Allah’ın dinine, sistemine isyan eden şeyhler

0

Öncelikle Bilim ve Sanat Vakfı’na kayyum atanmasını esefle kınadığımı ve kabul edilemez olduğunu belirtmek isterim. 

Toplumsal bir şaşkınlık ve düşüncesizlik halini yaşıyoruz. Bunu toplumu oluşturan her tabakada görmek mümkün. Açıkça söyleyeyim, bu da çok normal aslında. 

Toplumun kültürel ve dini kodlarıyla kısa süre içinde ve dozu da çok ağır olarak oynamalar yapıldı. Toplumu oluşturan insanlar, ne olduğunu anlayamadan hayatın hızlı akışı içinde yeni anlayışlara uymak zorunda kaldılar. Bu baskı da insanları şaşkınlaştırarak düşünceden yoksun şekilde ‘denize düşen yılana sarılır’ kabilinden yanlışlara sarılmalarına sebep oldu. 

Sorun bizim sorunumuz. Sadece dindar/muhafazakar olanların değil; kendini liberal, solcu ve hatta ateist olarak tanımlayanların da sorunu. Çünkü bu toplumda hep birlikte yaşıyoruz. Toplumda beraber yaşama demek, her alanda temasın olması anlamına geliyor. 

Solcu ve hatta ateist bir mühendis, doktor ya da avukat ‘beni ilgilendirmiyor’ diyemez, çünkü onlar isteseler de-istemeseler de diğer kesimle iş yapmak zorundalar. 

PDY/Fetö yapısı devlet kanalıyla toplumun her kesimine yayılmıştı ve toplum kendine ‘dini anlayış’ olarak bir yön tayin etmişti. Sistem anlayışından yoksun, tepeden inme, emir-komuta zinciri ile işleyen, kişisel fikirlere/içtihatlara kesinlikle yer vermeyen, çıkarcı/menfaat temeline dayanan bu sistemin ülkemize açtığı yaraları gördük. 

Bugün dini açıdan yaşadığımız sorunlar ve çıkmazlar da aslında bu yapının eseri. 

Bugün gelinen noktayı yazımın başlığında kısaca özetledim aslında: ‘Allah’ın dinine/sistemine isyan eden şeyhler…’ 

Görüntü olarak Vatikan’ı ya da devasa kiliselerin vaaz  kürsülerini andıran tahtlarda poz veren bu şeyhler, gün geçmiyor ki yeni bir saçmalık sunmasınlar. Cımbızla seçilen, doğru mu-uydurma mı belli olmayan hadislerle insanların zihinlerini bulandırmaya devam ediyorlar. İnsanlarımız da, sebebini yukarıda ifade ettiğim şartlardan dolayı, bu kendini bilmezlere prim yaptırıyorlar. 

Peki suçlular kim? 

Devleti yönetmek kutsaldır. Kutsal olduğu kadar da ağır, sorumluluk gerektiren bir görevdir. Kuran ‘Emir sahipleri’ tabirini kullanır, evet. Emir sahibi olmak demek, toplumun sorumluluğunu omuzlamaktır. 

Emir sahipleri, Hz. Peygamber’in yaptığı/yaşadığı gibi; yemez-yedirir, uyumaz-uyutur, merhamet eder, kul hakkı bilinciyle özel işlerinde kendi özel elektriğini kullanır. 

Toplumda dini açıdan derin yaralar açanları da hakkıyla cezalandırır. 

Bugün bu tür oluşumlar, toplumda derin yaralar açmaktadırlar. 

Açıklayayım: 

Bu tür yapılarda esas olan, temel olan düşünce şudur: ‘Bizim şeyhimiz/ efendimiz özel seçilmiştir. Ona bütün bilgiler, ilimler haber yoluya kendisine verilir’. 

Mistik dünyanın işleyişi açısından bunu kabul ettik diyelim. Bu tür mistik görevlendirmeler bireyseldir, yani ferdidir. Böyle görevlendirmeleri olan özel seçilmiş kişiler, katiyyen bu görevlerini ifşa etmezler ve duyurmazlar. Velev ki, birisi anladı-hissetti; bu kişiler hemen bu fikrinden dönmesi için tam tersi davranışlar yaparlar. İşin kuralı budur. Ve tekrarlayayım: Bu özel görevlendirmeler bireyseldir. Yani sadece kişiyi bağlar. 

Bugün ise bu kişiler toplum önüne çıkarak, kendilerini ‘seyyit, peygamber soyundan olarak’ lanse etmekteler. Gerçekten öyle olanlar bunu söylemezler…

Bugün bu kişiler geniş zenginlikle lüks içinde yaşamaktalar. Gerçekten görevi olan kişiler zenginlik içinde yaşamayı bırakın, nefs terbiyesi için kanaat ederek yaşarlar.

Neden isyan ediyorlar diyorum? 

Açıklayayım: 

Böyle mistik görevleri olan kişiler bireysel çalışırlar. İslam’da toplumsal çalışma, yani toplumu ilgilendiren konuların işleyişi ‘HUKUK’ ile gerçekleşir. Hukuk, yani görevler ve haklar. 

İslam, kişiye ve topluma bu HUKUK SİSTEMİ’ni kurma görevini vermiştir. Özel görevi olan mistik kişiler ‘GİZLİ’ olarak kendi başlarına çalışırlar. Örnek mi istiyorsunuz, vereyim: Hz. Hızır. 

Hızır’ı bilen var mı? Yok 

Gören var mı? Ayetlere göre Hz. Musa. O da zaten tam anlayamamıştır. 

İşte İslam’ın hukuk sistemine karşı durdukları için, bu şeyhler isyan içindedirler. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikPersler-Farslar ve Yahudiler. “Can düşmanı” sadece bir algı mı? (2)
Sonraki İçerikHizbullah destekli hükümet kuruldu..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here