Aşı olmayan işini kaybedecek; peki istisnası ne derseniz?

0

“Baskın sosyal medya çöktü!” diye sevinen arkadaşlarım çıktı: “Pandemi döneminde yalan haber ile uğraşmak bıkmıştım. Bir günlüğüne de olsa kafam rahat etti!” Üzerlerine almış oldukları ağır sorumluluk, insan hayatını kurtarmak olunca bazen olay obsesyon boyutuna dahi çıkabiliyor. Dünyanın bir köşesinden kaybedilmiş her can, yüreklerini yakıyor. Önceleri çaresizlik hâkimdi olaya, virüse karşı savaşacak silahlarımız çaresiz kalmıştı dünya çapında. Şimdilerde ise yalan haberler, paranoyak delüzyonlar ile insanlar kandırılmakta ve gözlerimizin önünde her gün bir insan yaşamını yitirmekte. Kolay değil elbette! Neyse, amacım aynı konuları tekrar tekrar ısıtıp önünüze sürmek değil efendim…

Amerika’da, başka hangi ülkede benzer bir uygulama var bilmiyorum doğrusu, tıbbi veya dini bir zorunluluğu olmayan tüm sağlık çalışanlarına, çoğu eyalette veya hastane bünyesinde COVID aşısı zorunluluğu getirildi. Olmayanlar işlerini kaybetmeye başladılar bile. Sizlerle tartışmak istediğim konu, aşı zorunluluğu meselesi değil. Tıbbi zorunluluk haricinde aşı mecburiyetinden muaf tutulma sebebi olan “dini” gerekçesi!

Ülkemizde sosyolojik bir çalışma yapılıp da hangi düşünce dünyasına sahip kişilerin sıklıkla COVID aşısına karşı çıktığını ortaya koyma şansımız olmadığı için- olanaksızlık bilim camiasına ve/ veya üniversiteleri cendere altına almış olan mahalle kıskacına aittir- burada genellemeler/ önyargılar ile yola devam edeceğim. Ocak Medya’da Mehmet hocamız, ülkedeki son günlerde ortalığı kavuran akım nedeniyle Müslüman kimliği ile bu karşıtlığı bir araya getirmemek gerektiğine dair güzel bir yazı kaleme almış. Ama en başından net bir tavır içinde bulunulmayan, sonradan gelişmiş hiçbir olaya, siyah veya beyaz denilemeyeceği için, çok daha kuvvetli karşıt görüşler elde etmek mümkündür elbette. Eminin, ilgililerin elinin altında bu konuda sosyal medyada dolaşan güzel yazılar vardır.

Neyse, ABD’de bir Müslüman veya Katolik veya bir Yahudi, gidip de benim düşünceme ters diyerek COVID aşısı olmaya karşı çıkamaz, çıksa da haklı bulunmaz. Ha, derseniz ki içinde alkol var, domuz ürünü var, bak oradan yürüme şansı olabilir! Onun haricinde, Yehova şahitlerindeki gibi bir keskinliğe ihtiyaç var anlayacağınız. Büyük oyunu gördük demeniz de yetmiyor maalesef…

Ne olursa olsun, sonuçta varlığını insana borçlu olan dinlerin/ inanç sistemlerinin, burada bir genel geçer söz söyleme hakkı varken, özne olan insanın varlığının yok hükmünde sayılması, kabul edilebilir gibi değil! Benim hakkımda alınması gereken bir kararı, bir birey olarak benim değil de, bir yerlerden yüksek bir otorite tarafından belirlenmesi, zamanın ruhuna da ters bir durum. Kolonoskopi yaptırdıktan sonra boy abdesti alınmasını öneren kurumları/ otoriteleri/ büyükleri dinleyip dinlemeyeceğiniz sizin kararınız! Ama toplumsal bir kural ortaya konuyorsa, dini görüşlerin söz söyleme hakkı olduğu her noktada, insanın da birey olarak söz söyleme hakkı olması gerekmektedir. Burada hedefim, dini özgürlükleri azaltmak değil, insanın özgürlüklerini arttırmaktır! Sonuç itibariyle, her beden Yaratan’ın bir sıfatını/ bir parçasını taşıyor veya temsil ediyorsa, verin o zaman insanın özgürlüğünü/ hakkını/ değerini kendisine…

Önceki İçerikEv mi istiyorsunuz, Yuva mı?
Sonraki İçerikBahriye Üçok’u şehit edenler
Doğum yeri olan Kuzey Ren Vestfalya’ya (Almanya) doktora sonrası araştırmacı olarak geri döndüğü zaman, Essen Uni Klinik’te yaptığı deneysel çalışmaların hayatının dönüm noktası olacağını bilmiyordu. Eğitim hayatına Ankara’da başlayan ve her zaman bir parçası olmaktan onur duyduğu Hacettepe Tıp Fakültesi’nde devam eden Dr. Altınbaş’ın önüne serilmiş yeni bir dünya vardı artık. İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji uzmanı bir kliniysen hekim olarak, Başkentin en yoğun akademik ortamlarında çalışma fırsatı bulan ve yaptığı klinik araştırmalar ile Doçent Doktor ünvanı elde eden Dr. Altınbaş’ın son durağı Harvard Üniversitesi olmuştur. ABD Boston’da geçirdiği iki yılın sonunda, artık yaşayacağı son durağı belirlemiştir. Yeni çalışma ortamı, Yale Üniversitesi’dir. Bilimsel olarak odaklandığı karaciğer hastalıkları oluşum mekanizmaları dışında, yaklaşık 10 yıl boyunca bir Amerikan şirketinde “Gerçek Dünya Verileri” alanında Medikal Danışman/ Direktör olarak görev almıştır (STATinMed Inc.). Ulusal ve uluslararası kongrelerde onlarca sunum yapmış, ülkemizde çalıştığı kurumlarda tıp öğrencisi, iç hastalıkları asistanı ve gastroenteroloji yan dal asistanı eğitimlerinde aktif rol almıştır. İlk yazılarının (Almanca şiir dahil) yayınlandığı, üretmenin zevkini ilk olarak tattığı dergi, Dr. Altınbaş’ın “Şu kısa yaşantımda özlemle andığım ve gençlik yıllarımın geçtiği, olgunlaştığım yer!” dediği, Büyük Kolej okul dergisidir. Üniversite yıllarında başkanlığını da yaptığı Tıp Fakültesi Bilimsel Araştırmalar Topluluğu (HUTBAT) ve kurucular kurulunda yer aldığı Türkçe Topluluğu bünyesinde çıkartılan dergilerde editörlük ve yazarlık yapmıştır. İngilizce ve Türkçe dilinde basılmış 10 adet tıp kitabında bölüm yazarlığı olan Dr. Altınbaş’ın, uluslararası arenada yer alan saygın hakemli dergilerde 100’e yakın bilimsel yazısı yayınlanmıştır. Ulusal ve Uluslararası 20’ye yakın tıp/ bilim dergisinde hakem olarak görev alan Dr. Altınbaş, Kasım 2020’den itibaren Ocak Medya’da medikal ve para-medikal yazılar yazmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan Dr. Akif Altınbaş, İngilizce ve Almanca bilmektedir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here