Akşener: Esasında hukuk ve adalet krizi yaşıyoruz

0

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Habertürk’te konuştu. Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’ın sosyal medya hesabından yaptığı “Işıklar yanıyor” paylaşımını değerlendiren Akşener, şunları söyledi:

“Yalnız ilgili arkadaşın attığı o tweet, 1 milyon dolar para verseler AKP açısından faydası olmazdı. Şuur altını harekete geçirecek bir tweet oldu. Ben hâkimlerin, savcıların Anayasa Mahkemesi üyelerinin hepsi dahil olmak üzere sosyal medya üzerinden siyasilere yönelik tavır koymalarını doğru bulmuyorum. Kişisel görüşüm istifa etmeli. Enis Berberoğlu’nun özelinde tartışılmakla birlikte esasında hukuk ve adalet krizi yaşıyoruz biz şu anda.

Partili Cumhurbaşkanlığı ile kurumların birer birer yıkıldığını görüyoruz. Eksiği varsa hukuki manada tahkim etmek dışında atılacak adımın doğru olmadığını, Türkiye’nin ekonomideki güvensizlik olur, yatırımcı gelmez, güven unsuru ortadan kalkar. Anayasa Mahkemesi hepimizi koruyan bir vasfa sahip. Bu vasfın sürdürülmesi lazım. İktidarın emrine getirilecek hale getirilmemelidir.Enis Berberoğlu’nu insan olarak tanırım. Enis Berberoğlu Meclis’e dönmeli. Enis Berberoğlu’nun casuslukla yargılanması abes. Buranın öznesinin Enis Berberoğlu’nun olmadığına inanıyorum. Anayasa Mahkemesi karar veriyor, yerel yargı ben seni takmıyorum kardeşim diyor.

Liste Krizi

Biz hepimiz, ben de dahil çok otoriter siyasi yapılardan geldik. Ben Meclis yönettim 8 yıl. CHP hariç bütün grubu olan partiler dahil müdahil olmanız gerekir. Orada kulaklarında telefon genel başkanlarına ulaşmaya çalışırlardı. Bu netlikte söyleyeyim. Televizyonlara, bir siyasinin çıkması izine tabiiydi. Hatta ben AK Parti milletvekillerine çok acırdım. Özellikle kadın milletvekillerine, yeni milletvekillerine pek söz vermezdi. Ben bıkmıştım bu otoriterlikten. Biz partimizde demokrasiyi içselleştirmeye çalışıyoruz, bunu da öğrenmeye çalışıyoruz. Eksiğimiz, gediğimiz elbette çıkıyor. Ama art niyetli bir tutum söz konusu değildir.

Elbette iç meseledir. Ben arkadaşlarımızla konuştum. Hepiniz duyduğu konulardan şikayet ettiler. Şöyle diyebilirim: Biz CHP ile ittifak yapınca kıratın ya huyundan ya suyundan benzedik. Bizim milletvekillerimiz tek tek bakıldığından gerçekten her birinin müthiş başarı öyküsü ve hayat hikâyesi var. İkincisi seçim çok hızlı geldiği için o kalem benim oldu. Ben çarşaf liste yaptım. Yolda öğrene öğrene gidiyoruz. Blok yapsaydım bu tartışmalar olmayacaktı. Bizim partimizdeki yöneticiler, milletvekillerimiz genel başkandan herhangi bir konuda fikir beyanı için izin almak zorunda değiller.

Biz yeni bir zihniyet inşa ediyoruz. Dün bıktığımız, kendime hakaret gördüğümüz hiçbir işi yapmıyoruz. Bizim 4 arkadaşımız mazeretsiz olarak gruba katılmıyor, onların dışında hepsi katılıyor. Ben arkadaşlarımın tümünü aradım. Çünkü malum liste üzerinden kendini incitilmiş hisseden bütün arkadaşlarımla konuştum. O listeden benim bilgim olmuş olsa sorumluluk bana aittir. Arkadaşlarımızın kırgınlığının bana olması gerekir. Genel başkan benim, elbette sorumluluk bana ait ama 2 arkadaşımız o GİK anahtar listesinde yer almayı istememişti zaten. Dolayısıyla o iki arkadaşımızın ben biliyorum. Kendi taleplerinin olmadığını ve o listenin içinde var. Ben bu kadar geri zekâlı mıyım bu arkadaşları çizin diyeyim.

2023’te iddiaya varım Sayın Erdoğan seçilemez. Sayın Erdoğan, damadıyla birlikte bu işi yürütmeye iddiasına devam ettikçe ekonominin düzelmesi mümkün değil. Bugün hadi dendiğinde seçim yapamazlar, yapmazlar. Ha lazım mıdır, lazımdır. Bu ekonomide Türkiye’nin bütün sorunları daha da derinleşecektir.

Bu ekonomide Türkiye’nin bütün sorunları da derinleşecek. 20 Ocak 2020’de başladım gezmeye, pandemi yoktu. Son derece vahimdi, pandemiyle çifte kavrulmuş oldu.Şimdi bizim ürettiğimiz buğday pahalı dendi. Rusya’dan ucuza buğday alacağız diyerek para geldi. Dünyada sıfır faizli para var. Para geldi oraya gitti betona gitti, hizmet sektörüne gitti. Üretemediğiniz zaman istihdam daraldı. Pandemiyle ne oldu? Pandemiyle birden ayıldık.

Ben 24 Haziran seçimlerinde sürekli tarım konuştum. Çok eleştiri aldım. Demek ki ülkenin kendine yetmesi ne kadar çok önemliymiş.Türkiye’nin kaynağı var. İsrafı önleyeceksiniz, yolsuzluğu önleyeceksiniz,  doğru yerlere yatırım yapacaksınız. Eğitimde kendi yok binaları harika. Sonuç itibariyle mezun olan mühendis, başka yerde iş buluyor. Sınırlarımızda 7 trilyon dolarlık bir alan var. Suriyesi vs. Biz her yere mal satıyorduk. Herkesle papaz olundu. Böyle bir dış politika olabilir mi? Deniliyor ki, siz nasıl para bulacaksınız? Para bulmak kolay. Güveni koyduğunuzda para bulunur ama yatırım esas.

HDP

Şimdi bana bir televizyon programında ‘HDP’yi nerede konumlandırıyorsunuz?’ diye bir soru soruldu. Ben de PKK’nın yanında konumlandırıyorum dedim. Bu kadar net bir bakış açısı üzerinden. Şimdi ise Ayhan Bilgen ile Altan Tan’ın beyanları tartışılıyor. Ben bunları çok önemli buluyorum. Şimdi bunlar bize değil, HDP yöneticilerine sorulmalıydı. ‘Siz kimsiniz? Neredesiniz?’ sorusunun cevabını verecek olan HDP’nin yöneticileriydi. Dolayısıyla ama biz muhatap olduk bu tür sorularla. Ben bir cevap verdim. Ama buradan şimdi iktidarın inanılmaz bir şeytanlaştırıcı dili var.

Bizim dolaylı, direk, indirek ittifakımız HDP ile olmadı, herhangi bir görüşmemiz olmadı. Sayın Erdoğan ‘yerli ve milli’ dedi. PKK’lı Meral Akşener’e kadar gitti iş. 28 Şubat’ın Meral Akşener’ine ‘kafir’ dendi. Bugün AKP seçmenlerinden kulağıma eğilerek ‘seni koruyamadık hakkını helal et’ diyenler var.Kobani olayları diye bildiğimiz hadise bir suçtur. 40’ın üzerinde insan öldü. 200 küsür insan yaralandı ve olaylar oldu. 7 Ekim’de Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak Gaziantep’e gitti Suriyeli göçmenlere hitap etti. O konuşmada, ‘Kobani için düştü düşüyor’ dedi. Ondan sonra olaylar oldu savcılar devreye girdi. Aşağı yukarı hemen gözaltılar oldu. Bir yıl sonra tekrar bazı gözaltı ve tutuklanmalar oldu.

Tam 29 Ekim 2014’te peşmerge Sayın Erdoğan’ın beyanına göre,  kendisi talep edip o yolu açmış; peşmerge kıyafetiyle ABD bayrağıyla davulla zurnayla 3 gün boyunca Türkiye’den geçtiler. Lahmacun paraları da o zaman basında yer aldı valiler ödedi. Arkasından Dolmabahçe mutabakatı oluştu. Onun üçü PKK’nın son kongresindeki kararlarından oluşuyor. Sonra ne oldu, ne bitti bilmiyoruz. Sayın Erdoğan çözüm sürecini bitirdi. 28 Şubat 2015’ten 7 Haziran 2015 seçimine kadar olan süre içinde bunların tamamına ilişkin karşınızda oturan Meral Akşener, net bir şekilde görüşlerini dile getirdi. Bunun karşılığında ne oldu biliyor musunuz? Sonrasında Erzincan’da yaptığım konuşma nedeniyle bir televizyon kanalında 59 yaşında kocamı aldattım iftirası ile karşılaştım. Onun için bunu unutmuyorum.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here