Amiralin cübbesi

6

Laiklik ve Sekülarizm nedir?

Görsel ve yazılı basında, TC. Deniz Kuvvetlerinde görevli bir amiralin tarikat cübbesi ve sarığı ile resminin yeralması ve cübbenin altındaki üniformasından görülen rütbesinin ve aracının yanında bekleyen bahriyelinin resimlerinin de teşhiri, rafa kaldırılmak istenen laiklik ve sekülarizm kavramlarının demokrasiler için ne kadar hayati önemi haiz olduğuna bir kez daha dikkatleri çekti.

Türkiye’de genellikle laiklik ve sekülarizm kavramları birbirlerine karıştırılır veya eşanlamlı kullanılır. Latince “Laicus” kelimesinden Fransızcaya (laïcité), bu dilden de laiklik olarak Türkçeye geçmiştir. Fransa’da 1905 Anayasası ile uygulanmaya başlamıştır. Laiklik kısaca din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.

Yine Latinceden “saeculum” gelen sekülarizm ise kısaca modernleşme ile başlamış olup insan yaşamından dini düzenlemeleri kaldırmak demektir. Yani özetle, Medeni Kanun ve Ceza Kanunlarının uygulanması, şeriatın, şer-i kanunların uygulanmaması demektir. Bazı çevreler bunu dinsizlik olarak görürler. Tam tersine seküler yaşam, kişinin dindarlığı veya inancı ile ilgili değildir. Örneğin Miras Hukukunda kız ve erkek çocuk ayrımı yapılmaz ancak şeriata göre erkek çocuklara daha çok hisse ayrılır bazı durumlarda kız çocuklarına hisse bile verilmez.

Bu konulara ait çok sayıda tarihi ve hukuki analiz olduğu için burada daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Türkiye ve bu ülkede yaşayan Müslümanlar ve Müslüman olmayanlar bu çağdaş yaşamı, medeniyeti Mustafa Kemal Atatürk, O’nun silah arkadaşları ve Aziz Şehitlerimize borçluyuz. Bugün Türkiye İslam dünyası içinde önemli bir yere sahipse bunu nedeni Anayasamızca korunan laiklik ilkesidir. İsteyen dindar bir yaşam sürdürür. Ama hepimizin hukukun üstünlüğü içinde aynı kanunlara tabi olmamız, aynı yargıya muhatap olmamız ve aynı kurallara uymamız gerekir. Laiklik ve sekülarizm dindarlığı veya dinleri ortadan kaldırmaz. Bunlar Atatürk karşıtı, Devrim Kanunları düşmanlarınca çıkarılan rivayetlerdir.

Müslüman olarak bu dine aidiyetimden dolayı gururluyum. Dindar arkadaşlarımla salgın öncesi buluşurduk. Bu konular gündemimizi işgal bile etmezdi. Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf “Ölümcül Kimlikler” isimli eserinde şöyle der: “Eğer atalarım Müslüman orduları tarafından fethedilen bir ülkede Hristiyan olmak yerine, Hristiyanlar tarafından fethedilen bir ülkede Müslüman olsalardı, onların inançlarını koruyarak 14 yüzyıl köy ve kentlerinde yaşamaya devam edebileceklerini sanmıyorum. Gerçekten de İspanya’daki Müslümanlara ne oldu? Ya Sicilya’daki Müslümanlar, yok oldular.” (Amin Maalouf, s.50 Çeviren: Aysel Bora, Yapı Kredi Yayınları, 53.Baskı, İstanbul,Ekim 2020)

Burada sözkonusu olan din ve inançlara saygıdır. İslamiyet kendinden önceki dinlere saygılıdır. Onların peygamberlerini tanır ve sayar. Hoşgörü gelir geçer ve tepeden bakan bir tavırdır, ama saygı kalıcıdır. Anadolunun kadim dinleri de bu topraklarda kök salmış ancak antik çağlarda diğer kavimlerin işgalleri ile çok tanrılı dinler bazı işgalci kavimler tarafından sona erdirilmiştir. 1071’de, Türklerin Anadoluya gelişleri ile İslamiyet bu topraklarda yayılmıştır. XIX yüzyılın sonu XX. yüzyılın başındaki aşırı milliyetçi, baskıcı politikalar sonucu Anadolu toprakları büyük acılar da yaşamıştır. Hazreti Muhammed‘in (SAV) vefatından sonra İslam dünyasında zamanla farklı dini yorumlar, tarikat ve mezhepler ortaya çıktı. Osmanlı içinde de devlet tarikatları kontrol altına almak istemiştir. Hatta Halveti Tarikatının kurucusu Kuşadalı İbrahim Halveti bile 1844’de, “…tekkelerin bir yararı kalmadığı için kaldırılmalarını” o zamanda bile teklif edebilmiştir.

Amiralin cübbesinin düşündürdükleri

Türk Silahlı Kuvvetleri “Peygamber Ocağı” olarak da adlandırılır. Türkiye için çok önemli bir kuruluştur. Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrasında hepimizin ailelerinde bugün andığımız Şehitlerimiz ve Gazilerimiz olmuştur. Osmanlı döneminde başlayan modernleşme hep orduda başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğundaki yeni fikirler hep orduda çıkmıştır. Sanatın her dalında hatta resim alanında yaptıkları resimlerle yeni bir çığır açan asker ressamlar bile mevcut.

Türkiye Cumhuriyeti`ni kuran da Osmanlı ordusunda yetişen genç bir subay olarak savaşlarda büyük başarılar kazanan Mustafa Kemal Atatürk değil midir?

Bugün Türk ordusu FETÖ terör örgütünün ordu içine sızmasıyla çok zarar görmüştür. Zira İslamiyetteki tarikatlarda, cemaatlerde hiyerarşi, mutlak surette şeyhin kurallarına cemaat veya tarikat ilkelerine uymakla sağlanmaktadır. Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılmasına ilişkin Kanun 1925’te kabul edildi. Atatürk‘ün en büyük devrimlerinden biri de budur. Böylece modern eğitim ve öğretim ile bilim ve ilime açık sorgulayan nesiller yetişti.

Geçtiğimiz günlerde basında, Deniz Kuvvetlerinde görevli bir amiralin tarikat cübbeli resmi ve tarikat kapısı önünde bekleyen makam aracının ve bahriyeli şöförünün resimlerini görünce üzülmemek elde değildi. Üstelik de bu resimler bir mesaj olmalıydı. Sayın Amiral hafta sonu bu tekkeye sivil kıyafetle gitse haber bile olmayacaktı.

Tarikatın Menzil tarikatı olduğu da basında yeraldı. Saygı Öztürk‘ün “Menzil” isimli kitabında belirtilen sıkı kurallara ve hiyerarşiye sahip bir tarikat. Şeyhin emirlerinden çıkılması imkansız sıkı kurallarla yönetilen bir tarikat.

İstihbarat kuruluşları bu ilişkiyi neden görmemezliğe geldi?

Daha üzerimizde uçan ve şeyhinden talimat aldığı için bir türlü yere indirilemeyen askeri uçakların gürültüsü hala kulaklarımızda.

Başka konularda büyük hassasiyet gösteren ilgili kuruluşlar neden gerekli istihbarat raporlarını yazmadılar?

Yazdılar da göz ardı mı edildi?

Amiral gemisinin kaptanlığını yaparken şeyhinden bir talimat alırsa o gemi ne olacak? Şeyhin talimatı mı Deniz Kuvvetlerinin Yönergelerini mi esas alacak?

Bu ülkenin kolonları, temel direkleri bu laik kurumlarıdır.

Laikliğin önemi

Laiklik onun için çok önemli keşke ders alabilsek…

Laikliğin gerçek demokrasiler için hava kadar nefes kadar elzem olduğunu ne zaman anlayacağız?

Devlet kurumlarında laiklik ilkesinin yani devlet ve din işlerinin birbirinden ayrılmasının uygulanması, insan haklarına dayalı hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkeleri bakımından çok önemlidir. Üstelik bunun yokluğunun büyük acısını, örneğini çok yakın bir zamanda yaşadık. Bu ilkenin uygulanmaması veya amiralin cübbeli gösterisi, en hafifinden tayin, terfiye yönelik mesajları olup diğer kurumlarda da ortaya çıkacak ve bunların önü alınamayacaktır. Hiyerarşinin demokratik prensiplere değil din ve inançlara bağlı olması her zaman kaos yaratır. Bu kaostan, her alandaki eşitsizlikten  kurtulmak için çoğu Müslüman bugün laikliğin uygulandığı ülkelere göç etmiyorlar mı?

Yoksa dini kurallara göre yaşabilecekleri, ekonomileri de çok iyi olan Arap ülkeleri varken Batıdaki Hristiyan Avrupa ülkelerine olan bu göçün başka bir nedeni olabilir mi?

Tabii ki yok. Laiklik aynı zamanda demokrasiyi özgürlüğü de sağlıyor. Onun için laiklikden vazgeçmeyelim.  

Önceki İçerikNisan ayı meyve ve sebzeleri…
Sonraki İçerikKapitalist Müslümanların Allah ve din algısı
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

6 YORUMLAR

  1. laikliğin cübbe sarıkla ne ilgisi var ? sarık cübbe ile namaz kılmakla laiklik ihlal etmiş olur mu? o zaman Ergenekon ülküsüne inanan atatürkçülerin çoğu laiklik ilkesini ihlal ediyor, çoğu namaz kılıyor çünkü. hatta bir Atatürkçü emekli albay biliyorum. namaz kılmayan biri yanında bir kaç gün kalınca namaza başlıyor. şahit olduğum bir örnek var; hayatında namaz kılmamış birisi albayın yanında iki hafta kalıp döndüğünde namaza başlamıştı ve bir daha da bırakmadı. Albay ona namaz kılmayan insan olur mu demiş. Albay mı? Albay köklü CHP’li Cumhuriyet sözcü oda tv yayınlarından başka yayın takip etmez evinin bir odasını içi kitap dolu kütüphane, aynı yayın çevresinin kitaplarıyla dolu. bu albay da mı laik değil.

  2. وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَاراً خَالِداً ف۪يهَا ۖ وَلَهُ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ۟

    Her kim de Allah’a ve Resulü’ne âsî olup 🌹🌹🌹hududunu🌹🌹🌹 aşarsa onu da bir ateşe sokar içinde ebedî kalmak üzere O, hem ona tezlil edici bir azab var.

  3. Ümmeti icap olanlar….islam mümin musluman
    Ümmeti davet olup icabı kabul etmeyenler ….diğerleri

    Toplamda herkes geneli….Ümmeti Muhammed…..
    Çünkü diğerleri yok hükmünde
    Adları Yahudi Hristiyan mecusi Hindu .vs vs

  4. Bide şu var….28 şubatta …amiral güven erkaya rakı getir dedi….30 Ağustoszaferbayramı resesyonsa.dzkk….öbür Osman general pezevenk dedi erbakan……
    Bunda namaz cübbe…..💚🌹🕋👍🤲

  5. Neden birbirimize böyle acımasız ve önyargılı bakıyoruz, acaba bizlerde yaptığımız işlerle veya görevlerimizdeki başarılar ile değerlendirsek birbirimizi ki o değerlendirme kıriterleriyle yükselsek sonuç ne olurdu acaba? Tabiki halkımız ve ülkemiz kazanırdı. Aman şunu demeyin burası Anadolu, burası iskandinav ülekeleri değil , lütfen bu halkına güvenmeyen dili kullanmayalım.
    İnsanlar görevlerini mükemmel yapıyorsa inanç dünyası bizi ilgilendirmez.
    Deniz hanım inanın bende sizinle aynı düşünüyorum; memleket ve milletimiz hakkında ama sadece korkularımız birbirimize güvenmeyi engelliyor, tabiki bunda çekilmiş acılar ve tramvalar hatta tercübeler var .O amirali tebrik ediyorum ve çok teşekkür ediyorum , gizli bir niyet ve amacı yok, herşeyi ile toplum önünde şeffaf bir görüntü veriyor, bizden, içimizden birisi o amiral, bundan hepimiz her inanç sahibi hatta inançsız olan bile memnun olmalı. Ama görevi gereği bunu yapamaz demeyin, yaptığı şey bizim ve bize ait, ama varsa ona bunu yaptırmayan kuralı değiştirebiliriz.
    Terör ile mücadele eden asker ve polise gönül desteği veren yerlerimizi öcü gibi göstermeyelim. Saygı Öztürk bunu çok iyi bilir diye düşünüyorum..
    Askeriye bir milletin tarih, sanat ve kültür kodlarını en sağlam bir şekilde bünyesinde bulunduran kurumların başında gelir, bir hariciyeci olarak bunu benden daha iyi bildiğinize inanıyorum.
    Geçmişimiz birlikte ve geleceğimizi de birlikte inş’a edeceğiz, ben size ve samimiyetinize gönülden inanıyorum. Sizin de katılacağınız düşüncem ise: tek tip düşünce köleleştirir ama farklı düşünmek ise özgürlüğü büyütür…
    Yıl 2021 ve rahmetli Çetin Altan üstadın dediği gibi:enseyi karartmayalım
    Saygılar

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here