Ali Babacan “partiyi” kuruyor. Peki, ne diyor?

16

Ali Babacan, Karar Gazetesine konuştu.

Açıklamalarının benim açımdan kritik olan başlıkları şöyle:

  • İnsan hakları, çoğulcu demokrasi, hukukun üstünlüğü gibi değerler, bizim için dönemsel siyasi tercihlerimiz değil, “ahlaki ve toplumsal hayat ideallerimiz”,
  • AKP’nin başarısızlığı, “ilkelerden ve değerlerden”, uygulamada uzaklaşılmış olması,
  • AKP ile “aklen ve kalben” bir ayrışma yaşadım, şahsi meselem yok,
  • AKP, düzeltilemeyecek kadar “bozulmuş”, içine girerek düzeltme şansım yok,
  • Kuracağımız parti, AKP ilkelerini esas alan yeni bir AKP olmayacak, o günün Türkiye’si ile bugünün Türkiye’si tamamen farklı, parti bugünün Türkiye’si için kurulacak,
  • AKP kurulurken, muhafazakar kitleye yapılan haksızlıklar esas alındı. Bugün Türkiye’nin neredeyse tamamına yapılan haksızlıklar var. Bu nedenle kuracağımız parti bütün toplumu kucaklamak zorunda, herkesin sorunuyla ilgilenmeli,
  • Türkiye’nin başarılar elde ettiği dönemde, bürokraside olan ve rol alan arkadaşlar, “bizimle”, profesyonel hazırlıkları sürdürüyorlar,
  • Adalet, özgürlük ve ekonomi herkesi ilgilendiriyor. Ekonomiyi kolay hallederiz, ama adaletsizlik ve özgürlüklerin kaldırılmış olması çok yakıcı bir sorun,
  • Devlet tek şeyden sorumludur. Adalet. Hazreti Ali’nin dediği gibi, “devletin dini adalettir”,
  • Toplumumuzda birlikte yaşama arzusu çok kuvvetli, farklılıklarıyla beraber yaşamak istiyorlar, biz de tam böyle bakıyoruz topluma, farklılıklarımız şahsi değerlerimiz, memleket hepimizin ortak değeri,
  • Kadromuz, çok sesli ve farklı toplumsal katmanlardan, iyi ve başarılı insanlardan oluşacak, iyi insan “evrensel ve ahlaki normlara” sahip insan demek,
  • Geçmişin bütün parametrelerini çöpe attık, “geleceğin parametreleri” ile ilgileniyoruz,
  • Geleceğin partisini kurmak istiyoruz, bu nedenle gençlerimiz en çok kulak vereceğimiz kitle olacak,
  • Abdullah Gül, bizi destekliyor elbette ve biz de fikirlerini alıyoruz, ancak onun bir prensibi var, cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra “aktif siyasete” girmek istemiyor,
  • Türkiye’nin yakın coğrafyada ve uluslararası camiada “sözü tükeniyor”, kolay işleri “silahla çözmeye” çalışıyoruz, doğru değil,
  • BM Güvenlik Konseyine 192 ülkeden 151’inin oyunu alarak seçilmiş, “saygın Türkiye’den” eser kalmadı,
  • Türkiye’nin yılların deneyimleri ile elde edilmiş; NATO gibi, AB gibi, BM gibi, diğer birçok örgüt gibi, başarıları ve kazanımları yok ediliyor, çok endişeliyiz,
  • Suriyeli göçmenlerle ilgili olarak, bütün taraflarla görüşerek, kapsamlı bir strateji geliştirmeli ve bu meseleyi çözümlemeliyiz,
  • Türkiye dışa açık bir ülke, dışa açık bir ekonomi olmak zorunda. Aksi halde fakirleşir ve demokrasisi geriler,
  • Bulgaristan dahil, eksi faiz ile borç alıyor, bu ülke olarak güvenirliliğinizle ilgili, ancak Türkiye çok yüksek faizler ödüyor, güvensizlik var, hukuk olmazsa yatırım gelmez,
  • Öyle bir sistem kuruldu ki, “mikro koalisyonlar dönemi” geldi, parlamentonun güçlü rol alması gerekiyor,
  • Her kimlik bu ülkenin asli unsurudur, hem özgürlükler genişletilmeli, hem güvenlik artırılmalı, Kürt sorunu bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri,
  • Demokrasilerde meşru çözüm yolu “siyaset”, bu nedenle soyunduk, medya-STK çözmeyecek ülkenin sorunlarını, siyaset çözecek,
  • AKP, kurulu düzene başkaldırıydı, hak ve özgürlük mücadelesi olarak AK Parti ortaya çıktı, ama bugün bu değerleri kısıtlayan olarak karşımızda,

Yukarıdaki ifadelerden “bazıları”, bire bir Ali Babacan’a ait değil, ama “mealen” bu anlamda.

Peki, ne diyor Ali Babacan?

Benim “profesyonel siyaset” adını koyduğum bir parti yapısı oluşturuyor. Yani “herkesin dini-inancı kendine”, herkes şahsi değer ve fikirlerinde tam özgür, ama unutulmamalı memleket hepimizin, amaç memlekete hizmet etmek. Hangi görüşten olursan ol, memleketine hizmet etmek “istiyorsan” ve bu “yeteneklere sahipsen”, gel partide birlikte çalışalım diyor, Ali Babacan. Kişisel düşünceler yerine “ortalama meselelerimize” kilitlenmeliyiz.

Öngördüğü değerler, ekmek su gibi, oksijen gibi ihtiyaç duyduğumuz şeyler. Altına herkesin imza atacağı değerler. 

Benim daha önce Ali Babacan ile ilgili olarak yazdığım yazılarda işaret etmeye çalıştığım, Türkiye toplumunun ihtiyaç duyduğu bir felsefe ortaya koymuş, Ali Babacan. 

Bu aşamada henüz, “net olmayan”, “yuvarlak geçilen” ve “nasılı söylenmemiş” konular da var. Ali Babacan’ın ifadesine göre, ekip çalışıyor ve bu boşluklar yakında netleştirilecek.

Reklam

Benim elbette itirazım var. Arnavut itirazı ile meşhur, malum.

Birincisi: Kürt meselesi artık terörle mücadele kapsamının dışına çoktan taştı. Ortada, “bölgesel bir Kürt meselesi” var. Meseleye topyekün yaklaşma ihtiyacı var. Türkiye bu meseleyi çözmede en avantajlı ülke. Silahla-siyasetin karıştığı bir zaman diliminden geçiyoruz. Bölgesel Kürt meselesi çözülmeden, Türkiye’nin yönü belirlenemez. Ne içeride, ne dışarıda. Ali Babacan bu meseleyi “eski parametrelerle” algılamamalı ve “eski strateji ve konseptlerle” geçiştirmeye kalkmamalı. 

İkincisi: Erdoğan, şimdiki tercihleriyle, “aynı mahallenin çocuğu” değil. Başka kelimelerle de olsa, Ali Babacan da bunu ifade ediyor. Ama bir gerçek var. “Erdoğan ve koalisyonu”, Babacan’ın bahsettiği konularda “çok sert ve tavizsiz”, “demokrasi ve özgürlükler” oldukça uzak bu koalisyona. Peki, nasıl çözülecek bu mesele? “İktidar stratejisi” neye dayanacak?

Fehmi Koru’nun Haber Türk’te ifade ettiği ve esasen yazılarında çoktandır dile getirdiği, “Erdoğan, başka mahallelerle koalisyon kurmasın, kendine yakın, Ali Babacan’ın kuracağı partiler gibi, partilerle Türkiye’nin problemlerini daha kolay çözebilir, Erdoğan bu partilerle koalisyon yapabilir” tezi çerçevesinde mi Erdoğan ikna olacak? Erdoğan mevcut koalisyonunu kolayca terk edecek mi?

Üçüncüsü: Babacan, “değişen Türkiye toplumuna” vurgu yapıyor, iyi. Ancak, “zamanın ruhu bu defa sol mu diyor” başlıklı yazımda işaret etmeye çalıştığım gibi, Türkiye toplumunun dinamiklerinde “sol” diye tanımlayabileceğimiz dinamiklerin giderek çok güçlendiğinin farkında olmalı. Bu konuda yeterli vurgu görmedim, mülakatta. Yeni kitlenin kavranacağı “duruşu” yoktu. Ayrıca “Karar gazetesi” bu zemini değil, AKP’yi hatırlatıyor. Yanlış.

Bu üç konuda ayrıntıya gerek var. Sadece, genel ve “ütülü cümleler” yetmez.

Üstelik “susamam klipini” de dinlemişsiniz.

Ayrıntıları bekliyoruz.

Reklam

16 YORUMLAR

  1. Adelina hanım merhaba! Aslinda,içimden size tatlı kızım demek geliyor.
    MaşAllah,yazıniz 5 yildizlik bir yazı.👍👏

    “Ayrıntıları bekliyoruz.” Benim fikrim,AKP nın içinden çıkanlardan ayrıntılar değil, bahaneler beklenır.

    Karar olsun yazarları ( bir iki istisnalar hariç) tam bir havuz medyası.
    Bir kerece! Onlar, söze şu soruları sorarak başlamalari gerekirdi.-
    1-Siz şimdiye kadar yapılan haksizlik ve hukuksuzluklar karşisinda neden sessiz kaldiniz?
    2-HDP ye yapılanlar sizce doğrumu?
    3-Abdullatif Şener 2007 de bugün geldiğimiz duruma dikkat çekerek Erdoğan getireceğini söylerken siz neden onun o hareketine karşi olumlu ve olumsuz herhangı bir tepkı vermedınız ve sesiz kaldınız?

    Oysaki Babacanda Erdoğanin bakanı’idi
    Karar sankı, eski bir bakan ile değıl yeni siyasete atilacak birisi ile mulakat yapiyormuş gibi, ne yapacaklarını sordular.
    Önce yapmadiklarıni veya yapmadıklarınin sebebıni ve nedenlerini sorarak başlasaidiler, o zaman onlarada sizin gibi gazetici diyebilirdik.

    Insan haklari ve hukuksuzluklari siradan vatandaş olarakta konuşmalari gerekirken onlar susmayi tercih ederek Erdoğan’a meydanı biraktilar.
    Hapislerde suçsuz mahsun insanlar kalp kirizi, isgencelerden ölurken, bunlar Erdoğanin nasıl birisi olduğunu bildikleri halde ne milleti uyardilar nede ona en ufak tepki verip ses çıkarmadılar ve halende öğleler.

    Allah CC yardımcınız olsun.
    Sağlıklıve mutlu kalın.

    • Nurdan hanım merhaba, değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. O kadar haklı şeyler söylüyorsunuz ki, hayır demek mümkün değil. Elbette, bu gün Türkiye, Ortadoğu, Balkanlar, Kuzey Afrika yangın yeri haline geldiyse, bunun tek sorumlusu AKP. Ali Babacan da bu kadroların içindeydi, bu da doğru. Onların da bunun farkında olduğunu düşünüyorum. Erdoğan’a bir kişi bile anti demokratik uygulamalar için direnmedi. Şener de sanırım ihale meseleleri ile ayrıldı partiden. Çerkez damarı. Abdullah Gül’ün evinin bahçesine askeri helikopterle zamanın genelkurmay başkanı indi, Gül’ün cumhurbaşkanı adayı olmaması öyle sağlandı. Unutmayın o günleri. Memleket yangın yeri velhasıl. Bence biraz toleransı hakediyorlar, ama başta Allah’a sonra ahaliye verecekleri bir hesap var. Neden sustunuz? Bizim görevimiz, iyi niyetli yazılarla onları uyandırmak. Kolay gelsin.

      • Adelina hanim, tekra merhaba! Ben Abdullah Güle her zaman hak veriyorum.
        Onun ailesi tehdit altinda ve tehlikede olduğunu herkes biliyor ve bir kelime laf edince Trollerin her tarafta nasil saldirdiklarinada şahit olduk.

        Benim itirazim diğer ikisine, onlar A Gülü yalniz biraktilar.
        Ya Davutoğlunun yaptikları? Zaten Milli Görüş geleneğinden gelenlerin içinde Gül Adam gibi adam. Şimdiye kadar hiç kimseyi tehdi edip meydan okuduğunu duymadik.
        Ona yapilanlara, neden diğer arkadaşari sesız kaldilar?
        Beşir Atalayda çok degerli birisi.
        Ben şahsen tanimam faked kardeşlerim onlar ile komsu idiler.
        Hep derdiler,”Beşir hoca Erdoganla ayni partide olmasaidi kesinlikle ona oy verirdik. Ihalelede A Babacanin kaynina verileceğinide hatirlamakta fayda var.
        Siz böyle güzel yazilar yazin bende sizi mutlu etmeye devem edeyim☺

        Allaha emanet olun.

        • Nurdan hanım merhaba, düşüncelerinize katılıyorum, çok detaya da sahipsiniz, politik konularda. Allah razı olsun. İçinde bulunduğumuz zaman hiç kolay değil. Benim Derin devlet yazımı okumadıysanız okuyun lütfen, tekrar okuyun. Bu meselenin başlangıç noktası burası. Devamını yazıcam Allah nasip ederse. Türkiye’nin tarihi ile Kosovanın tarihi, şablon olarak, o kadar aynı ki. Bana Türkiye’yi okumada çok kolaylık sağlıyor. Umalım bağımsız bir medya kurulur Türkiye’de bizler de sesimizi daha çok insana ulaştırırız. Kolay gelsin.

          • Dün Ekrem İmamoğlu’nu patlatıyordunuz bugün Ali Babacan’ı. Karar verin artık, hangisine yar olacaksınız. Hatta bir ara milli görüş için de kök hücre falan diye yazdınız, seçimlerden önce. Şimdi Saadet partisi merakınız bitti galiba. Ocak medya için gündem belirleniyor ve yazarlar da bu gündeme göre, yazılması istenilene göre, azıcık da kendilerinden birşey katarak yazıyorlar. Muhaliflerin hoşuna gittiği için de okunuyor bu yazılar. Başarılar dilerim. Türkiye’de sistem böyle.

    • Nacizane tespitim şudur ki: Resulullah (s.a.v.) efendimizin vefatından itibaren insanlar Allah’a inanır, güce tapar oldular.
      Şu an güç AKP’nin tekelinden kaymakta.
      İster yeni parti olsun, isterse İmamoğlu kim güçlü olduğunu lanse edebilirse o kazanacak.

  2. “Devletin dini adalettir” Şu söz ösümsense ülkemizin çoğu sorunu ekonomi dahil düzelme yoluna girer ama devletimizdeki işleyiş gerçekten trajikomik;
    ” Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir.
    Temele taş bulmak gecikebilir.
    Devlete baş bulmak gecikebilir.
    Adalet gecikmez tez verilmeli.” bu şiir bir bölge adliye mahkemesinin içinde apartman büyüklüğünde bir mermere nakşedilmişti. Yani o kadar hızlı! yerine getiriliyor adalet talebi ülkemizde:)))
    Heleki bir infaz yasası var ki akıl alır şey değil; rakamlardan emin değilim ama kuvvetle ihtimal öyleydi; 2 yıla kadar cezalarda yatış yok,2,5-4 yıl arası 1 gün; prosedürlerin tamamlanması açısından, daha yüksek cezalarda hakedilen cezanın 2/3 ü cezaevinde geçirilecek, cezaevinde bir süre sonra şartlı tahliye, yargılama sürecinde iyi hal indirimi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hasılı devletimizin gözünde adi suçlular, tecavüzcüler, hırsızlar, yankesiciler, katiller has evlatlar. Mesela hırsızlığın mevcut durumda bir tık ötesi teşvik verilmesi, yani bir hırsız bir çiftçinin bir yıla yakın zamandır yetştirdiği kurbanlık hayvanlarını satamadan çalabilirse bu maharetini devletimiz bir o kadar da teşvik vererek ödüllendirsin, akla ziyan gibi görünse de bu durumun komşuluğundayız.
    Lafı çok uzattım sanırım Adelina hanım, bence Ali Babacanın hayata geniş bir perspektiften bakabilen, genç, dinamik ve samimimi yeni yüzlere ihtiyacı var, kağıt üzerindeki ya da söylemdeki prensipler bireylerin hayatında karşılık bulmadığında anlamlarını yitirirler. Özellikle kürt meselesi hakkındaki tespit ve önerilerinizi okurken, tabii diğer konularda da, yazılarınızda da işaret ettiğiniz her noktada isabetli ve takdir edilesi fikirleriniz vardı var, o ekibin içinde siz gibi insanlar olması lazım bence. Ayrıntıda boğulmadan resmi küçültüp sorunu tesbit edip sonra büyüterek ayrıntıda kaybolmadan ilerlemek gibi birşey, futbolla çok ilgili değilim ama sol ayağını etkili kullanan marjinal bir futbolcuyu çağrıştırıyor zihninizin işleyiş tarzı, keşke vakıf olabilsek. Belkide milliyet farkındandır, ben her millete has sosyal genler olduğuna inanmaktayım. Türk milletinin genelinde istisnalar tabi ki vardır; 3 kuruşa 5 köfte alma davranışı genetiktir,solcu sağcı islamcı komunist farketmez, er yada geç tecelli eder. Mesela Boşnakların aile değerleri için LGBT yürüyüşüne tepki olarak ortaya koydukları yürüyüş, bizde olmadı. Dışarıdan futbolcu, doktor transfer ediyoruz, bence yönetici kadrolarımız için de bu tarz transferler düşünmeli ve yasal düzenlemeleri yapmalıyız.. Y. Zelanda başbakanı gibi, Angela Merkel emekli olduğunda belki Türkiyeye gelmek ister:). Şu anda bir Yunanlı doktor Türkiyedeki müslüman ahaliyi iyi niyetle nasıl tedavi edebiliyorsa, yabancı yöneticilerde pekala daha iyi idare edebilir.

    • Alper bey merhaba, çok değerli katkılarınız için teşekkür ederim. Ali Babacan bizim televizyonu ziyaret etmişti, dışişleri bakanı iken. Çok kibar, karşısındakini incitmemek için çok dikkatli konuşan birisi. Memleketin bu şartlarında siyasete soyunabilmek çok kolay değil. Ne oldu, neden oldu çok geçmez bir bir ortaya çıkar. Her olan şeye rağmen, Ali Babacan’ı değerli buluyorum. Unutulmamalı, bu günün değerlendirmeleri öyle “lale devri parametreleri ” ile kantara çıkarılamaz, yapılamaz. Bizim televizyonun patronu, bizleri çok “özgür” yetiştirdi, Allah razı olsun ondan. O derdi “bu televizyonu siz hata yapın diye kurdum”. Allah rahmet eylesin. Üzerimde hakkı çoktur. Biz ne olduk, kaç kuruş ederiz bilmiyorum, ama memleket çok değerli. Kolay gelsin.

        • Baran bey merhaba, Ali Babacan’ın özellikleri belli. Kadro hareketi bir yapılanma gerçekleştrmeye çalışıyorlar sanırım. Davutoğlu’nun hızlı hareket edebilmesi ve Babacan’ın ağırdan almasının sebeplerinden birisi de bu olabilir. Kişisel özellikler de hesaba alınmalı. Kolay gelsin.

  3. Haldun Abdullah bey merhaba, sizden istirhamım benim bütün yazılarıma bakmanız, ayrıca ocak medya web sitesi çökmeden önce milli gazetenin sürmanşete çıkarttığı “kök hücre” yazıma. Türkiye’de bağımsız gazeteci olmadığını veya çok az olduğunu biliyorum.Dolayısı ile bağımsız gazetecilerin “kişiyi-olayı” tahlil ediş biçimi konusunda farkındalığınız olmayabilir. Bağımsız gazeteci; taraf olmaz, ele aldığı konuyu veya şahsı, onun kendi zemini içerisinde ve zamanın ruhu çerçevesinde değerlendirir, amacı hem olaya ve şahsa katkı vermek, ama dikkat edin onun düşünüş biçimi içinde ona katkı vermek, hem de halk için daha faydalı nasıl olabilir diye katkı vermeye çalışmaktır. benim gazeteci olarak iki ölçüm var; biri demokrasinin-yani halkın yanında durmak, ikincisi umuma faydalı olabilmek. Yorumunuzda beni çok üzen şey ise, beni “şahsiyetsiz bir insan” olarak değerlendirmeniz. Trol değilseniz, bir şeye kızgın olmanıza bağlıyorum. Trolseniz, ekmek parası böyle “haysiyetsiz” vazifelerle kazanılmaz, Allahın huzurunda hesap vermek var. Ayrıca insana yakışmaz. Köpekler biliyorsunuz sadece sahibini korur, yoldan geçenin iyi insan mı, kötü insan mı olduğuna bakmaz, köpektir ve beyni o kadardır. Ben trol olmadığınızı ümit ediyorum, o nedenle yazdım bu cevabı.Bence ne oluyor, bu insan ne anlatmak istiyor acaba diye baksanız, belki karşılıklı birbirimize dertlerimizi anlatabiliriz, bu tarz aşağılayıcı sözler etki de etmiyor, ne halka, ne de gazeteciye. Bizim Arnavutlarda bir söz var, “olacaksan adam ol” diye. Elhamdülillah o yolda ilerlemeye çalışıyorum. Adamın adamı olmak alçaklıktır. Kolay gelsin.

  4. Adeline Hanım,

    Benim kanaatime göre toplumda öyle bir algı oluştu ki sanki Davutoğlu hareketi ölü doğum gibi, stratejik derinlik yazarı stratejik hatalar yapmaya devam ediyor ve özgül ağırlığı yok gibi.

    Babacan hareketi ne yanından bakarsanız bakın olumlu ilerliyor, umut vaat ediyor. Ancak benim gözümde esaslı bir özeleştiri yapmadan sağlam temeller üzerine oturması pek de mümkün görünmüyor. Çünkü şikayet ettiği hususların çoğunda bakanlar kurulu üyesiydi. İçeride neler olup bittiğini bilmemiz taki ki mümkün değil ama tatmin etmeli milleti.

    Mesela Gül’ün konumu daha net olmalı, aktif siyasetten uzak ama olası Cbaşkanlığı adaylığı olur mu?
    Aday olmaması için evinin bahçesine helikopter indiğinde bile konuşayım mı konuşmayayım mı ketumluğundaki bir Abdullah Gül faktörü, faktöriyele dönüşür mü?

    Aynı mahalleye oynamayacağı belli ama nasıl ikna edecek karşı mahalleyi?

    Size bir soru, daha önceki yazılarınızın birinde tanıdığınızı söylemiştiniz hem Davutoğlu hem de Babacan’ı. Sizce yeni bir şansı hak ediyorlar mı?

    • Özgür bey merhaba, Davutoğlu ile saatlerce baş başa konuşun, sıkılmazsınız ve hep istifade edersiniz. Çok da çalışkandır.Uzun soluklu derinlemesine çalışabilecek biri, teşkilatçı. Ancak, ekip saplantısı var ve pratik tecrübesi eksik. unutmayın Davutoğlu ve onun ekibi, çok genç yaşta direksiyona geçti, hayatı hiç tanımadan, hayallerini hemen olabilir diye değerlendirdi. Türkiye’nin selameti ve toplumsal barışı için Davutoğlu konuşmak zorunda. Babacan daha farklı bir kişilik. Ama çok iyi insan, bilgili, çalışkan. Zamanın ruhu Babacan’a ihtiyaç duyuyor. Ama muhakkak “yeni sol-özgürlükçü sol”a açılmak zorunda, bu alan eksik kalabilir diye endişeliyim. Karar gazetesine konuşmak stratejik hata. İmaj AKP diye yerleşir topluma. Zaten bir kesim hala eski kalıplarla siyaseti ve toplumsal ilişkileri tanbzim ediyorlar hala, çabuk bloke ederler Babacan’ı sol tarafta. Bunu asla yapmaması gerek.Genç solcular var onları yanına almalı. Ama livaneli filan olmaz, ölmüş o adamlar. Çok uzadı. İkisi de memlekete lazım. Davutoğlu daha uzun soluklu çalışmalı, hatalarını tek tek ortadan kaldırmalı, ihvan saplantılarından kurtulmalı, fetihci anlayışı terk etmeli. Babacan sola açılmalı. Memleket için faydalı ve belirli ölçüde devlet tecrübesi kazanmış, hataları yaşamış bu insanlar elbette desteklenir. Bir de şu var sol “ufuk ve kadro yönünden “mikro” durumda, şans solda bile olsa, solun desteğe ihtiyacı var bu geçiş döneminde. Kolay gelsin.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here