Altındağ’da yaşananlar yaratılmak istenen kaos planlarının bir parçasıdır..

0

HDP Sözcüsü Ebru Günay, düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. “İktidarın yılmaz savunucusu ve muhalif basını bastırmanın adresine dönüşmüş olan RTÜK de hızlıca rolünü oynamaya başladı ve yangın haberlerini veren, alandan canlı yayın yapan kanallara büyük cezalar kesti.” diyen Günay, şunları söyledi:

“Ben buradan RTÜK üyelerine sesleniyorum: Sizin göreviniz hakikati ve gerçeği karartmak değil. Onun için zaten İletişim Başkanlığı büyük bir çaba harcıyor. Sizin göreviniz basın ve medyanın objektif olmasını sağlamak ve halkın haber alma hakkını korumaktır. İktidarın suçlarına ortak olmayın!

Tahribat bu kadar büyükken ilk görevimiz yaşanan zararlarının karşılanması ve doğanın yeniden canlandırılma çalışmalarına bir an önce başlamak olmalıdır. Her baktığı yerde TOKİ görenlere karşı doğa ile uyumlu bir planlamanın gerçekleştirilmesi en acil ihtiyaçtır. Ayrıca o yanan alanların ranta açılıp açılmayacağını da takip edeceğimizi ve buna izin vermeyeceğimizi şimdiden duyuruyoruz.

Bakın bu ırkçılık gittikçe tehlikeli bir hal alıyor. Günlerdir fitili ateşlenen yabancı düşmanlığı, Ankara’nın Altındağ ilçesinde can aldı. Emirhan Yalçın isimli yurttaş tam da bu fitne ateşinin kurbanı oldu. Dünden beri bazı çevrelerin kışkırtmasıyla bu cinayet ve ölüm üzerinden yabancı düşmanlığı körükleniyor, insanların evleri ve araçları ateşe veriliyor. İnsan yaşamına kast ediliyor. Altındağ’da ne yaşanıyor, yaşanan cinayetin asıl sebebi nedir, bu fitne ateşini kim körüklüyor, yabancı düşmanlığı yaratan çevreler yarattıkları tablodan memnun mudur? Bu sorulara yanıt bekliyoruz. Altındağ’da yaşananlar yaratılmak istenen kaos planlarının bir parçasıdır ve yurttaşlarımızı bu planın bir parçası olmamaya, sağduyulu ve aklı selim davranmaya çağırıyoruz. Bütün demokrasi güçlerini de olası bir çatışmanın önüne geçmeye, başta mülteciler olmak üzere yabancı düşmanlığı ile etkili mücadele etmeye davet ediyoruz.

İktidarın ne yapmak istediği ortada. Bütün bu olup bitenin iktidarın bilinçli politikaları sonucu olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama muhalefet bu toplumsal felaketlere de doğal felaketlere de, yönetim felaketine de seyirci kalamaz. Türkiye yangın yeriyken hiçbir şey olmamış gibi davranamaz. Muhalefet partilerini acilen harekete geçmeye ve ortak bir tutum belirlemeye çağırıyoruz. Meclis bu dönem çalışmayacaksa yaşanan bütün bu yangınlara çözüm olmayacaksa ne zaman çalışacak? Muhalefet partileri acilen Meclis’i toplantıya çağırmalıdır. Biz bu konuda üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. HDP tüm farklılıkların ve kimliklerin eşit bir şekilde birlikte yaşamasının adıdır. Mücadelemiz bu ülkede ortak yaşamı kurmak içindir. Barış içinde ortak bir yaşam kuruncaya kadar da mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Mahpuslara yönelik fiziki saldırılar, tehdit, darp, çıplak arama, baskınlar, hücre aramaları yoluyla işkence ve kötü muameleler, sağlık ve tedavi hakkı alanındaki ihlaller, keyfi yasak ve uygulamalar artarak devam ediyor. Adalet Bakanlığı’nın haberi var mı? Soruyoruz. Neredeyse 20 ve hatta 30 yıldır cezaevinde bulunan birçok siyasi tutsağın cezası bittiği halde hapishanedeki savcıların raporu ile infazları yakılmaktadır. Hukuksuzluğun ve zulmün böylesini görmedi insanlık. İnfazı bitmiş insanları cezaevlerinde neden tutuyorsunuz? Bu keyfiliği, bu zalimliği hangi hukuka göre yapıyorsunuz?

Adli Tıp Kurumu (ATK) bugün bir yandan 70’li, 80’li yaşlardaki ağır hasta tutsakları ölüme mahkum ederken, bir yandan da düzenledikleri sahte raporlarla mafya koruyuculuğu yapmaktadır. Aynı Adli Tıp Kurumu yaşamını yitirmiş AKP’li Burhan Kuzu’nun mafya-çete ilişkilerinde kullandığı ve sahte raporların havada uçuştuğu kurumdur. AKP’lilerin mafya ve çetelerle ilişkilerinde aparat olarak kullandığı Adli Tıp Kurumu, söz konusu hasta tutsaklar, Kürtler olunca ölüm fermanı uygulayan cellada dönüşmektedir.

Artık tek bir devlet kurumu yok ki AKP’li yetkililer tarafından mafya-siyaset-devlet üçgeninde kullanılmasın. Emniyet baştan aşağı operasyon hiziplerinin merkezi, Adli Tıp mafya ve çetelere rapor hazırlayan kurum, Cumhurbaşkanlığı ise torpil, ihale ve kayırmacılık merkezlerine dönüşmüştür. Bu gidişatın da er ya da geç değişeceğini biliyoruz bu konuda halkımızın değişim isteğine ve partimizin mücadelesine güveniyoruz.

Partimize yönelik kapatma davasına, Kobanî kumpas yargılamasına, bölgede yürütülen işgal politikalarına, kadın mücadelesine ve kazanımlarına yönelik saldırılara, tecride, savaş politikalarına, yoksulluk, hak gasplarına ve son dönemlerde giderek artan ırkçılık ve faşizme karşı başlattığımız mücadele programımız kararlılıkta sürüyor. Her türlü engelleme ve yasaklara karşı siyaseti sokaktan kuruyor, sokağın sesini siyasetin sesi haline getiriyoruz.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here