Aşk-ı Ala

0

Yolcu varsa, yolda olur. Yolcu yolunu açar ve arayacağını bulur.

Aslolan aramaktır.

Bulunan ha Mevla ha bela.

Aslolan aramaktır.

Şems’in babası bir Hasan Sabah hayranı ve fedaisi olduğu söylenir. Olabilir. Sanırım bu olabilirlik içinde; bu babasızlık ve bir davaya, bir sevdaya bağlanmayı beraberinde getirdi. Aşık olmak ve o Aşk için ölmek, hiçleşmek bir irsiyet de olabilir.

Şems Tebriz’den yola çıktı. Adını Güneş koydu. Çünkü yüreğinde o Güneş kadar bir ateş vardı. Aradı durdu. Yorulmadı, durmadı ve en sonunda aradığını Mevla ile buldu. Bulduğu anda ağzından gayri ihtiyari şu sözcükler döküdü.

Bir gelir seni sen eder.

Biri gelir seni senden eder.

Reklam

Şems, Mevlana’yı bir atın sırtında gördü. Yanına yanaştı. Bir kuğu, bir tavus gibi zerafetli içindeydi Mevlana. Şems ile Mevlana ile göz göze geldiler. Gözler gözler içinde eridi. Ve birbirlerine vuruldular. O an, o dem Şems aşık oldu ve Aşkın Kırk kuralının temellerini attı.

Mevlana çayin ve şarabın rengi, tadı, demi, kehribarî rengiydi.

Şems sadace sadece şekeri oldu ve Mevlana’nın içinde eridi.

Hiç oldu. Ve insan sevdiği için aşkı için hiçleşemebilmeli, zamanı gelince de ölmeli, dedi.

Sözünde durdu ve ölümün üstüne bile bile gitti.

X

Benim ikinci Merhabam Aşk-ı Ala’dır.

Biraz Şems, biraz Mevlana’dır.

Reklam

Çünkü Şems bize aşkın basamaklarını gösterdi.

Cismanî,

Rahmanî

Ve Rabbani.

Ve farkını koydu; Cismanî yaşanmadan Rabbaniye varılmaz.

Bence bizim ve hepimizin en büyük eksiği sevmesini bilmiyoruz. Sevgimizi belirtmiyoruz. Aşk’ı yanlış yer ve yanlış yerde arıyoruz. O nedenle bence çocuklarımız sütten mamadan önce sevgiyle baslemeliyiz.

Onlaraa Cibranice bakmalıyız.Cibran’a kulak verelim mi?

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
Çünkü ruhları yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever

Cibran’ın sonsuz ve evrensel ruhu, Şems ve Mevlanın engin sevgi denizi ile yıkanan ve büyüyen çocuklar yarının en büyük umutlarıdır. Onun  43 yıllık ömrünü çocuk eğitimine adayan ve binlerce Rus çocuğunu Gorki Okulu’yla eğiten Anton Makerenkon der ki; 0-7 yaş arasındaki alınanler temeldir. Kişilik bunun üzerina bina edilir.

Meslekî kmliklerimden biri de eğitimcilik ve öğretmenlikti. Biraz tiyatro ve edebiyatın her alanında bulundum.

İnsan eğitimi yalnız okullardan olmaz.

Anne ve baba birer eğitimci olmak durumundadır.

Bir eğitmen çocukları, edebiyatı sevmiyorsa eğitimci olmamalıdır.

Anne ve babadan sonra en önemli eğitici unsur öğretmendir.

Ve hayat bir okuldur. Bu okulda insan şekillenir.

Kabil ve Habillik insanın fıtratınd vardır.

Çocuklarımız ne kadar Habil ve ne kadar Kabil olacağı biraz da bizim elimizde. Onlara ne verirsek o şekilde geri alacağız da. Bir toplumun en önemli serveti güçlü eğiticimlerdir. Maalesef bu da bizde en zayıf olan damardır.

Belki ondan dolayı zaman zaman tökezliyoruz.

(…)

30. Haziran. 2020

Essen- Almanya

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here