Antika severmisiniz?

2

Çoğumuzun evinde ailelerden, onlara da aile büyüklerinden intikal eden eşyalar, hatıralar, sanat eserleri vardır mutlaka. Eşya derken pirinç bir havan eli, eski bir halı, tabak takımı, pirinç veya gümüş bir hamam tası da, duvar saati, kol saatleri kağıt makası gibi eşyalar, anneannenizin sizin için yaptığı/yaptırdığı tığ işi danteller veya iğne oyaları bürümcük kumaşından bluzlar, kenarları işli tezgahta dokunmuş havlular, peştemallar, Kütahya, Çanakkale Kınık yapımı eski çiniler, aklınıza gelen herşey bugün antika kapsamına girer. Eğer kırsal kesimde oturuyorsanız köy evindeki eski ahşap kapılar, çiftlikte kullanılan eski yaba, eyer vb eşya da eğer iyi kalmışlarsa antika sayılırlar. Eski kitaplar, belgeler, eski evrak, eski pullar, ilk gün zarfları, kartpostallar, fotoğraflar gibi efemera denilen eserler ile gravürler de bu kapsamda değerlendiriliyor.

Evden çıkmadığım bu salgın döneminde öteberiyi toplar, temizlerken aklıma antikacılık geldi. Özellikle geçen hafta gittiğim Ankara Kalesi altındaki antikacı arkadaşlarımı ve Bestekar Sokakta ve Paris Caddesindeki arkadaşlarımın dükkanlarını değişik zamanlarda ziyaret ederken bu sektörün de salgından etkilendiğini düşündüm.

Türkiye’de maalesef antika alanında bazen kelime yanlışları bazen de çok yanlış tanımlar var. Bu sektördeki usta antikacıları tenzih ederim. Mesela bu alanda sık sık duyduğumuz antika, vintage ve retro kelimelerinin anlamları nedir?

Antika

Antikayı şöyle tanımlamak mümkün; eskiliği, nadir oluşu, güzelliği ve kalitesi bakımından yüksek değeri haiz, sanat eseri (resim, heykel vb) ve eşya (her türlü saat, mobilya mücevher, porselen, gümüş, pirinç, bronz obje vb) eşyalardır. A.B.D. gibi ülkelerde antika eşya 100 veya 100 yaşından eskidir; Amerikan Gümrük İdaresinde vergilendirme bakımından bu kriterin getirildiği bazı kaynaklarda yeralmaktadır. Fransa, Almanya Hollanda ve İngiltere’de ise 50 yıl ve üstü eskilikte olan eşyalar antika kapsamındadır. Antika kelimesi latince “anticuum”dan gelmektedir.

Vintage

Fransızca “vendage” kelimesinden ingilizceye geçen bir kelimedir. Türkiye’de de ingilizcesi kullanılmakla beraber ben “dönem veya yıl” olarak kullanmayı tercih ederim. Vintage genellikle şarapcılıkta kullanılan bir kelime olduğundan mevsiminde toplanan üzüm olarak  da anlaşılır. Daha çok şarabın hangi yıl toplanan üzümlerden yapıldığını gösteren bir kelime olmakla birlikte artık eşya ve arabalar için de kullanılmakta. Örneğin “1950 vintage Mercedes” derseniz 1950 yılı imalatı araba anlaşılır. Antika uzmanları vintage veya dönem kelimesinin 20 yıldan eski eşyalar için kullanılamayacağının altını çizerler. Kimi antikacılar ise şu an için vintage’ın 1900’lar ve 1960’ların sonuna kadar olan dönem olduğunu ifade ederler.

Retro

Latince kökenli bir kelime olup “geriye doğru” demektir. Yakın geçmişin modası veya stili anlamında kullanılır. Son 20 yılda yapılan/imal edilen bütçelere uygun eski model eşyalardır. Retro mobilya, retro mücevher vb herkes tarafından satın alınabilecek düşük fiyatlı eşyalardır.

Antika, dönem eşyası ve retro eşya nereden nasıl satın alınır?

Evinizin mutlaka bir köşesinde bulunan antika, vintage (dönem) ve retro eşyalar zamanla değer kazanır. Antika, ikinci el satan dükkanlardan veya bu alanda bugün Türkiye’deki büyük şehirlerde ve sahil kasabalarındaki dükkan ve pazarlardan bu tür eşyalar alabilirsiniz. Bu konularda bilginiz az ise girdiğiniz dükkanlardaki dükkan sahiplerine bu konudaki görüşlerini sorabilirsiniz. Onlar zaten bu konudaki bilgilerini paylaşmayı  severek yaparlar.

Önce bakarak ve sık sık bu gibi yerleri ziyaret ederek bir fikir edinebilirsiniz. Bu gibi eşyaları zaten hemen satın almanız beklenmemektedir. Bu alanda önce bir fikir sahibi ve ilgi alanınızı saptamanız gerekmektedir.

Şimdi dünyanın her yerinde antika veya ikinci el pazarları açılmaktadır. Ancak ikinci el pazarı yerine antika daha popüler bir isim olmuştur.

Ankara

Ankara’da her ayın ilk pazarı Aşağı Ayrancı’da açılan pazar, Türkiye’nin her yerinden gelen dükkan sahiplerinin  kiraladıkları masalarda sergiledikleri eşyalar, objelerle zengin bir pazardır. Bu pazara Bursa’dan, Konya, Kayseri ve hatta İstanbul’dan katılan esnaflar gelir. Bursa’dan gelen bir dükkan sahibinin getirdiği yöresel antik örtüler, kaftanlar, oyalar, dantel ve işlemeler her zaman zevkle baktığım eşyalar arasındadır. Ankara’daki evlerden çıkan binbir çeşit eşya da dönemlerinin yaşanmışlıklarını sergiler. Tabii en acıklısı ortada kalmış sahipsiz fotoğraflardır. Keşke aileler veya çocukları sadece resimlerden birer kitap yayınlayabilseler. Her ayın  ikinci pazarı Çayyolu Antika pazarı yine popüler bir pazardır.

Bu pazarlarda avizeden mobilyaya, efemeradan mücevhere ve gümüş  şamdan, çanak gibi eşyaları bulmanız mümkün. Her çeşit tespih, eski kitap, ikinci el kitaplar, plaklar da buradaki masaların vazgeçilmez eşyalarındandır.

Ankara Kalesinin altındaki dükkanlar, halı, kilim, yağlıboya resimler, gravürler, mobilyalarla dolu. Bir zamanlar yüksek fiyatlara satılan renk renk opalin cam vazolar, bardaklar şimdi daha uygun fiyatlarla yeni sahiplerini bekliyorlar. Ankara’da da müzayedeler yapılıyor. Salgın dolayısıyla müzayedeler internet üzerinden gerçekleştirilmekte. Bu müzayedelerin piyasasının daha ehven fiyatları yüzünden en büyük alıcılarının İstanbul’dan olduğuna dair duyumlar var.

İzmir

İzmir denince önce Kemeraltındaki Kızlarağasından bahsetmek gerek. Annemin sıklıkla gittiği ve kardeşimle beni de götürdüğü  bu çarşıda mobilyalar ve  muhteşem aynalara bakmaktan büyük zevk alırdık. Karaca Sinemasında her ayın ikinci pazar günü açılan Antika ve Koleksiyon Pazarında mücevherden yemek takımına kadar her türlü eşya ve objeyi bulmak mümkün. Güzelbahçe’de  ve Alaçatı’da bu tür pazarlar olduğunu biliyorum.

İstanbul

İstanbul en eski yerleşim merkezi ve üç imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehir olarak zaten kendisi bir antik şehir niteliğinde. Saraylar, yalılar  özel ve resmi müzeleri camileri, kiliseleri ile büyük bir antika merkezi. Cihangir Çukurcuma’daki antikacılarda mermer kurnalar, mermer bahçe heykelleri, ahşap eşyalar her zaman cazip. Fatih’deki Horhor Antikacılar Çarşısı ise gezilmeye değer. Daha çok yabancıların ilgi gösterdiği bu çarşı her zaman zengin ve çok göz alıcı.

Feriköy veya Bomonti Antika Pazarı yaz kış pazar günleri kurulur. Aslında çok ilginç objeler mevcut. Şimdilerde yeni açılan sanat galeri ile çevresi değişen Dolapdere Feylesof sokaktaki her pazar kurulan eskici pazarına sabah 07 gibi gitmenizi salık veririm. Zira açılan eşyalar esnaf tarafından hemen kapışılmakta.

Küçükpazar Bit Pazarı ise her cumartesi açık ve Balat’a yakın. Kadıköy ve Üsküdar’daki antika çarşıları ise her zaman insanı şaşırtmaya hazır.

Türkiye’deki pazarlar da artık Avrupa’daki pazarları aratmayacak kalite ve güzellikte.

Bu konuya son vermeden önce çok ilginç bulduğum bir anımı paylaşmak istiyorum. 2007 yılında Roma’da Porta Portese isimli her pazar  günü açık bir sokak pazarında dolaşırken sahibini de tanıdığım eski gravür satan bir masaya bakmayı alışkanlık edinmiştim. Bir pazar günü elle renklendirilmiş, altında Roxalana yazılan Fransa’da yapılmış bir gravür buldum. Muhteşem Yüzyıl dizisinin tekrar gündeme getirdiği Hürrem Sultan gravürü elimdeydi hem de ahşap baskısı. Yanımda ise sadece 50 Avro vardı. Masanın sahibi Laura’ya ne kadar olduğunu sordum. Duraksadı. Heyecanımı belli etmek istemedim. Tabii ki böyle pazarlarda yapıldığı üzere pazarlık da edecektim. Masanın altına eğilerek bir gravür daha çıkardı. Bu ikisi sana 15 Avro dedi. Çok sevindim. Tereddüt ettiğimi zannetti. Peki o zaman sana 13 Avro dedi. İkinci gravür  İbrahim Paşaydı  ama Pargalı değildi. Hemen 50 Avromu vererek paranın üstünü aldım. Benim için çok değerli olan bu iki gravür şimdi duvarımda asılı. Her bakışımda o günü hatırlarım. Böyle güzel sürprizler de oluyor.

Aslında antika pazarları bir şehrin sosyal tarihini de göstermesi bakımında çok önemli bu bakımdan  antikacılar bu alanda kıymetli bilgilere sahipler.

Eğer vaktiniz varsa iyi alışverişler ve iyi şanslar dilerim.

Deniz Kılıçer

Önceki İçerikNeden hep önümüze değil dolara bakıyoruz?
Sonraki İçerik“Menajerimi Ara” ile ekranlarda bir uyarlama dizi daha
Deniz Kılıçer
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

2 YORUMLAR

  1. Deniz kızımızı, genç kızlığından, rahmetli annesi ile beraber mağazamızdan yaptıkları alış verişlerden tanırım. Kendisi, sessiz sakin fakat dikkatli bakışlarla mağazadaki objeleri izlerdi. Zaman zaman da beğendiği parçaları satın alırdı. Fakat ben bu kadar meraklı olduğunu bilmiyordum. O sakin görünüşün altında meğer yoğun bir Bilgi birikimi ve antika merakı gizliymiş. Deniz kızım seni tebrik eder esenlikler dilerim.

  2. sn.deniz kılıçer yazılarınızı ocak medya da devamlı takip ediyorum.
    eğitim hayatınız ardından gelen dış temsilcilik görevleriniz aldığınız ödüller bildiğiniz diller.
    60 yaşı biraz geçmiş bir vatandaş olarak gençlik yıllarımızda o zamanki mazlumlar şimdinin muktedirlerinin etkisinde kalarak monşer dediklerimiz arasında belki sizlerde vardınız.
    bu günkü dış politika kararlarında sözde alaya aldığımız o monşerlerin kılı kırk yaran hassasiyetlerini mumla arıyoruz.
    devletlerin düşmanları yoktur karşılıklı çıkarları menfaatlerinin olduğu gerçeğini her zaman dış politika kuralı halinde uygulayan hayata geçiren monşerler.
    sizden ve sizin nezdinizde hepsinden özür diliyor hayatta olanlardan haklarını helal etmesini diliyorum.
    hayatta olmayanlarında ruhlarına okuduğum ihlas ve fatihalar ile ahirette hesaba çekilmeyeceğimi ve kul hakkından kurtulamayı umut ediyorum.
    Allah sağlık ve sıhhatten ayırmasın.
    tüm saygım ve hürmetlerimle.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here