoğan; gençlere ne diyelim? Canın sıkıldıkça onlara sarıyorsun. Özgürlüklerine, haklarına el koyuyorsun. Hayalleri zaten kalmadı, gelecekten umutlarını da kesiyorlar. Ama senin umurunda bile değil. Her üç gencimizden biri işsizken, sen hala 2023’ten, 2053’ten, 2071’den bahsediyorsun. 1071, Türk gençliğine, vatan verdi. 1453, Türk gençliğine, Peygamber Efendimizin müjdelediği İstanbul’u verdi. 1923, Türk gençliğine, Türkiye Cumhuriyeti’ni verdi.

Atatürk, ‘Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.’ diyerek, Türk Gençliğine özgüven ve umut verdi. Peki sen gençlerimize ne verdin Sayın Erdoğan? İşsizlik verdin. Umutsuzluk verdin. Bunalım verdin. Bak, sordular gençlere; dediler ki, ‘Türkiye dışında yaşamak ister misin?’ Yüzde 62’si ne dedi biliyor musun? ‘Evet’ dedi. Hem de geri dönmemecesine. İşte gençlerimize verdiğin armağan Sayın Erdoğan. İçinde nefes alamadıkları, ait hissedemedikleri bir Türkiye. Sen gençlerimize kocaman bir hapishane verdin Sayın Erdoğan!

İYİ Parti iktidarında ilk iş olarak, ülkemizi uçurumun kıyısına sürükleyen, milletimizi yokluğa mahkum eden bu düzeni değiştireceğiz Kimse merak etmesin, eskiye dönmeyeceğiz. Eskinin yanlışlarının tekrar edilmediği, vesayetin olmadığı, hakimiyetin gerçekten milletin olduğu, demokrasinin tam ve kamil olarak uygulandığı, 21’inci yüzyıl Türkiye’sine yakışır bir sistemle, milletimizi buluşturacağız. İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemle Türkiye’yi yeniden ayağa kaldıracağız!

Peki nasıl olacak? Söyleyeyim: Türkiye’yi ayağa kaldırmanın ilk adımı, bir Washington’a, bir Moskova’ya, bir Berlin’e, bir Londra’ya koşan şaşkınlıktan kurtulmaktır. Yani tam bağımsızlıktır. Tam bağımsızlık, itibarlı uluslararası ilişkiler demektir. Bunu sağlayacak, Türkiye’ye kaybettiği itibarını yeniden kazandıracağız. Türkiye’nin menfaatleri söz konusuyken bile, ona buna atarlanmayı diplomasi zanneden anlayışa son vereceğiz. Buradan ilan ediyorum ki; Türk dış politikası, milli çıkarlarımızın gerektirdiği bir karaktere bürünecek.

Yoksullarla değil yoksullukla mücadele edeceğiz.’Sosyal yardım’ sözü rafa kaldırılacak ve adı ‘sosyal hak’ olacak. İhtiyaç sahibi her vatandaşım, devletin verdiğinin bir yardım değil, anasının ak sütü gibi helal bir vatandaşlık hakkı olduğunu bilecek. Geçim derdindeki vatandaşın üzerine çay atmayacağız, attırmayacağız. Siyasette de ticarette de rekabet olacak. Ama kimsenin hakkı, kimseye yedirilmeyecek.

KPSS’den yüksek puan alan gençlerimizi, mülakatta eleyen kayırmacılığa, asla müsaade etmeyeceğiz. Gençler, arkalarında onlara engel olan değil, önlerindeki engelleri kaldıran, dağ gibi bir devletin varlığını hissedecek. Eğitimde ilk iş Milli Eğitim Şurası’nı toplayıp, milli refahı ve kalkınmayı sağlayacak, sürdürülebilir bir milli eğitim stratejisini, ortak akılla oluşturacağız. Okulların bir an önce, kaliteli bir eğitim-öğretim için, uygun hale getirilmesini sağlayacağız.

Gelir düzeyi düşük ailelerin çocukları, kaliteli bir eğitimi, ücretsiz olarak alacak. Öğretmelerimizin özlük hakları ve çalışma koşullarını iyileştirip, saygınlıklarını, niteliklerini arttıracağız.Öğretmensiz sınıf, öğretmensiz çocuk kalmayacak, her öğretmeni kadrolu olarak istihdam edeceğiz. Okul müdürlüğü artık AK Parti kadrolarının sıçrama tahtası olmayacak. İyi yetişmiş, donanımlı çocuklarımız, gençlerimiz, büyük, zengin ve mutlu bir Türkiye’nin anahtarıdır. Bu nedenle iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem her şeyden önce çocuklarımızın, gençlerimizin önünü açacak. Biz onların önünü açacağız, onlar Türkiye’yi uçuracak. İşte Türkiye o zaman gerçekten uçacak.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here