Artık Türkiye’de her işin altında ‘Erdoğan’ın memnun edilmesi’ şartı var

1

Erdoğan inatçı bir adamdır ve ülke içinde liderlik karizmasını tamamlayan da tam olarak bu inadıdır.

Erdoğan inatlaştıkça yandaşları onun dünya devlerine karşı durduğunu ve “ümmetin lideri” olarak tozu dumana kattığını düşünmektedir. 

O yüzden yandaşların bir kısmı Erdoğan düşerse ümmettin düşeceğini, ezanların susup minarelerden ezan yerine çan seslerinin yükseleceğini bile söyleyebilmektedir.

Erdoğan’ın siyasi ortağı ise her şeyi varoluşsal sorunlar üzerinden almakta, kendileri giderse ülkenin de gideceğini ve bu sebeple vatanına bağlı tüm çevrelerin iktidarı kayıtsız şartsız kendilerine bırakmaları gerektiğini dile getirmektedir.

Tabii bunların gerçeklikle bir ilgisi yoktur, uluslararası arenada inat veya belagat değil menfaatler konuşmakta ve biri bir diğerinden hazzetmese de onu bu şekilde ifade etme yoluna girmemektedir. 

Kaldı ki diplomasi bu günler için var ve diplomatlarınızda sizden buldukları güce göre bir ifadeye baş vurmaktadırlar. 

Tabii toplantı sonrası işinden olması riski yoksa ki, bu risk Türkiye’de bir olasılık olarak hep var olmuştur, çünkü işin altında menfaatlerin temin edilmesi değil, Ankara’daki siyasi baronların memnun edilmesi yatmaktadır.

Erdoğan’ı suçlayabilirsiniz ama o da geçmişten böylesi bir vesayeti teslim almıştır ve bunu ilk başlarda yapmasa da sonrasında o da diğerleri gibi işi kendisinin memnun edilmesi şartında arar olmuştur.

Yani lafı gevelemesek artık her işin altında Erdoğan’ın memnun edilmesi şartı vardır. O nedenle diplomatların bekleneni vermeleri o kadar kolay değildir.  Zira ortada bir yandan ülke menfaatleri ve diğer yandan kişinin memnun edilmesi şeklinde iki farklı yerin ortak bir uzlaşıda ortaklaştırılması şartı vardır. 

Erdoğan’ı memnun etmek ise oldukça zordur, çünkü memnun edilmesi şartının altında bildiğimiz manada politik, ekonomik veya diplomatik doğrular yoktur, kendisinin inandığı birtakım ilkeleri vardır.

Tabii politikada iş ilkelerle değil, seçili doğrularla yürümektedir ve seçilmiş herhangi bir doğru sınandığında beklenen sonuçları vermediğinde elenmekte, yerine alternatif bir fikrin ikamesi yoluna gidilmektedir. 

Ama dediğim gibi Erdoğan inatçıdır ve inat etmeyi sürdürmeyi seviyor, ta ki verilmiş bir karar elenene veya kendi ilkeleriyle uyumlu bir hale getirilene dek.

Elbette Erdoğan’ın pragmatik bir yanı da vardır, iş doğru yapmaksa bazen kendi ilkelerinden de vazgeçebilmektedir, fakat doğrusu Erdoğan’ın bu pragmatizmi genelde iç politikada değil dış politikada görülmektedir, çünkü iç politikada ona karşı varlık gösterecek bir kurum artık ne yazık yoktur.

Yani artık Erdoğan’a söz söylemek için sesinizin onun sesinden daha yüksek çıkması gerekmektedir ve doğrusu dış politikada böylesi bir koşul olsa da, iç politikada böyle bir koşul yoktur, zira ülkedeki en güçlü siyasi figürü Erdoğan’dır ve iç politikada sesi kendi sesinden daha fazla çıkanlardan da hiç haz etmemektedir.

İlkesel davranışlar seçmenlerin hoşuna gidebilir, ancak şu var ki politikada ilkelere yer yoktur, esas olan günün ruhuna uygun kararlar vermeyi başarmaktır, çünkü başarmanın sırrı da böylesi pragmatik bir yaklaşım gerçekleştirmekten geçmektedir. Yoksa “ilkelerimden taviz vermem” diye vereceğiniz her karar ülkenin bizzat kendisine zarar verebilir ki, faizlerin indirilmesi kararında gösterdiği ısrarın sonucunda alınan netice de tam olarak budur.

Erdoğan’ın bu kadar merkeze oturtulması artık ülkesine zarar veriyor; çevresindeki insanlar ona karşı zayıf kaldıklarından kararlarını sorgulayamıyor ve çoğu zaman sorgulayıp gözden düşmektense yağ çekerek konumunu korumayı yeğliyor, yani artık bir bakan veya diplomat için konumunu korumak ülke için doğru yapmaktan evla olmuş bulunuyor. 

Tabii bu yalnızca Erdoğan’a özgü bir özellik değildir, dünyanın tüm güçlü liderleri kararlarının sorgulanmasından pek hazzetmez. 

Lider güçlü olduğu oranda hata katsayısı artar, çünkü lider güçlü olduğu oranda kararlarını istişare etme koşulu zayıflamakta ve yanındaki insanlar onun kararlarını eleştirmek yerine şahsını yüceltmeye yönelmektedir, zira artık konumlarının güvenliği o kişinin elindedir.

Güçlü liderlerin handikabı zaman içinde yanılmaz oldukları hatasına düşmeleri ve çevrelerinde onlara sitayişler dizmenin dışında başka bir işe yaramayan güruhlara yalnızca muhaliflerini sevindirmemek için sahip çıkmaya gitmeleridir. Hata yapma lüksleri yok ya, belli ki onları tasfiye etme yoluna gitmelerini kendilerinin hatalı olduklarına karşılık almaktadırlar. Hata yapmak ise güç bulduktan sonra kitaplarında yoktur. 

Erdoğan bu konuda herhangi bir taviz vermeye yanaşmamakta, herhangi bir bakanını veya milletvekilini tüm bayağılığına rağmen yanılmaz olduğunu ispatlamak için gözden çıkarmaya yanaşmamaktadır.

Ve gerçekten Erdoğan’ın çevresine bayağı bayağı olan bir kitle birikmiş, Erdoğan’a hiçbir sitayişler dizmenin dışında hiçbir numaraları olmamasına rağmen Erdoğan onları yanında tutmakta ve onlarda bunun karşılığında Erdoğan’a daha çok sitayişte bulunarak onun her gün biraz daha gerçeklikten kopmasına hizmet vermektedirler.  

Olayın vahim bir tarafı daha var: bunlar dizdikleri sitayişlerle Erdoğan’ın egosunu besleyebilirler, ama gerçekten Erdoğan’da böylesi sitayişlere ihtiyaç duyuyorsa bu daha vahim bir durumdur, çünkü her sitayiş insanın daha da yanılmaz olduğu kanısının pekişmesine yol açmaktadır.

Erdoğan böyle düşünmese bile durum yine vahimdir, çünkü bunların hiçbir vasıfları yoktur, hiçbir numaraları yoktur, tüm kerametleri Erdoğan’ın adamı olduklarını söylemeleri ve Erdoğan’ın karizmasından beslenirken yaptıkları iş takipleriyle çevrelerini zengin etmeleri ve bu yolla Erdoğan’ın toplum içindeki imajına zarar vermeleridir.  

Kaldı ki Erdoğan egosunun beslenmesini sadakat olarak alıyorsa bu daha vahim bir durumdur, çünkü zaten gerçeklikten kopmanın en kestirme yolu kişinin egosunun beslenmesine izin vermesidir.

Tabi bu yazının önemli bir kısmı teorik ve kuramsal önermeler içermektedir, umarım herkesin selameti için Erdoğan’ın yuvarlandığı nokta burası değildir.

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here