Aranan yargı HDP’yi kapatma davasında çıktı..

0

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu. “Her suçta beraber oldukları büyük ve geniş bir aile kurdular.” diyen Buldan, şunları söyledi:

“Bunun adı yerli ve milli suçlular ittifakıdır. Mafya ve çeteleri öyle güçlendirdiler ki suç örgütlerini ve Susurluk takımını devletin başına adeta kayyım yaptılar. Tecavüzcüler ortalıkta gezerken, tecavüzcü yargılansın diyen Ezgi Mola hakkında dava açtılar. Kendi Bakanlığına dezenfektan satarak dolandırıcılık yapanlar orta yerde dururken, kapanma sürecinde ekmek parası için sokakta mendil satan kadınları gözaltına aldırdılar.

Hopa’da çay kotasının kaldırılması için eylem yapan çay üreticilerini gözaltına aldılar. İkizdere’de direnen köylülere saldırdılar. Suruç’ta adalet için aylardır feryat eden Şenyaşar ailesini gözaltına aldılar. Gezi anmasına katılanları gözaltına aldılar.

İstanbul Sözleşmesi için direnen kadınları gözaltına aldılar. Kadıköy’de ‘mafya iktidarına son verelim’ çağrısı yapanları gözaltına aldılar. Yargı, iddiaların üzerine gideceğine hak arayanlarla, itirazını dile getirenlerle, adalet talep edenlerle mücadele ediyor.

Suçları ifşa olduğu günden bu yana yargıya bakıyoruz: Mafya ortada gezerken Demirtaş’a 2 yıl 6 ay hapis cezası verdiler. Rüşvetçiler, mala mülke çökenler ortada cirit atarken, esnaf ziyaretlerimiz nedeniyle 11 vekilimiz hakkında fezleke düzenlediler!

Halk, günlerdir, ucu saraya, iktidarın bakanlarına, bürokratlarına dayanan suçlarla ilgili soruşturma açacak, üzerine gidecek tek bir savcı yok mu diye sormaktadır. Aranan yargı nerede ortaya çıktı? HDP’yi kapatma davasında!

Meydanı bu çete mafya düzeninin karanlığına asla bırakmayacağız. Yolumuza engeller çıkarsalar da o engelleri bugüne kadar olduğu gibi bir bir aşmaya devam edeceğiz. Buna gücümüz de var, kararlılığımız da var, cesaretimiz de var, ferasetimiz de var.

İktidar çözüm sürecine siyasi fırsatçılıkla yaklaşmamış olsaydı, masayı devirmeseydi, Türkiye bugün siyaset-mafya-çete üçlüsünün ve yarattığı kirlenmenin esiri değil, barış-demokrasi-adalet üçlüsünün hâkimiyetiyle büyük bir dönüşümü başarmış olacaktı.

AKP Genel Başkanı çıkmış ‘Esnafa şu kadar yardım ettik, borç erteledik. Ama nankörlüğün boyutu yok’ diye insanlara hakaret ediyor. En büyük nankörlüğü siz yapıyorsunuz. Halkın oyunu aldınız, sözler verdiniz. Sözlerinizi tutmadınız, halkı kriz bataklığına sürüklediniz. Ahmet Şık bu ülkenin halkları tarafından seçilen bir milletvekilidir. Onu bu koltuktan indirecek olan halklardır. Kimsenin gücü Ahmet Şık’ın vekilliğini kaldırmaya yetmez.”

TEK ADAMIN ELİNE TESLİM EDİLDİ

Buldan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: “Demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, gerçek bir adaletin ve şeffaf, denetlenebilir bir yönetiminin olmadığı sistem, çete-mafya düzeninden başka bir şey değildir. Türkiye, bugün çürüyen ve çürüten bir sistemle yüzleşme sürecini yaşamaktadır. 16 Nisan Referandumu ile yasama, yürütme, yargı ve medya birleştirilerek tek adamın eline teslim edildi. Birbirlerine sokakta dahi söylenmeyecek ağır sözler sarf edenler savaş, rant, talan ve Kürt düşmanlığında birleşerek, her gün hukuksuzluk ve gasp üreten, yolsuzluk ve yoksulluk üreten, çatışmayı körükleyen, demokratik değerleri tüketen bir talan düzeni kurdular. Sınırsız iktidar, sınırsız talan, sınırsız zenginleşme düzeni, hukuk dışına çıkma özgürlüğü… Organize suç örgütleri, mafyayı, Susurlukçuları, darbecileri, ırkçıları, paramiliter yapıları, satılmış medyayı, kadın katillerini, Kürt düşmanlarını, yandaş rantçıları bu düzenin ortağı yaptılar.

Tek devlet, tek millet, bekâ, terörle mücadele, milli güvenlik. Hep söylüyoruz, bunlar ne zaman vatan millet derse gözünüz mutlaka başka yerlerde olsun. Bunların çevirdikleri filmlerde götürdükleri milyon dolarlarda olsun. Karşımızdaki yapının uyguladığı yöntemler nelerdir, şimdi bir de oraya bakalım. Ordu, polis, yargı, istihbarat, medya ve mafya gücüyle halkı korkutmak, sindirmek demokratik siyaseti, toplumsal muhalefeti hedef göstermek, kriminalize etmek, itibarsızlaştırmak, insanları hukuksuzca gözaltına almak, tutuklatmak, işkenceyi karakoldan sokağa, her yerde yaygınlaştırma, medyaları aracılığıyla 24 saat kara propaganda üreterek psikolojik savaş yürütmektir. İşte iktidarıyla, mafyasıyla, bürokrasisiyle Türkiye’yi kuşatan bu karanlık sistem bu şekilde çalışmaktadır. Bu sistemin koordinasyon merkezi de Saray’dır.

Marmara Denizi’nde ortaya çıkan deniz salyası ürkütücü boyutta. Ancak mafya, bürokrasi, siyaset ittifakının ülkeye yaydığı müsilaj Marmara’dakinden daha beterdir. Bu siyasetin ürettiği salya tüm ülkeyi pandemi gibi sarmıştır. Tıpkı 90’lardaki gibi… Bu zihniyet yıllardır bu ülkeyi adeta sümenaltı cumhuriyetine dönüştürmüştür. Bütün pisliklerin üstünü devlet sırrı söylemiyle kapattılar, kapatmaya devam ediyorlar.

Tecavüzcüler ortalıkta gezerken, tecavüzcü yargılansın diyen Ezgi Mola hakkında dava açtınız. Buradan Ezgi Mola’ya da kucak dolusu sevgi ve selamlarımızı gönderiyoruz. Kendi Bakanlığına dezenfektan satarak dolandırıcılık yapanlar orta yerde dururken, kapanma sürecinde ekmek parası için sokakta mendil satan kadınları gözaltına aldırdılar. Hopa’da çay kotasının kaldırılması için eylem yapan çay üreticilerini gözaltına aldılar. İkizdere’de direnen köylülere saldırdılar. Suruç’ta adalet için aylardır feryat eden Şenyaşar ailesini gözaltına aldılar. Gezi anmasına katılanlara saldırıp gözaltına aldılar. İstanbul Sözleşmesi için direnin kadınları darp edip gözaltına aldılar.

7 HAZİRAN’IN YIL DÖNÜMÜNDE HDP’YE KAPATMA DAVASI

Aranan yargı nerede ortaya çıktı biliyor musunuz? Dün itibariyle bir kez daha HDP’yi kapatma davasında. Yargının içine düştüğü çukuru bizler görebiliyoruz. Suç örgütlerinin üzerine gitmeyen, gidemeyen yargı, HDP hakkında yeniden kapatma davası açarak mafyatik düzene bir kez daha kalkan oldu. Ne bu pislikleri ortaya dökülse, ne zaman bu hukuksuzlukları, haksızlıklar ortaya saçılsa o zaman akıllarına bir kez daha HDP geliyor, Kürtler geliyor, tıpkı dün akşam yaptıkları gibi. 7 Haziran 2015 seçimlerinin yıl dönümünde HDP’ye bir kez daha kapatma davası açtılar. Kobani kumpas davasında olduğu gibi kirli, siyasi bir operasyonla karşı karşıyayız. 7 Haziran Türkiye siyasal tarihinin önemli bir dönüm noktasıdır. Bugünkü mafyatik düzenin bir kırılma noktasıdır.

Halklarımızın güçlü iradesi karşısında asla başaramayacağınızı size söylemek isteriz. Mafya ve çetelerin yazdığı siyasal tarihiniz değil, halklarımızın yazdığı onurlu tarih kazanacaktır. Suçlular ittifakı değil, halklar ittifakı kazanacak.

Açtıkları kapatma davası HDP’yi daha fazla büyütecek ve daha fazla güçlendirecek, kimsenin kuşkusu olmasın. Mücadelemiz daha da büyüyecek. Meydanı bu çete-mafya düzenine bırakmayacağız. Yolumuza engeller çıkarsalar da, bundan sonra da bir bir aşmaya devam edeceğiz. Buna gücümüz de kararlılığımız da var. İstedikleri kadar bizi siyaset dışına atmaya çalışsınlar, demokratik siyasetten vazgeçiremeyecekler bizi. Demokratik ittifaka yürüyüşümüzü durduramayacaklar. Türkiye halkları çok net görmelidir ki ülkeyi bu çöküşten çıkaracak güç ve demokratik seçenek sadece ve sadece HDP’dir. Kapatma davasının sonuçlarını biz değil, iktidar düşünsün. Kimse karamsarlığa kapılmasın.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here