Anlıyorum, yargılamıyorum…

1

‘Anlıyorum,

Yargılamıyorum,

Düzeltmeye çalışmıyorum,

Ne yapacağını söylemiyorum’…

Gözlemliyorum.

İnsanları, olayları ve yaşananları.

Kimi zaman algılamakta zorlansam da gözlemliyorum, anlamaya çalışıyorum. İnsan davranışlarını, insanın toplumdaki davranışlarını, dediklerini ve tavırlarını…

Acaba diyorum, Türk ve Arap olanlar çok bildikleri için mi düzen tutmuyor. Hangi konudan bahsetseniz sanki sanırsınız yalamış-yutmuşlar.

Kanal İstanbul ile ilgili seminer veriyorlar,

Dinlerin hepsini biliyorlar,

Neden ve nasıl davranılması gerektiğine de hakimler…

Ama iş kendilerine gelince her şey değişiyor.

Siyasi iktidarı ve savunanları da gözlemliyorum, karşısında olan Sol kesimi de.

Herkes konuşuyor.

Kimsenin dinlemek ve öğrenmekten yana bir isteği yok.

Kültürden olsa gerek.

Kimin sesi çok çıkarsa, o haklı.

Kim dediğinde ısrar ederse, haklı çıkıyor.

‘Söz gümüşse, sükut altındır’ kalkmış; ‘susarsan eziksin, bağırırsan haklısın’ trend olmuş.

‘Eskiden böyle miydi?’ diyorum kendi kendime, eskiye takılı kalmama çabama rağmen.

Yönetimde olanları savunanlara bakıyorum. Acaba ne kadar ücret alıyorlardır da demeden edemiyorum. Ne için ve neden?

Kutsadığımız dinleri ve dindarları gözlemliyorum. Sanki biz mi biraz abartmışız diyorum. Hanımefendilik, beyefendilik, erdem ve hoşgörü…

Avrupa’dan Türkiye’ye gelen birisinin ne kadar bocaladığını görüyorum. Çünkü herkes çok hızlı düşünüp, çok hızlı karar alıyor.

Ekranlarda konuşanların hayatlarını merak ediyorum. Korkularını, sevinçlerini, endişelerini, toplumdaki ekonomik sıkıntıyı neden umursamadıklarını da…

Ezberlenmiş cümleler duymaktan çok sıkıldım.

Her insan canı kutsaldır, karar milletimizindir, gençler çok önemli, gençlerin ve çocukların eğitimi, hak-hukuk, adalet, reform, ekonomik kalkınma, refah ve diğerleri.

Dinlemeyi unutup, sürekli yüksek sesle anlatma derdinde olanları dinliyorum hayatı dengelemek adına.

Çelişen hayatlar, mutsuzluğunu örtmeye çalışanlar, iç sesini duymamak adına yüksek sesle müzik dinleyenler, zoraki gülümsemeler, saygılı davranmalar, rol yapmalar…

Kutsala dair olan dini benimseyenlerin tutarsızlıklarını gördükçe dinden uzaklaşan gençleri dinliyorum.

Cennetle kandırılan, cehennemle korkutulan insanları gözlemliyorum.

Dün ‘herkese özgürlük’ diyenlerin, bugün baskı rejimini paketleyip sunmalarını izliyorum.

Solculuk söylemi yapanların kurduğu kast sistemine bakıyorum.

Herkes biliyor ve herkes haklı.

Kendi adına bilgili ve haklı değil, toplum adına söz sahibiler. Herkes bir diğerine göstermeye ve dayatmaya çalışıyor…

Çocuklara ve gençlere söylediğimi aslında yetişkinlere mi söylemek lazım diye de düşünüyorum…

‘Rahat ol… gerilme…

Anlıyorum,

Yargılamıyorum,

Düzeltmeye çalışmıyorum,

Ne yapacağını söylemiyorum’…

Kendin ol yeter…’

Sevgi ve Bilgiyle kalın

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here