Algıda seçicilik

1

Siz dünyadaki tüm bilgileri bir saate sığdırın. Onu karşınızdakine anlatın, kavratmaya çalışın. Ama o algılayabildiği kadarını alır. Geri kalanını alamaz.

Var sayın ki doktorsunuz; en iyi vitaminli hapları hastanıza verdiniz. O avuç avuç aldı, afiyetle içti.

Lakin vücudunun ne kadara ihtiyacı varsa, o kadarını alır. Geri kalanı üre olarak dışarı atılır.

İşte insan bilim ve eğit bilimle uğraşanlar buna algıda seçicilik diyormuş.

Galiba benim de en büyük hendikapım bu.

Karşımdaki kitleyi hesaba katmadan yazılarımı yazıyorum.

Onların algıları, onların ilgi ve alakaları ve benim farklı yerde. Az kelimeyle çok şey anlatayım, derken onların gerçekliğine ters düşüyorum.

Mesela, toplumun çok hassas sinir uçları var.

Bunlar; din, ideoloji, kadın, cinsellik, Miliyetçilik, Vatanseverlik, Vatan millet Sakarya bayrak marş falan filen. Onun için bazen hatalara düşüyorum. Çok derin düşünüp yazmıyorum. Doğal yazıyorum.

Kendi uslup ve tarzımı bozmuyorum. Politik ve siyasi kaygı taşımıyorum. Çünkü politikacı, siyasetçi değilim. Dengeleri filan da takmıyorum.

Mesela geçen gün, benim Kürd Mahellesi’ninin pusuda bekleyen –sahte, maganda ve biçimsel Milliyetçilerim- hop oturdu hop kalktı. Resmen bu mahallede;

‘’Taşaları bağladılar, köpekleri üstüme saldılar.’’

Oysa hatanın sebebi ‘’Bazı’’ veya ‘’Egemen’’ gibi ekle gidermek mümkünken ben onları yazmadım.

Tırnaklayarak; ‘’Milliyetçilik; alçakların sığınma limanıdır.’’ diye yazdım. Altına da; ‘’Ezen ve azilen sonuç itibariyle aynılaşır’’ dedim.

…Ve fırtına koptu. Düşünce ve hatama değil, kişiliğim yerle yeksan edildi.

Peki şunu deneyeceğim;

Aynı şeyi Türk Mahallesi, dedikleri Ocak Medya’da yazsam ve savunsam acaba ne gibi tepkiler gelir?

Bu benim için önemli.

Kürd Mahallesinde bazılarının tavırını gördüm.

Şimdi de aynı şeyi Türk Mahallesi’nde söylüyorum.

Zaten ben onun için; hiçbir yerli gibi TARABÊTARA’’lıyım dedim. Bazıları bunu galiba anlamamış. Yani Türkçesiyle MAHALLESİZLERİN MAHALLESİ, demek.

Ben bu Ocak Medya’ya sevgili dostum Hasan Mesut Önder tavsiyesiyle geldim.

Sayın Sinan Eskicioğlu’nun burada (Almanya-Köln’de) olmasından dolayı görüştüm.

İlk etapta kanım ısındı. Onu samimi ve dost bir insan gördüm.

Yazılarımı yazmaya başladım.

Ve gayet güzel bir ilişkimiz var.

Sevgi ve saygı temelinde gidiyoruz.

Ve açık söylüyorum; benim için Hasan beyin referans ve kefaleti. Sinan Beyin samimiyeti bana yetiyor.

Ve istediği sürece de yazacağım.

İsterse benim Kürd Mahallesinin tümü kazan kaldırsın, beni Kürdlükten atsın. Umrumda değil. Çünkü son 20 yıldan bu yana; beni adım ve sanımla kabul eden, davet eden, yer veren bu insanlar.

Benim Kürdler şimdiye kadar nerdeydi?

Hele de ‘’Kürd General’in çirkin teklifi’’ beni hala geriyor.

‘’Sen yap, idare et ama başka adla.

Para ve imkanda sınırsızlık…’’

Ona bir tek şey söylemiştim: ‘’Benim adım Şükrü Gülmüş!.. Fiyatım yok.’’

Derler ya, açtırma kutuyu söyletme kötüyü.

Ama MA’ya dert olsun. Lütfen Sinan Bey benim ne kadar para aldığımı sakın söylemeyin?

Bırakın da o dertle debelenip dursunlar.

Çünkü onlar buna alışkın.

Sanıyorlar ki para her kapıyı açar.

Benim için para; ‘’Kötü bir efendi, iyi bir hizmetkârdır.’’  Olsa iyi ve inanın para harcamasını, eğlenmesini gayet raconuna uygun yerine getirebiliyorum. Çünkü ben çok yukarılarda ve çok aşağıda da yaşadım.

Ben rahatım; bu dünya denen tiyatro sahnesinde kendimi oynuyorum.

Kimseyi taklit etmiyorum.

Kimse ne beni taklit etsin, ne hasudluk etmesin. Şu hayatta hep kendim oldum.

Dün, bugün ve yarın.

Hatta benim için; Dün, bugün ve Yarın şu AN’dır.

Anınımı anı anına yaşıyorum.

Ömrümün en güzel bağbozumu.

Üzümün kızı ve dumanla sermest olmak istiyorum.

Sağlıkla kalın.

Sevgiyle sarhoş olun.

01 Ağustos 2020

1 YORUM

  1. Şükrü bey! Herkes yazar olamadığı gibi herkesde okuyucu olamaz.
    Okuyucu olmayanlar, varsın saldırsınlar. Elmali ağacı taşlarlar…
    Birileri tarafından uyutulmuş insanlar uykudan uyanmazlar, onları uyandıranlri’de sevmazler.

    Zaten gözleride bir noktadan ötesini göremez.

    Ocak medya’yi ve yazarlarıni çok seviyoruz.
    Sizin kızmanız dahi biz güldüriyor. Bu özelik herkese nasip olmaz.

    Burda bir komediyen var 3 yıl önce yeni dünyaya gelen oğlu ağır bir kalp amaliyeti geçirdi.
    Oğlunun tedavi döneminde izinliydi. Döndükten sonra çocuğunun ameliyetini anlatti, anlatırken ağliyordu.
    Anlatması bitince gene ağlayarak seyircilere şöyle dedi ” size söz veriyorym birdaha ağlamiyacam” o zaman sütüdüyodaki seyirciler ve ekran başındak izleyiciler kahkahalarla geldik.
    İnsanları ağlatırken dahi güldüre bilmeyi benim diyen komediyen kolay, kolay becemezler.
    Sizdede olan bu özelik
    herkese nasip olmaz.

    Sağlıcakla kalın.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here