Ambiguitätstoleranz /Ambiguity tolerance/ Müphemlik hoşgörüsü

0

Bugün sizlerle son dönemde sıklıkla duyduğum ve sosyolojik çalışmalarda alternatif olarak sunulan bir kavramdan bahsedeceğim.

Kelimenin kökeninde Latince’den gelen ‘ambiguitas’ kelimesi var.

Peki ambiguitas nedir?

Çok anlamlılık, çift anlamlılık, farklı anlamlar ve anlayışların aynı düzlemde bulunması durumu.

Farklı anlamlı durumların varlığına karşı tolerans sahibi olma.

Türkçeye ‘müphemlik’ olarak çevirisi yapılmış ve müphem de aslında aynı anlama geliyor. Ve hatta müphem kelimesi farklı anlamların zıtlığı durumundan da zor aslında.

Müphem TDK’ya göre ‘belirsiz’ anlamında.

Yani henüz daha ne olduğu belirlenmemiş durumlar için kullanılan bir kelime.

Müphem yani belirsiz olan durumlardan rahatsız olmama ve hatta onları tolere edebilme.

Ambiguitas kelimesinin içinde bir bakıma çelişkili olma durumu da söz konusu. Bütün bu farklı anlamların, çelişkilerin ve belirsizliğin ortasında rahat olarak bütün bunlara hoşgörülü olmak aslında o kadar da kolay değil.

Bu kavramın quantumun düşünce yapısıyla da uyumlu olduğunu düşünüyorum.

Psikanalizci psikolog Else Frenkel Brunswik, müphemlik hoşgörüsünün kişinin bir arada yaşama düzleminde negaitf ve pozitif özelliklerin ve duyguların aynı anda bulunması ve bunu tolere etme olarak da tanımlar.

Bu kavram Transkültür alanında da sıkça kullanılmakta. Transkültür, farklı kültürlerin farklılıklarını kaybetmeden bir arada yaşamaları. Ama globalleşmeyle birlikte kültürlerdeki bazı değişimlerin de birbirlerini etkilemeleri ve düzenli bir karışıma girmeleri.

Müphemlik hoşgörüsünün rahatlığı ‘öteki’ olanı illa anlama ihtiyacı olmaması. Diğerini, ötekini ön şart olarak sunulduğu şekliyle anlamamız gerekmiyor. Anlama gerekliliğinden ziyade diğerini yani ötekini ‘doğru-yanlış’ olarak da tanımlamamız gerekmiyor.

En basit haliyle onu o olduğu için kabul etmek ve onunla bir arada bulunabilme hoşgörüsünü göstermek.

Ambiguitätstoleranz ile ilgili çalışmalarda örneklendirilen bazı kitaplar da var ve bu kitaplar Müslümanlarla ilgili.

Thomas Bauer, Nürnberg’de doğmuş ve Arap dili ve edebiyatı ile aynı zamanda da İslami çalışmalar içinde de bulunmuş bir alman.

Ambiguit kültürü isimli çalışmasında Bauer Müslümanlardan bahsediyor.

İslam kültürünün aslında müphem hoşgörüsünü barındırdığını ve bu bakımdan da Avrupa’da yaşanan orta çağın Müslümanlarda yaşanmadığını ileri sürüyor.

Aslında tartışılır.

Belki de o döneme gelinmedi.

Ama Müslümanların bu müphem kültürünü değil de çok kültürlü yapıda sergiledikleri hoşgörü toplumunu kurduklarını söyleyebiliriz. Özellikle Endülüs bu konuda çok güzel ve önemli bir örnektir.

Kişiselleştirilmiş İslam isimli kitabımda ‘çoklu özgürlük ortamı’ olarak ifade etmiştim.

Çoklu özgürlük ortamı dediğimizde çoklu olan hem özgürlükler hem de bu ortama katılan farklı yapılar için geçerli.

Yani çoklu özgürlük ve çoklu ortam, sosyal yapı.

Özgürlüklerin çoklu olması da bir bakıma yaklaşımların çoklu olması anlamına geliyor. Özgürlüklerin diğer katılımcıların özgürlüklerine değmeden varlıklarını devam ettirmeleri.

Çoklu özgürlük ortamında diğer bireylerin hayatlarını ve yaşam şekillerini anlamanız gerekmiyor. Onların nasıllığının bir önemi yok, önemli olan birey olarak varlıklarının kabullenilmesi.

Ambiguitätstoleranz aynı zamanda bireyleri de özgürleştiren bir yaklaşım. Diğerini, ötekini anlama gibi bir mecburiyetin altına girmenize gerek yok, çünkü anlamak zorunda değilsiniz.

Mecburiyetin olmaması da özgürlük sağlamakta.

Geleceğin toplumlarının bahsettiğimiz ‘müphemlik hoşgörüsü’ prensibiyle kurulacağını şimdiden söyleyebiliriz. Çünkü Z kuşağı yani gençler için ‘ötekini’ anlamak o kadar önemli değil, önemli olan ötekini kabul edebilmek.

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikAlzheimer, FDA ve Piyasaya Yeni Çıkan Bir İlaç Arasındaki Sıkışmışlığın Kısa Öyküsü
Sonraki İçerikSoruşturmalarda yeni dönem..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen Sinan Eskicioğlu evli bir çocuk babasıdır. Almanca, İngilizce bilen yazarın şimdiye kadar yayınlanmış olan beş kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here