Allahu Ekber eşliğinde yurt yıkmak

2

Yer, İstanbul’da bir öğrenci yurdu. Kağıthane Belediyesi yurt hakkında yıkım kararı vermiş. Dışarıda belediyenin zabıta ekipleri ile polisler var, içeride ise öğrenciler. 

Yurdun kapıları kapatılmış. Belediye ekipleri balyozla vurarak kapıyı kırmaya çalışıyor. İçeride öğrenciler, “Allahu Ekber” diyerek tekbir getiriyorlar. “Zulmetmeyin” bağırışları arasında yurdun kapısı kırılıp içeri giriliyor. 

Yıkım zamanı gece.. Gerginlik artınca da polis, biber gazı kullandı. 

Sonunda güç galip geldi ve 5 katlı yurt binası yıkıldı.

Kağıthane Belediyesi ise “Yapının olası bir depreme karşı dayanıksız olduğu 2018 yılından beri gönderilen tebligatlarla ilgili kişilere bildirilmiştir. Olası bir depremde can kayıplarının önlenmesi için söz konusu yapının yıkılması kanuni olarak mecbur hale gelmiştir. Arazinin mülkiyet sahibi hazinedir. Dolayısı ile 3. kişilerin herhangi bir kaybı söz konusu değildir” şeklinde açıklama yaptı.

Kağıthane Sadabad Eğitim ve Kültür Hizmet Derneği Başkanı Erdal Köseoğlu da “30 yılı aşkın bir zamandır hizmette bulunan derneğimize ait yurt binası, Kağıthane Belediyesi tarafından hiç bir bildirimde bulunmaksızın yıkım emri vakisi ile karşı karşıya bırakılmıştır. Buna gerekçe olarak binanın eski ve yıpranmışlığı ifade edilmektedir. Belediye tarafından tanınan sertifikalı kuruluşlar tarafından verilen raporlara göre binamız sağlamdır. 59 öğrenci ve personelimizin alelacele tahliyesi ve binanın yıkılması tamamen hukuk tanımazlıktır” ifadelerini kullandı.

Açıklamalara bakınca Nasrettin Hoca’nın dediği gibi “herkes haklı.”

Elbette ortada kanuna aykırı bir durum varsa gerekli işlemler yapılmalıdır, ancak yöntem böyle mi olmalıdır?

Reklam

Gece karanlığında balyoz ve tekbir seslerinin birbirine karıştığı bir yurt yıkılması nerede görülmüştür?

Belediye, 2018 yılından beri tebligat gönderdiğini söylediğine göre biraz daha beklemek yerine, bir gece, ekiplerle, öğrenciler içerideyken yıkma girişiminin kime ne faydası vardır?

Bir yıldır beklendiğine göre yazılı değil de belediye ekipleri boşaltma tebligatı yapıp sonra bu işlem yapılamaz mıydı?

Sürekli mağdur çıkarma hastalığından ne zaman vazgeçilecektir?

Ortaya çıkan bu manzara karşısında belediyenin açıklaması havada kalmayacak mıdır? 

Orada yıkılan inanın beton bir bina değildir. İnsanların gönül dünyası yıkılıyor, aidiyet bağları koparılıyor. Zorla yapılan bir işten istenilen netice alınamaz. Konuşarak çözülmeyecek hiçbir sorun olduğunu düşünmüyorum. Bugün yaşadığımız sıkıntıların temelinde iletişim kopukluğu yer almaktadır. 

Herkes, evinin kapısını bir başkasına kapatmış kendi dünyasında hayat sürmektedir. “Empati kurma, hak ve hakkaniyetli düşünme” diye kimselerin derdi kalmamıştır. Hukukun üstünlüğünden üstünlerin hukukuna çok acımasız geçişler yaşanmaktadır.

Kaş yaparken göz çıkarmanın zararını toplum olarak hepimiz çekiyoruz. Daha dikkatli, daha özenli yapılacak işler, hepimizin faydasınadır. 

Reklam

“Ben yaptım, oldu” mantığıyla ne yönetimler iflah olur ne de toplumlar huzur bulur. Yaşadıklarımızdan niçin hiç ibret almayız?

Toplumu bütünleştirecek işler yapmak yerine bu tür ayrıştırıcı girişimlerden nasıl bir fayda beklendiğini gerçekten merak ediyorum.

Albert Einstein, deliliği, “Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir” olarak tanımlamıyor mu?

Son sorum şudur:

Altımızdaki halı çekilmektedir; farkında mıyız?

2 YORUMLAR

  1. “Altımızdaki halı çekilmektedir; farkında mıyız?”
    Gözü dönmüş bir ihtidar ve onun fedaileri, bu “DÜNYAYA” kazık dikmişler! Menfaatlarına ters düşen hıçbirşeyin farkına varmazlar. Varanlari de zindanlara tıkarak sustururlar.
    Sayın yazar!Elinize sağlık.

    • Binanin sağlamlığına dair yildiz teknik universitesinin raporu var. Avukatlar, binayı bosalttiniz, olası depremde can kaybı riski kalmamış oldu, hukuki durum netleşene kadar bekleyin dedi, kabul etmediler. Bir avukat, gündüzü bekleyemiyor musunuz diye soruyor. Yetkili :”Evet bekleyelim de yürütmeyi durdurma kararı getirin, yok öyle!! ” diyor. Işi hukuka/şansa bırakmak istemiyorlar. Yurt sorumlusu öğrencileri bağırarak susturuyor ve sesi titreyerek yıkım ekibine yalvarıyor, üç – dört saat verin, yurttaki eşyamızı bosaltalim diyor. Yetkili size 30 saniye diyor. Öğrenciler bavullarıni alıp apar topar çıkıyor. Sonra da toma gereği yokken öğrencilerin bavullarınin olduğu yere su sıkıyor. Yurt yıkılırken icerideki halılar, dolaplar, klimalar, masalar, tüm eşya molozlarla beraber dökülüyor. Videolara bir bakın.
      Öğrenciler ve hocalar Kurani Kerim’leri ya boz alalım veya siz gidin yukaridan alıp gelin molozlarin altinda kalmasın diyor. Imam hatip mezunu belediye başkanının ekibinin umurunda değil. Kurani kerimler de diger esyayla beraber, tuvalet taşları vs nin arasında molozlarin arasında permeperisan.
      İsmet Paşa döneminden bahs etmiyoruz.
      Imam hatib mezunu bir belediye başkanının yönetimindeki belediyenin yıkım hikayesi bu…
      Inanmayan youtubedeki videolara baksın.
      Almanya’da bir kuran kursu böyle yıkılsaydi, dünya ayağa kalkardı. Alman politikacılar başta protesto ederdi.

      Alttaki halı tabiri çok önemli.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here