Ramazan’ın ikinci haftası içerisindeyiz.
Oruçla nefislerin köreldiği, insanın kendisini tefekküre düşünmeye verdiği bir zaman aralığı.
Dini yayınları, kitapları okuyanlar daha yoğun olarak dini konuları düşünürlerken; dini eserlerden ve yayınlardan biraz daha uzak olanlar için kendileri, hayatlarını, dünyada ne için yaşadıklarını sorgularlar.
Her durumda da, insanın ruhsal yönünün ağır bastığı ve kendiyle yüzleştiği günler.
Almanya’da Pfingsten resmi tatili vardı. Uzun haftasonu tatili sebebiyle pazartesi sendromu ve iş stresi yerine, sakin ve sessiz şekilde girildi yeni haftaya.
Türkiye ve İslam ülkeleri çok daha hareketliydi.
Oralarda gün Almanya’da olduğu kadar uzun olmadığından mıdır, oruç oraları daha mı az etkiliyordur bilemiyorum ama, Ramazan için bir hayli hızlıydı haftanın başlaması.
Katar
Yedi müslüman ülke (Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Bahreyn, Libya, Maldivler, Yemen) Katar’ın teröre destek verdiğini ileri sürerek bu ülkeyle bütün ilişkilerini askıya aldılar. Hatta hava ve deniz sahaları da kapatıldı.
Suudi yönetimi ve yandaşları Katar’a karşı birleştiler. Sebep de terör.
Suudi yönetiminin el-Kaide ve Işid ile ilgili ne kadar bonkör olduğu herkesin malumu iken.
Diğer bir sebep de; İran ile yakınlık.
İran ile yakınlığı da, Suudi yönetimini rahatsız etmiş olsa gerek.
Bütün bu gelişmeler Ramazan ayında gerçekleşmekte.
Size de ilginç gelmiyor mu?
Sabır, bereket, tefekkür, kardeşlik ayı Ramazan.
Ve bu ayda müslüman ülkelerin takındıkları tavırlar.
Acaba Ramazan ve oruç deyince, biz başka şey onlar başka şey mi anlıyorlar diye de aklıma geliyor.
Türkiye de bir karar vermek zorunda. Ya İran ve Katar, yada Suudi yönetimi ve yandaşları.
Akıllıca bir politika uygulanması gerekiyor.
Türkiye
İncirlik- Vatandaşlıktan çıkarma- Fetö operasyonları
Almanya Dış İşleri Bakanı Sigmar Gabriel Ankara’daydı.
Konu İncirlik. Doğal olarak buna ilaveten Almanya’daki PKK, sığınmacı gazeteciler, Fetö üyesi askerlerin sığınmaları ve Türkiye’de tutuklu bulunan gazeteci Deniz Yücel.
Garip ama sessiz, gürültüsüz geçen bir ziyaret.
Referandum seçimleri öncesi durum aklıma geldi.
Almanya’da toplantılar iptal ediliyor diye bağrışan-çağrışan siyasetçiler, ‘siz kim oluyorsunuz da bize izin vermiyorsunuz’ edasıyla yapılan konuşmalar.
Tebrikler. Dize getirme mi denir buna.
Kısasa kısas ve Almanya’nın tutumuna karşılık cezalandırma.
Alman basınında artık eskisi gibi olumlu şeyler yazılmaz oldu. Türkiye’nin takındığı tavır, sınıfta kavga çıkaran yaramaz öğrenci gibi davranması, demokrasi ve insan hakları söylemi ile beraber gazetecilere ve siyasetçilere yapılan baskılar.
Benim de aklıma işte tam burada Hz. Peygamber geldi.
Neden mi?
Sanırım dini söylemin ve dini hayatın fazlasıyla ön plana çıkarılması gayreti ve ülkede sürekli canlı tutulmak istenen dini ve milli değerler olsa gerek.
Aklıma gelen çok temel bir soru:
Hz. Peygamber devlet başkanı vasfını elinde bulundurduğu zamanlarda, amacı İslam devletinin güç ve iktidar sahibi olması ve bölgesinde etkin bir devlet olması mıydı?
Yoksa devlet başkanı iken bile İslam’ı örnek olarak, hal ile tebliğ ederek gösterme ve çevre yerleşimlerden O’na destek olan ve yanında olmak isteyenlerle beraber hareket ederek, örnek bir yönetim sergilemek mi?
Tayyip Erdoğan’ın ‘inşallah bunları vatandaşlıktan da çıkaracağız’ sözünün üzerinden daha on gün geçmeden İçişleri Bakanlığı 130 kişinin üç ay içinde vatandaşlıktan çıkarılacağını duyurdu.
Hayırlı uğurlu olsun.
Olsun da, Fetö yapılanmasındaki önemli isimler ve hatta örgüt lideri olarak F.G. de bu isimler arasında. Vatandaşlıktan çıkarmaya kadar olan üç ay sürede onların ülkeye dönmesi bekleniyor sanırım. Yok eğer dönmezlerse ne olacak peki?
Suçlu olan örgüt lideri vatandaşlıktan çıkarılırsa nasıl mahkeme önüne getirilecek?
Nasıl yargılanacak?
Nasıl cezası verilecek?
250 insanın ölümüne sebep olan, masum binlerce insanın hapishanelerde mağdur olmasına sebep olan bu kişiyi yargılamaya niyetiniz yok mu sizin?
F.G.’nin ivedilikle ülkeye getirilip, yargılanması ve cezasının verilmesi gerekiyor.
Bu karar beni ziyadesiyle rahatsız etti.
Ülkeye gelmeyecek birçok insan, dahası F.G.
Peki neden?
Süreç oldu bitti, şimdi de temizlik zaten yapılıyor.
Esas suçluyu neden göz ardı ediyor bu yetkililer?
Gene tutuklamalar ve gözaltına almalar.
Jandarma Komutanlığında Ankara ili ve çevresi kapsamında yine tutuklamalar vardı.
35 kişi gözaltına alındı. Sadece Ankara değil, yirmi ilde operasyonlar devam ediyor.
Ramazan ayında hem dinin güzel özelliklerini anlatıp, hem de sürekli devam eden bir temizlik çalışması yapmak, bana çok ilginç geliyor.
Buna ilaveten, insanların başına bu sorunu açan F.G.’yi de vatandaşlıktan çıkarma gibi garip bir çalışma.
Samimiyet sorunu var bu işte.
Hala bitmedi fetö örgütü üyeleri.
Hala bitmediyse, tutuklu olan ve mağdur edilenler neden içerideler?
En son olarak da Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter de gözaltına alındı. Kardiyoloji Anabilim Dalı doçenti. Eylül 2016 yılında KHK ile üniversiteden ve meslekten ihraç edilmiş kendisi.
Onun gibi kim bilir kaç doktor şu an cezaevinde.
Suçları belli mi? Hayır.
Mahkeme tarihleri belli mi? Hayır.
Neden içerideler?
Aklanıncaya kadar dursunlar diye.
Ramazan ayında onların aileleri, çocukları ne durumda peki?
Bu, kimi ilgilendiriyor ki?
Neden şimdi Bülent Arınç’ın damadı tutuklandı?
Toplumun nabzı ölçülüyor şu an.
Tepki olmayınca daha da ileri gidilecek.
Siyasilerden de kişiler eklenecek belki bu kervana.
Zaten ortada bir haksızlık var. Bir de Ramazan’da yapılan tutuklamalar.
Allah, müslümanlara izan versin.
Sevgi ve bilgiyle kalın….











